yahut düşük maliyetli firmalara kayabilmektedir. Bu şekilde kaynak dağılımının göreli olarak düzelmesi mümkündür.
(14) Şeffaf piyasalar kimi durumlarda potansiyel rakiplerin piyasaya girişte karşılaşabilecekleri riskleri düşürebilmektedir. Aynı zamanda arama maliyetleri düşeceğinden, tüketicilerin belirli firmalara bağlı kalmaları önlenebilmekte, daha iyi tercihler yapabilmeleri sağlanabilmekte ve böylelikle uygun koşulların varlığında piyasadaki rekabetin düzeyi de artabilmektedir. Bu çerçevede dosya konusu bilgi değişimi sistemi kapsamında net bir değerlendirme yapılamamakla birlikte, genel olarak bilgi değişiminin, çeşitli etkinlik kazanımlarına yol açabileceği, belirli koşulların varlığında söz konusu etkinlik kazanımlarından tüketicilerin de yararlanabileceği kabul edilmektedir.
(15) Öte yandan her ne kadar bilgi değişimi kimi durumlarda etkinlikleri artırabilse de, rakipler arasında artan şeffaflık düzeyine bağlı olarak rekabetçi endişelerinin daha ağır basma ihtimali göz ardı edilmemelidir. Nitekim Almanya Kartel Otoritesi, Almanya akaryakıt dağıtım pazarına yönelik olarak yürüttüğü sektör araştırması sonucunda, ilk 5 firmanın sahip oldukları %65 düzeyindeki pazar payı nedeniyle birlikte hâkim durumda bulunduklarını kabul etmiş ve pazardaki yüksek derecede şeffaflığın birlikte hâkim durumda bulunan rakiplerin, birbirlerinin fiyat hareketlerine saatler içinde cevap verebilmelerine ve bu nedenle fiyatların arz ve talep koşullarına uygun bir trendde seyretmemesine sebep olduğu değerlendirmesinde bulunmuştur. Bu açıdan, benzer bir değerlendirmenin, ilk 5 firmanın sahip olduğu pazar payının sırasıyla %88, %90 ve %63 olduğu, oligopol piyasaların hemen tüm temel özelliklerini barındıran ve gerek LPG pazarlarına ilişkin ilgili mevzuattan kaynaklanan yükümlülükler gerekse EPDK’nın veri paylaşımı uygulamaları nedeniyle, ilgili pazarların bilgiye erişimin kolay ve maliyetsiz olduğu şeffaflaşmış olan tüplü, dökme ve otogaz LPG alt pazarları bakımından da geçerli olacağı; böylelikle TLPGD tarafından yapılan başvuruya konu bilgi değişimi sisteminin, ilgili pazarlardaki rekabeti zedeleyebileceği açıktır.
(16) Bunun yanında, 4054 sayılı Kanun’un 5. maddesinin (d) bendinde de açıkça düzenlendiği üzere, aynı Kanun’un 4. maddesi kapsamına giren bir anlaşma, uyumlu eylem veya teşebbüs birliği kararına muafiyet tanınabilmesi için ilgili pazardaki rekabetin her halükarda Kanun’un 5. maddesinin (a) ve (b) bentlerinde sayılan amaçların elde edilebilmesi için zorunlu olandan fazla sınırlanmaması gerekmektedir.
(17) Bu çerçevede bilgi değişiminin, konu, toplulaştırılmış olma, güncellik, kamuya açık olup olmama, sıklık ve pazarı kapsama gibi özellikleri bakımından, etkinlik kazanımlarının elde edilmesi ve tüketiciye yansıtılması için rekabeti kısıtlama riskini en az düzeyde taşıdığının ortaya konulması gereklidir. Ayrıca, bilgi değişimi, bu koşulların sağlanması için gerekli olanlar haricinde bir veri de içermemelidir. Örneğin, kıyaslama amacıyla teşebbüslerin sektördeki sıralaması gibi toplulaştırılmış verilerin değişimi, teşebbüs bazındaki verilerin değişimine oranla daha düşük bir rekabeti kısıtlama riskiyle etkinlik kazanımları sağlayabilir.
(18) Dosya konusu bilgi paylaşımı sayesinde teşebbüslerin, pazardaki toplam talep düzeylerine, endüstrinin büyüklüğüne ve kendilerinin pazardaki konumlarına yönelik olarak bilgi sahibi olacakları, bu çerçevede üretim, satış ve dağıtım planlamalarını iyileştirerek etkinlik kazanımları sağlayabilecekleri düşünülebilir. Ancak bu tür bir etkinlik artışının sağlanabilmesi için, pazar genelinde toplulaştırılmış verilerin paylaşılması pekâlâ yeterlidir. Hal böyleyken oldukça güncel nitelikteki, bireysel firma üretim ve satış verilerinin teşebbüsler arasında değişimi, beklenen etkinliğin sağlanması için kaçınılmaz nitelikte değildir. Öte yandan, veri toplama ve derleme işlemlerinin bağımsız üçüncü kuruluşlar