Yukarıda yer verilen, tarafların faaliyetlerinin çakıştığı ve aynı zamanda rekabetin etkilenebileceği 26 güzergahta ulusal düzeyde taşıma hizmeti veren diğer oyuncuların (Kamil Koç, Pamukkale, Nilüfer, Metro) ortalama bilet fiyatlarına bakıldığında, güzergah bazında fiyatların birbirlerine yakın olduğu ve/veya belirli bir aralık içinde kaldığı görülmektedir. Diğer bir deyişle, ulusal çapta hizmet veren söz konusu işletmeciler devralma işleminin taraflarıyla aynı pazarda yer almakta olup, dosyadaki bilgilerde yer alan ve taraflar ile söz konusu teşebbüslerin de yer aldığı bu güzergahlarda, satış gelirine göre hesaplanan pazar paylarına bakıldığında ise, tarafların devralma işlemi sonrası pazar payı 2010 yılı için (…..); 2011 yılı için ise (…..) güzergahta %50’nin üzerine çıkmaktadır. Pazar payı %50’nin altında kalan güzergahların tamamında hem ulusal firmaların faaliyet göstermesi hem de yerel firmaların olması, pazara giriş engellerinin mevcut olmaması, alternatif vasıtaların varlığı, pazar payı oranlarınn bir yıl gibi bir süre içinde bile ciddi oranlarda değişebilmesi gibi koşulların bulunması nedeniyle, herhangi bir rekabetçi endişe söz konusu değildir. Diğer taraftan, pazar payı %50’yi geçen güzergahlar açısından bir değerlendirme yapıldığında; taraflardan bir tanesinin pazar payı çok yüksek iken, diğer tarafın pazar payının rakibine göre oldukça düşük olduğu güzergahlarda devralma işleminin etkisi oldukça sınırlıdır.
Dosya mevcudu bilgilere göre, tarafların her ikisinin de toplamda %50’yi geçen pazar payına sahip olduğu ve rekabetçi endişelerin doğabileceği güzergahlar “İzmir-Trabzon, İstanbul-Çeşme, İstanbul-Turgutreis, İstanbul-Datça, İstanbul-Kaş” olarak sayılabilir. Ancak devralma işlemine konu tarafların söz konusu hatlarda dört mevsim faaliyette bulunduğu, buna karşın diğer ulusal firmaların ise özellikle yaz aylarında faaliyet gösterdiği ve diğer zamanlarda bir takım sınırlamalara gidildiği anlaşılmaktadır. Dolayısıyla diğer ulusal firmalar söz konusu hatların tamamında kolaylıkla sefer sayılarını artırılabileceklerdir. Öte yandan;
- Değerlendirmeye konu güzergahların hemen hemen tamamında yerel ya da bölgesel
işletmecilerin faaliyet gösterdiği,
- Birçok güzergah bakımından alternatif teşkil edebilecek (havayolu, demiryolu vb)
vasıtaların varlığı,
- Devralma konusu işleminin marka hakkının satışını ilgilendirdiği,
- Karayolu ile yolcu taşımacılığı sektöründe giriş engellerinin düşük olduğu,
- Devre konu Varan Turizm’in ciro ve pazar payında yıllar içinde önemli düşüşlerin
mevcudiyeti,
- Gelişen havayolu ile yolcu taşımacılığının otobüs ile yapılan taşımacılık fiyatları
üzerinde baskı oluşturduğu ve yüksek akaryakıt, otogar ve yer hizmeti maliyetleri
nedeniyle, karayolu yolcu taşımacılığında kar marjlarının azaldığı bir dönem içerisinde
bulunulduğu
hususları gözönüne alındığında, devralma işleminin rekabeti kısıtlayıcı bir sonuç doğurmayacağı kanaatine varılmıştır.