kullanımına ilişkin herhangi bir standart belirleyip belirlemediği, getirilen standartların/koşulların ticari olarak gerekli olup olmadığı gibi durumların analizi belirleyici olmaktadır. Başka bir deyişle, üretici herhangi bir standart öngörmeksizin alıcının bu platformlar aracılığıyla satış yapmasını engelleyemeyecektir. AB Kılavuzu’na göre dağıtıcıların ürünlerin internet üzerinden satışının kısıtlanması gibi dikey sınırlamaların bireysel muafiyetten yararlanabilmesinin koşulu ise, sözleşmeye konu ürünün fiziki satış noktasında satılmasını haklı kılacak nesnel bir gerekçe bulunmasıdır [4].
(39) Komisyonun internet üzerinden satışlara yönelik nesnel, haklı gerekçe yaklaşımında ürünün niteliğinin esas alındığı ve bu yasağın hukuka uygunluğunun, reçeteli ilaçlar veya internetten satışa ilişkin kamu yasağının söz konusu olduğu ürünlerle sınırlı olduğu görülmektedir [5]. Dolayısıyla, bu yaklaşıma göre objektif olarak gerekçelendirilmediği sürece internet satışlarına ilişkin kesin ve genel bir yasaklamanın, rekabeti amaç yönünden sınırladığı kabul edilmektedir [6].
(40) 2002/2 sayılı Dikey Anlaşmalara İlişkin Grup Muafiyeti Tebliği’nin (2002/2 sayılı Tebliğ) 4. maddesinde belirli haller dışında sağlayıcının alıcının sözleşme konusu mal veya hizmetleri satacağı bölge veya müşterilere ilişkin kısıtlamalar getirmesi sözleşmeleri grup muafiyeti kapsamına çıkaran sınırlamalar arasında sayılmaktadır. Bu kapsamda internet satışlarına yönelik kısıtlamalar pasif satış yasağı nitelikleri ile Tebliğ kapsam dışına çıkan sınırlamalar olarak görülmektedir. Dikey Anlaşmalara İlişkin Kılavuz’un (Kılavuz) internet satışlarına ilişkin maddeleri ele alındığında; mehaz AB Kılavuzu’na paralel bir yaklaşım benimsendiği anlaşılmaktadır. Nitekim Kılavuz’da, “…İnternet ve benzeri yollarla yapılan satışlar da genellikle pasif satıştır…”, “Bir sağlayıcının, dağıtıcıların/bayilerin//alıcıların kendi internet siteleri üzerinden satış yapmalarını kısıtlaması bir tür pasif satış kısıtlaması niteliğindedir. Bu bağlamda, tüketicilerin bayiye ait siteyi ziyaret etmesi ve bayi ile iletişime geçmesi veya tüketicilerin bayi tarafından otomatik olarak bilgilendirilmeyi talep etmiş olması vesilesiyle gerçekleşen satışlar pasif satışlardır. Bayinin internet sayfasını farklı dil seçeneklerinde sunması satışın pasif niteliğini etkilemeyecektir. Prensip olarak her bayi, internet üzerinden satış yapabilme hakkına sahip olmalıdır…” ifadelerine yer verilmekte ve devamında AB Kılavuzu’na benzer şekilde özellikle pasif satış kısıtlaması olarak nitelendirilebilecek örneklere yer verilmektedir. Yine Kılavuz’un internet satışlarına ilişkin paragrafları incelendiğinde, sağlayıcının haklı gerekçeler öne sürmeksizin, bayilerin üçüncü taraf platformlar/pazar yerleri üzerinden satış yapmaları kısıtlanamamaktadır [7].
(41) Bu noktada, konuya ilişkin Kurul tarafından verilen kararlara değinmekte fayda bulunmaktadır. Kurul’un 22.08.2017 tarih ve 17-27/454-195 sayılı BSH kararında, BSH’nin bayilerinin internet sitelerinde çevrim içi satış sekmesinde, BSH’nin merkezi internet sayfasına yönlendirmesi uygulaması ve 2015 öncesi sözleşmelerinde internet 4 AB Kılavuzu paragraf 60.
[5] Cemile Yüksek, Seçici Dağıtım Sisteminde İnternetten Satış Sınırlamaları, Rekabet Kurumu Uzmanlık Tezleri Serisi, s. 25. Örnek kararlar için bkz. C-439/09 Pierre Fabre Dermo-Cosmétique SAS, judgment of 13 October 2011, On September 19, 2013, the Kammergericht, the Court of Appeals of Berlin, Judgment, Case 2 U 8/09 Kart, Adidas AG, Bundeskartellamt 27 June 2014, B3-137/12, ASICS Deutschland GmbH, Bundeskartellamt, 26 August 2015, B2-98/11, Autorité de la concurrence, 12th December 2012, Decision n°12-D-23, Bang et Olufsen, Bosch Siemens Hausgeraete GmbH, Bundeskartellamt, 23 December 2013, B7-11/1, C-230/16,. Coty Germany GmbH vs Parfümerie Akzente GmbH, of 6. December 2017.
[6] The Assessment of Selective Distribution Systems Post-Pierre Fabre, Crıstıana De Faverı, Global Antitrust Review 2014, s. 93.
7 Kılavuz para. 24-29.