- Ayrıca Turkcell’den öncelikle SMS sonlandırması hizmeti talep edildiği halde ses
çağrılarının da sonlandırılması hizmetinin alınmasının mecbur kılındığı, böylece Netgsm’in
piyasaya girerek Turkcell ile rekabet etmesinin engellendiği
iddia edilmektedir.
(3) G. DOSYA EVRELERİ: Kurum kayıtlarına 9.3.2010 tarih, 2091, 2092 ve 2093 sayı ile intikal eden başvurular üzerine hazırlanan 9.6.2010 ve 2010-2-114/ÖA sayılı Önaraştırma Raporu, 17.6.2010 tarihli Kurul toplantısında görüşülerek; 10-44/768-251 sayı ile “başvuru konusunu oluşturan erişim ve arabağlantı anlaşmalarının koşullarının ilgili mevzuat çerçevesinde BTK tarafından belirlendiği, onaylandığı ve uzlaştırıldığı dikkate alındığında, başvuru konusuna yönelik olarak 4054 sayılı Kanun çerçevesinde herhangi bir işlem tesis edilemeyeceği” gerekçesiyle Turkcell ve Vodafone hakkında soruşturma açılmasına gerek olmadığına karar verilmiştir.
(4) Netgsm tarafından anılan Kurul kararının yeniden değerlendirilmesi talebiyle İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 11. maddesi kapsamında yapılan başvuru; başvuruda ortaya konulan delil ve iddiaların ilk başvurudan farklı olmadığı gerekçesiyle Kurul’un 16.9.2010 tarih ve 10- 59/1199-M sayılı kararı ile reddedilmiştir.
(5) Danıştay 13. Dairesi 11.3.2014 tarih, 2010/4805 E. 2014/832 K. sayı ile dosya konusu iddiaya ilişkin olarak söz konusu Kurul kararının iptaline karar vermiştir. 1
(6) Söz konusu iptal kararı üzerine 7.8.2014 tarih ve 14-26/541-M sayılı Kurul kararı ile Turkcell ve Vodafone hakkında önaraştırma yapılmasına karar verilmiştir.
(7) İlgili karar uyarınca yapılan inceleme üzerine hazırlanan 7.11.2014 tarih ve 2010-2-114/ÖA sayılı Önaraştırma Raporu görüşülerek karara bağlanmıştır.
(8) H. RAPORTÖR GÖRÜŞÜ: İlgili raporda; Turkcell ve Vodafone hakkında soruşturma açılması gerektiği ifade edilmiştir.
1 Anılan Danıştay kararında;
- Erişim ve arabağlantı yükümlüsünün bu yükümlülüğünü yerine getirmemesi 5809 sayılı Kanun ve ilgili
mevzuatın ihlali niteliğinde olmakla birlikte, erişim ve arabağlantının piyasaya giriş için zorunlu unsur olması
nedeniyle, bu talebin makul sebepler olmaksızın reddedilmesinin, 4054 sayılı Kanun'un 6. maddesi anlamında
hakim durumun kötüye kullanılması ve/veya bu durumun bir anlaşmaya ve/veya uyumlu eyleme dayanması
durumunda 4. madde anlamında bir rekabet ihlali teşkil edebileceğinin açık oluğu,
- RAT’lerin BTK tarafından onaylandığı/belirlendiği, bu süreçte ilgili Kurumun anlaşma koşullarının belirlenmesi,
onaylanması ve denetlenmesi noktalarında yetkisi bulunduğu açık olmakla birlikte, telekomünikasyon
sektöründe gerçekleştirilebilecek rekabet ihlalleri konusunda, genel yetkili olan Rekabet Kurulu'nun,
düzenleyici otorite kararları uyarınca hareket etmiş olduğu saptanmış olsa dahi anti-rekabetçi davranışlar
sergileyen teşebbüslerin davranışlarını tespit ve yaptırım uygulama yetkisine sahip olduğu ve bu teşebbüslerin
4054 sayılı Kanun uygulamasından bağışık tutulması, sektörde gerçekleştirilebilecek rekabet ihlallerinin
yaptırımsız kalması sonucunu doğurabileceğinden, şikâyete konu iddialara ilişkin davranışların varlığı ve bu
davranışların rekabet ihlali niteliğinde olduğunun saptanması veya bu duruma yönelik somut delillere
ulaşılması halinde, konu hakkında soruşturma zamanaşımı süresi içerisinde, Rekabet Kurulu'nca soruşturma
açılması ve ihlalin kesin olarak tespiti halinde yaptırım uygulanmasının önünde bir engel bulunmadığı,
- Bu durumda, Rekabet Kurulu'nun kararında belirttiği üzere şikâyete konu uygulamalar hakkında 4054 sayılı
Kanun kapsamında herhangi bir işlem tesis edilemeyeceği gerekçesine dayanarak; bir yandan şikâyete konu
iddiaları değerlendirirken diğer yandan bu süreçte BTK’nın görüşü ve konu hakkında idari yaptırım niteliğinde
işlemler tesis edilmiş olması ihtimali halinde bu hususu da dikkate alarak hareket etmesi gerekmekte iken
şikâyetin reddine hükmettiği kararında ve bu karara karşı yapılan itirazın reddine ilişkin kararında hukuka
uygunluk bulunmadığı,
- Diğer yandan, mezkûr iptal kararı üzerine doğrudan soruşturma açılmasına gerek olmadığı ve kararda belirtilen
gerekçe doğrultusunda önaraştırma sürecinin tekrarlanması gerektiği, bu süreç sonrasında 4054 sayılı
Kanun'un 40. ve ilgili diğer maddelerinde öngörülen idari usulün işletilerek gerekli görülmesi halinde
soruşturma açılabileceğinin kuşkusuz olduğu
ifade edilmiştir.