Ayrıca ABALIOĞLU tarafından sunulan bayilik sözleşmesi örneği incelendiğinde, LEZİTA markalı ürünlere yönelik bir münhasırlık hükmü olmadığı ve yalnızca sözleşmenin 45. maddesinde" günlük sevkiyatlarda sadece Abalıoğlu A.Ş. ürünlerini satan bayilerine öncelik tanır" ifadesinin yer aldığı, ancak bu ifadenin münhasırlık algısı yaratacak nitelikte olmadığı tespitinde bulunulmuştur. LEZİTA bayilerinden Bursa'da bulunan Annaçlar Gıda Ltd. Şti. ve Samsun'da bulunan bir başka LEZİTA bayi Kasap Demir ile yapılan görüşmelerde de, bu tespite paralel şekilde, LEZİTA ürünleri dışında başka markalı piliç eti ve yumurta satışı yapabildikleri ve bayilik sözleşmelerinde münhasırlığa ilişkin hüküm bulunmadığı bilgisi alınmıştır. Dolayısıyla başvuruda belirtilen iddiaları doğrular nitelikte herhangi bilgi ve belgeye ulaşılamamıştır.
(5) Bununla birlikte ABALIOĞLU'nun piliç eti pazarındaki tahmini pazar payının %(…..), (…..) ve yumurta pazarındaki pazar payının ise %(…..) civarında olduğu belirtilmiş; hem piliç eti hem de sofralık yumurta pazarında pazar payının %40'ın altında olması nedeniyle bayileri ile tek marka satılması koşulunu içeren münhasır anlaşmalar yapacak olsa dahi –diğer koşulların da sağlanması halinde- bu anlaşmaların 2002/2 sayılı Dikey Anlaşmalara İlişkin Grup Muafiyeti Tebliği (2002/2 sayılı Tebliğ) kapsamında değerlendirilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.
(6) Söz konusu önaraştırma sonucunda ABALIOĞLU hakkında soruşturma açılmasına gerek bulunmadığına 14.07.2011 tarih ve 11-43/940-304 sayı ile karar verilmiştir. Söz konusu Kurul kararı AĞAOĞLU tarafından açılan davada Danıştay 13. Dairesinin 27.12.2017 tarih ve E: 2011/3511 K: 2017/4404 sayılı kararı ile iptal edilmiştir.
(7) Danıştayın iptal gerekçesinde;
”…müdahil şirketin bayileriyle açıkça münhasırlık içeren sözleşmeler imzaladığı
konusundaki tespitin tek başına yeterli olmadığı, nitekim rekabet etmeme
yükümlülüğünün yukarıda anılan Tebliğ maddesi uyarınca dolaylı da olsa
öngörülebileceği, söz konusu sözleşmenin 46. maddesinin uygulama aşamasında
(münhasır olmayan bayilerin karşılaşabileceği zorluklar dikkate alındığında) fiili
münhasırlığa neden olabilecek yönlerinin bulunduğu, kaldı ki münhasır bayiliğe
ilişkin şikâyet edilen teşebbüsün ifadelerinden ziyade fiilen gerçekleşen durumun
dikkate alınması gerektiği anlaşıldığından, bayilik sözleşmelerinin rekabet hukuku
açısından doğuracağı etkinin ortaya konulması gerekmektedir.
Bu durumda, rekabet hukukunun amaç ve ilkeleri ile 4054 sayılı Kanun’da
öngörülen usul açısından, Kanun’un ihlal edildiği iddiasına dayanan bir şikâyet
hakkında soruşturma açmaya veya açmamaya gerek olmadığını anlamak için
yapılan önaraştırma sonucunda, eylemin veya anlaşmanın 4054 sayılı Kanun
kapsamında bir ihlal olup olmadığının tespit edilmesi suretiyle elde edilecek bilgi,
belge ve deliller ışığında başvuru konusu iddiaların her türlü şüpheden uzak bir
şekilde açıklığa kavuşturulması için soruşturma açılması gerekirken, yeterli
inceleme yapılmaksızın, şikayetin önaraştırma aşamasında reddine ilişkin dava
konusu Kurul kararında hukuka uygunluk bulunmamaktadır.”
şeklinde hüküm kurulmuştur.
(8) Söz konusu iptal kararı üzerine, Kurul tarafından alınan 18.04.2018 tarih ve 18-11/205-M sayılı karar ile 4054 sayılı Kanun’un ihlal edilip edilmediğinin tespitine yönelik olarak aynı Kanun’un 41. maddesi uyarınca ABALIOĞLU hakkında soruşturma açılmasına karar verilmiştir.
(9) Hakkında soruşturma başlatılan ABALIOĞLU’na 4054 sayılı Kanun’un 43. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca soruşturma kararı ile iddiaların türü ve niteliği hakkında yeterli bilgi