- TEKNOSAN’ın kira sözleşmesini sona erdirmek amacıyla BK 351’de öngörülen
bildirimde bulunmadığı ve fakat bunun yerine rekabet hukuku mevzuatı gereği
kendiliğinden sona erdiği kanaatiyle taşınmaza müdahalelerde bulunduğu ve bu
olayların mahkeme kararı ile sabit olduğu,
- 2002/2 sayılı Tebliğ’in 5. maddesi gereği TEKNOSAN’ın alıcı ile bağlantısı
bulunmayan üçüncü kişi olarak değerlendirilmesi gerektiği,
- TEKNOSAN’ın tahliye kararına kadar ilişkinin tespitine yönelik herhangi bir tespitte
bulunmayıp ve fakat bu karardan sonra şikayet yoluna gitmesinin suç teşkil ettiği zira;
a. OPET’in anayasal bir hak olan dava açma hakkını kullanmış olduğu,
b. Yapılan yargılama sonucunda müdahalenin mennine ve taşınmazın davacıya
teslimine karar verildiği,
c. Anayasa’nın 138. maddesinde,"Hakimler, görevlerinde bağımsızdırlar;
Anayasaya, kanuna ve hukuka uygun olarak vicdani kanaatlerine göre hüküm
verirler. Yasama ve yürütme organları ile idare, mahkeme kararlarına uymak
zorundadır; bu organlar ve idare, mahkeme kararlarını hiçbir suretle değiştiremez
ve bunların yerine getirilmesini geciktiremez." hükmünün bulunduğu,
- Bu açıklamalarla birlikte şikayetçinin şikayetçi sıfatı taşımadığı, çünkü bahse konu
taşınmazın 01.10.2012 tarihli kira sözleşmesi kapsamında ERK Petrol Yatırımları
A.Ş.’ye kiraya verilmiş olduğu, adı geçen şirketlerin EPDK ve ilgili diğer mevzuata
aykırı olarak faaliyet gösterdikleri,
- Kurulun ilgili dikey ilişkinin bireysel muafiyetin şartlarını taşıdığına karar vermesi
halinde, TEKNOSAN’ın bahse konu taşınmazı devralmakla birlikte yukarıda
açıklanan bir aylık süre içerisinde OPET’e fesih bildiriminde bulunmamasının ikinci
beş yıllık dönem için zımni kabul, mutabakat olarak değerlendirilmesi gerektiği,
öne sürülmüştür.
H.2. Konu ile İlgili Mevzuat Hükümleri, Danıştay ve Rekabet Kurulu Kararları
(7) 4054 sayılı Kanun’un “Rekabeti Sınırlayıcı Anlaşma, Uyumlu Eylem ve Kararlar” başlıklı 4. maddesi, belirli bir mal veya hizmet piyasasında doğrudan veya dolaylı olarak rekabeti engelleme, bozma ya da kısıtlama amacını taşıyan veya bu etkiyi doğuran yahut doğurabilecek nitelikte olan teşebbüsler arası anlaşmaların, uyumlu eylemlerin ve teşebbüs birliklerinin bu tür karar ve eylemlerinin hukuka aykırı ve yasak olduğunu hükme bağlamıştır.
(8) 2002/2 sayılı Tebliğ’in 2. maddesinde, üretim ve dağıtım zincirinin farklı seviyelerinde faaliyet gösteren iki ya da daha fazla teşebbüs arasında belirli mal veya hizmetin alımı, satımı veya yeniden satımı amacıyla yapılan anlaşmalar “dikey anlaşma” olarak tanımlanmaktadır. Tebliğ’in 3. maddesinde rekabet etmeme yükümlülüğü, “alıcının anlaşma konusu mal veya hizmetlerle rekabet eden mal veya hizmetleri üretmesini, satın almasını, satmasını ya da yeniden satmasını engelleyen doğrudan veya dolaylı her türlü yükümlülük” olarak ifade edilmiştir. Tebliğ’in 5/a maddesinde ise, Tebliğ ile tanınan muafiyetin anlaşmalarda alıcıya getirilen belirsiz süreli veya süresi beş yılı aşan rekabet etmeme yükümlülüğüne uygulanmayacağı hükme bağlanmıştır.
(9) Diğer taraftan, Danıştayın 13.05.2008 tarih ve E.2006/1604, K.2008/4196 sayılı kararı, bu karar üzerine Rekabet Kurulunca alınan 30.10.2008 tarih ve 08-61/997-389 sayılı Total-Akdağ kararı, yine Kurulun 05.03.2009 tarihli “Pol-Pet Petrol Ürün. Tur. Konak. ve Din. Tesis. Ltd. Şti. - Bölünmez Petrolcülük A.Ş.” ve “Barbaros Akaryakıt San. Tic. Ltd. Şti.- Altınbaş Petrol ve Tic. A.Ş.” kararları ile sektöre yönelik almış olduğu diğer kararlar ve son olarak Danıştayın 28.06.2010 tarih ve E. 2009/3044, K. 2010/5458; E.2009/5164, K.2010/5457 sayılı kararları ile de sabit olduğu üzere; intifa, tapuya şerh edilmiş kira veya benzer etkiye sahip sözleşmeler, bayi üzerindeki rekabet etmeme yükümlülüğünün süresinin 2002/2 sayılı Tebliğ ile düzenlenen beş yıllık üst sınırı fiili