Bu tahkim kararına ek olarak Turkcell Holding A.Ş. Hissedarlık Sözleşmesi hükümlerinin ihlal edildiği iddiası ile yine Sonera tarafından Çukurova aleyhine olmak üzere Viyana’da görülmekte olan bir başka tahkim yargılaması başlatılmıştır. Bu süreç devam etmektedir.
Sonera tarafından Kuruma -Çukurova’nın iradesi dışında- yapılan izin başvurusunda, yukarıda yer verilen Tahkim Kararı ve bu Karar’da taraflarca imzalanmamasına rağmen geçerli bir hisse alım anlaşmasının yerine geçebileceği belirtilen “19 Nisan 2005 tarihli Hisse Alım Sözleşmesi Taslağı” devir işleminin gerçekleşeceğine ilişkin ispat vasıtaları ve dayanaklar olarak yer almaktadır.
Bildirim dosyasının incelenmesi neticesinde bildirimin Sonera tarafından tek taraflı olarak yapıldığı, Çukurova tarafının söz konusu bildirime iştirak etmediği, bildirimi hazırlamak ve Kuruma iletmek üzere Sonera’ya yetki vermediği anlaşılmıştır. Konuyla ilgili olarak Çukurova’dan Kurumumuza gönderilen yazılı açıklamada;
- “%52,91 oranındaki Turkcell Holding hisselerinin tamamına
yakının güncel olarak Cukurova Telecom Holdings’in elinde
bulunduğu, (bir başka deyişle Çukurova Holding’in elinde
bulunmadığı),
- Çukurova aleyhine Cenevre’de ve Viyana’da başlatılan tahkim
süreçlerinin halen devam ettiği,
- Söz konusu hisselerin Turkcell Holding pay defterine Cukurova
Telecom Holding lehine kaydedilmesi işlemini konu eden ve
İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi’nde yürütülen davanın tüm
yasal süreçlerden geçerek henüz kesinleşmediği,
- Söz konusu hisselerin Sonera’ya devredilmesi konusunda 2005
yılında yürütülen görüşme ve çalışmalar sonucunda herhangi bir
nihai satış sözleşmesinin Sonera tarafından imzalanmadığı,
- bulunulan aşamada söz konusu hisselerin Sonera’ya devri
konusunda bir iradenin oluşmadığı, bu konudaki bir irade
oluşumunun yukarıda yer verilen yargı süreçlerinin
tamamlanmasından sonra değerlendirilebileceği”
ifade edilmektedir.
H.2. Devralma İşleminin Mevcudiyeti Açısından Değerlendirme
Bir “devralma” işlemi 1997/1 sayılı Tebliğ’in 2. maddesinde; “Herhangi bir teşebbüsün ya da kişinin diğer bir teşebbüsün malvarlığını yahut ortaklık paylarının tümünü veya bir kısmını ya da kendisine yönetimde hak sahibi olma yetkisi veren araçları devralması veya kontrol etmesi” olarak tanımlanmaktadır.
Aynı Tebliğ’de “kontrol kavramı” ise; “Bu Tebliğ bakımından kontrol, ayrı ayrı ya da birlikte, fiilen ya da hukuken bir teşebbüs üzerinde belirleyici etki uygulama olanağını sağlayan haklar, sözleşmeler veya başka araçlarla ve özellikle bir teşebbüsün malvarlığının tamamı veya bir kısmı üzerinde mülkiyet veya işletilmeye müsait bir kullanma hakkıyla veya bir teşebbüsün organlarının oluşumunda veya kararları üzerinde belirleyici etki sağlayan haklar veya sözleşmelerle meydana getirilebilir.
Kontrol hak sahipleri ya da bir sözleşmeye göre hakları kullanmaya yetkili kılınmış olan veya böyle bir hak ve yetkisi olmamakla birlikte fiilen bu hakları kullanma gücüne