söz konusu madenin demir tenörü düşük olduğundan ekonomik bulunmamakta ve
4
işletilememektedir.
“Aşağı Fırat” fosfatlarının ise 90 milyon tonluk bir toplam rezerve sahip olduğu tahmin edilmekle birlikte, tenörü çok düşük olduğundan saha da işletilebilir rezerv tespit
5
çalışması yapılmamıştır. Dolayısıyla, bugün itibarıyla, toplam 330 milyon ton toplam rezerve sahip olan Mazıdağı fosfatları, Türkiye’nin ithalat dışındaki tek temin kaynağı olarak ortaya çıkmaktadır.
Mazıdağı’nda yer alan, Kasrık seviyesindeki 40 milyon ton görünür rezervin P2O5 oranı %21,7 Taşıt seviyesinde bulunan 140 milyon tonluk rezervin P2O5 oranı da %10,8’dir. Dünya genelinde üretilen fosfatların ise ticari olarak kullanılabilir minimum niteliklerde sahip olması gereken P2O5 oranı %29,8 olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu nedenle, Mazıdağı fosfatlarının, yataktan çıkarılmasının (madencilik faaliyeti) ardından, mutlak suretle öğütme ve saflaştırmaya tabi tutulması gerekmektedir. Mazıdağı’nda mevcut
6 olan üretim teknolojisi, P2O5 oranının 18’den 30’a yükseltilmesine olanak tanımaktadır. Dünya genelindeki fosfat yataklarının tenörlerine ilişkin ayrıntılı bilgi bulunmamakla birlikte, saflaştırma işlemleri tüm fosfat işletmelerinde uygulanmakta ve sahadan alınan tüvenan maden, ticari bakımdan kabul edilebilir sınır olan %29,8 P2O5 seviyesine getirilmektedir.
Bu yolla tüm dünya genelinde üretilmekte olan fosfat konsantrelerinin P2O5 oranlarına
7
bakıldığında, toplam üretimin yaklaşık % 40’ının Mazıdağı fosfatlarının saflaştırılması suretiyle elde edilen %29-30 aralığında bulunduğu görülmektedir. %60’lık bölümün yarıdan fazlası (yaklaşık %35’i) Mazıdağı üretimine göre daha düşük saflık derecesinde; geri kalan %25’lik bölüm ise Mazıdağı’na oranla yüksek saflık derecesindedir. Dolayısıyla Mazıdağı’nda üretilen fosfat, diğer fosfatlara oranla herhangi bir kalite sorunu içermemektedir.
Madencilik faaliyeti bakımından ele alındığında ise B.D.T. dışında dünya çapındaki en büyük üreticilerin tümünde “açık işletme” modelinin uygulandığı, dolayısıyla madencilik giderlerinin oldukça düşük olduğu görülmektedir. Mazıdağı’nda yer alan rezervler de açık işletmecilik modeli ile çıkarılmaya elverişli olup, dekapaj bakımından yalnızca enerji
8
giderlerinin farklılık yaratabileceği görülmektedir.
Saflaştırma süreci ise temel olarak 3 faaliyet içermektedir. Bunlar “kırma ve yıkama” ile kalsinasyon ve flotasyon teknikleridir. Flotasyon yalnızca ABD ve BDT’de yer alan kısmi magmatik yataklarda uygulanmakta olup, dünya çapında uygulanan bir teknik değildir. Dolayısıyla, Türkiye’nin de içinde bulunduğu sedimenter yataklarda uygulanan “kırma- yıkama” ve kalsinasyon tekniklerine bakılması gerekmektedir.
Kalsinasyon, fosfat kayasının içeriğinde yer alan karbonatın temizlenmesi işlemi olup, öğütülen fosfatın çok yüksek derecelerde ısıtılmasına dayandığından, ilave enerji giderleri ortaya çıkarmaktadır. ABD, Mısır, Suriye ve İsrail’de yer alan yataklar karbonat 4 Söz konusu sahalardaki demir tenörü oranları, %15-52 arasında değişmekte olup, dünya genelinde tüvenan demir cevheri bakımından ticari olarak kabul gören minimum tenör oranı % 66’dır.
5 Bu sahalardaki madenin tenör oranları %2-13 arasında değişmektedir.(DPT Madencilik ÖİK Raporu Tablo 10)
[6] Dolayısıyla mevcut tesisin seçimli madencilik yapılarak çalıştırılması ve girdi olarak en düşük %18 saflık derecesinde cevher kullanılması gerekmektedir.
7 Üretim öncesinde, yani maden sahalarında yer aldıkları haliyle dünya fosfatlarının nitelikleri hakkında yeterli bilgi bulunmamakla birlikte, üretilen konsantrelerin P2O5 oranları bilinmektedir.
8 Madencilik faaliyetlerinde birim üretim bakımından 2 katına kadar dekapaj yapılabileceği genel kabul görmüş bir uygulama olup, kapalı işletmeciliğe ancak piyasadaki fiyat seviyesi ekonomik görülürse geçilebilmektedir. Dekapaj faaliyeti madencilik faaliyetinin önemli bir basamağını oluşturmakta olup, uzun süreler gerektirmektedir. Şu an itibarıyla Mazıdağı’nda, dekapajı 5 yılda tamamlanmış olan 3 milyon ton üretime hazır rezerv yer almaktadır.