bütünü yahut bir kısmında rekabetin önemli ölçüde azaltılması sonucunu doğuracak şekilde birleşme ve devralmalar olabilecektir.
Kaldı ki; 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun tasarısı ekinde sunulan 7. madde gerekçesinde yer alan:
“Maddeye bildirime tabi olmayacak birleşme ve devralmalarla ilgili herhangi bir
kriter konulmamıştır. Piyasaların özelliklerinin birbirinden farklı karakterde olması
nedeniyle tek ve objektif bir ölçüt koymanın hemen, hemen imkansızlığı
nedeniyle, ilgili piyasalarda gerekli incelemeleri yaptıktan sonra hangi tür
birleşme ve devralmaların bildirim yapılarak hukuki geçerlilik kazanacağı
konusunda kurula yetki verilmiştir.’’
şeklindeki ifade de geçen piyasaların özelliklerinin birbirinden farklı karakterde olması nedeniyle tek ve objektif bir ölçüt koymanın hemen hemen imkansızlığı ibaresi ile yasa koyucu Rekabet Kuruluna yol göstererek tebliğ çıkarırken tek ve objektif ölçüt belirlemenin piyasaların durumuna göre yetersiz olacağını işaret etmiş, piyasaların durumuna göre incelemeler yaparak farklı ölçütler koyması gerektiğini belirtmiştir.
Bu durumu bir örnekle açıklarsak; yeni tebliğ ile getirilen 100 milyon TL ciro eşiği altında kalan, kendi mal veya hizmet pazarında, hakim durumda olan bir teşebbüsün aynı pazarda var olan küçük ölçekteki teşebbüslerle birleşmesi veya bu teşebbüsleri devralması halinde, bu tür birleşme ve devralmalar Rekabet Kuruluna gelmeyecek, birleşme ve devralmanın olduğu piyasada tüketicinin zarar görmesine ve bu tür piyasalarda tekelleşmelere yol açabilecektir. Bu durum da yasa koyucu tarafından 4054 sayılı yasa ile öngörülen emredici kuralın çiğnenmesine neden olabilecektir.
Bizim açıklanan nedenlerle bu yasal dayanağı bulunduğunu düşündüğümüz görüşümüze karşı bir sav getirilerek, “100 milyon TL’nin altında ciro yapılan piyasalarda, hakim durumun doğması veya tekelleşmenin olması çok da önemli değildir, bu nedenle bu tür piyasalardaki, birleşme ve devralmaların denetim dışı bırakılmasında büyük ölçüde tüketici zararı doğmayacağından göz ardı edilebilir” denilebilir. Bu ekonomik bir tercihtir. Bu ekonomik tercih doğru da olabilir. Ancak, bu tercihi yapmak konusunda Rekabet Kuruluna verilmiş bir yetki bulunmadığı gibi, 4054 sayılı yasanın 7. maddesinin 1. fıkrası yürürlükte olduğu sürece uygulanması ve bu görüşün tebliğe yansıması mümkün değildir. Eğer Rekabet Kurulu piyasaları göz önüne alarak ekonomik olarak böyle bir tercihi benimsemişse, bu konudaki yapabileceği tebliğ çıkarmak değil, 4054 sayılı yasanın 27. maddesinin (g) fıkrasında kendisine verilen Rekabet Hukuku ile ilgili mevzuatta yapılması gerekli değişiklikler konusunda doğrudan veya Bakanlığın talebi üzerine görüş bildirmek şeklindeki yetkisini kullanmaktır.
Belirtilen bu hususların yanı sıra, 10 yılı aşkın süredir uygulanan mevcut tebliğde, yaşanan deneyimler sonucunda kurulun yetkisi dahilinde olan bir takım değişiklikler yapmak mümkündür. Bu hususlara örnek olarak şunları belirtebiliriz:
- 4054 sayılı yasa metninde yer almayan ancak yasanın gerekçesinde
kullanılan “yoğunlaşma” kavramı mevzuatımıza kazandırılması,
- Cironun hesaplanma tekniği açısından kolaycı bir şekilde yalnızca net
satışların alınması yerine bu satışlardan düşülecek bazı kalemlerin (AB
uygulamasında olduğu gibi) belirtilmesi,
- Cironun, teşebbüsün tüm cirosu mu yoksa ilgili pazardaki cirosu mu olacağı
konusunda bir netlik sağlanması,