İçeriğe geç
Tüm kararlar

Rekabet Kurulu Kararı

Rekabet Kurulunun 17.01.2020 tarihli ve 20-05/48-M sayılı kararı ile Türkiye’de faaliyet gösteren banka ve…

Diğer21-40/576-280Karar tarihi: 26.08.2021Yayımlanma tarihi: 07.06.2022

Rekabet Kurulunun 17.01.2020 tarihli ve 20-05/48-M sayılı kararı ile Türkiye’de faaliyet gösteren banka ve finansal kuruluşların ve bunların temsilciliklerinin mevduat, kredi, döviz, tahvil, bono, hisse senedi ve aracılık hizmetlerine ilişkin faaliyetlerinde 4054 sayılı Kanun’u ihlal edilip etmediklerinin tespitine yönelik yürütülen önaraştırma kapsamında Goldman Sachs TK Danışmanlık A.Ş.’nin kendisinden talep edilen bilgi ve belgeleri göndermemesi.

Karar bilgileri

Karar sayısı
21-40/576-280
Karar tarihi
26.08.2021
Yayımlanma tarihi
07.06.2022
Karar türü
Diğer

Karar metni

7 sayfa · 23.635 karakter

Aşağıdaki metin, Rekabet Kurumu'nun yayımladığı karar belgesinden çıkarılmıştır; sayfa numaraları, tablolar ve grafikler özgün belgedeki yerleriyle korunmuştur. Bu sayfada yer alan özet, sınıflandırma ve açıklamalar yalnızca bilgilendirme amacıyla hazırlanmış olup hukuki görüş veya danışmanlık niteliği taşımaz; bağlayıcı olan, Kurumun yayımladığı karardır.

Resmî kararı Rekabet Kurumu'nda görüntüle

Sayfa 1

Rekabet Kurumu Başkanlığından;

REKABET KURULU KARARI

Dosya Sayısı: 2020-4-005

Karar Sayısı: 21-40/576-280

Karar Tarihi: 26.08.2021

A. TOPLANTIYA KATILAN ÜYELER

Başkan: Birol KÜLE

Üyeler: Arslan NARİN (İkinci Başkan), Şükran KODALAK,

Ahmet ALGAN, Cengiz ÇOLAK

B. RAPORTÖRLER : Burak SAĞLAM, Adem KARA, Noyan DELİBAŞI, Kemal

KÜÇÜKKAVRUK, Nezir Furkan KIRAN, Ahmet YALÇIN, Merve

BİROĞLU, Sebahat Gözde SAVAŞ, Tülay Şimşek SARI, Cihan

TİGAN, Talha ALPAY, Barış BİRCAN, Elif Nurdan ŞARBAK,

Yakup GÖKALP, Burçin GÜLEŞ, Abdulsamed TÜRLÜ, Ömer

Mert AKÇİL

C. HAKKINDA İNCELEME

YAPILAN: - Goldman Sachs TK Danışmanlık A.Ş.

Temsilcisi: Sezin Elçin CENGİZ

Ferko Signature Büyükdere Cad. No:175 K:10 Levent/İstanbul

(1) D. DOSYA KONUSU: Rekabet Kurulunun 17.01.2020 tarihli ve 20-05/48-M sayılı kararı ile Türkiye’de faaliyet gösteren banka ve finansal kuruluşların ve bunların temsilciliklerinin mevduat, kredi, döviz, tahvil, bono, hisse senedi ve aracılık hizmetlerine ilişkin faaliyetlerinde 4054 sayılı Kanun’u ihlal edilip etmediklerinin tespitine yönelik yürütülen önaraştırma kapsamında Goldman Sachs TK Danışmanlık A.Ş.’nin kendisinden talep edilen bilgi ve belgeleri göndermemesi.

(2) E. DOSYA EVRELERİ: Rekabet Kurulunun (Kurul) 17.01.2020 tarihli ve 20-05/48-M sayılı kararı ile aralarında Goldman Sachs TK Danışmanlık A.Ş.’nin (GOLDMAN SACHS) de bulunduğu bazı teşebbüsler hakkında önaraştırma yapılmasına karar verilmiştir.

(3) Yapılan önaraştırma sonunda hazırlanan 17.02.2020 tarih ve 2020-4-005/ÖA sayılı Önaraştırma Raporu, Kurulun 27.02.2020 tarihli toplantısında görüşülmüş ve dosya konusunun 20-12/141-M sayılı karar ile Kurul gündeminde incelemeye alınmasına karar verilmiştir.

(4) Önaraştırma sürecinde talep edilen bir kısım bilgi ve belge talebine ilişkin bazı teşebbüslerden gelen süre uzatım talepleri değerlendirilmiş olup ilgili teşebbüslere 23.03.2020 tarihine kadar ek süre verilmiştir. GOLDMAN SACHS ve bazı teşebbüsler yurtdışı verilerini çeşitli gerekçelerle Rekabet Kurumuna (Kurum) iletmemişlerdir.

(5) Çeşitli gerekçeler ileri sürerek Kurumun trader yazışmalarına yönelik bilgi ve belge talebini karşılamayan veya çeşitli işlemlerden sonra karşılayabileceğini ifade eden teşebbüsler ile ilgili olarak Hukuk Müşavirliğinin de görüşü alınarak hazırlanan 2020-4- 005/BN-01 sayılı Bilgi Notu Kurulun 02.07.2020 tarihli toplantısında görüşülmüş ve Kurul tarafından alınan 20-32/397-139 sayılı karar ile GOLDMAN SACHS ve ilgili diğer teşebbüslere istenen bilgileri sağlamamış olmaları nedeniyle 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun’un (4054 sayılı Kanun) 16. maddesinin (c) bendi uyarınca 2019 mali yılı sonunda oluşan gayri safi gelirlerinin binde biri oranında idari para cezası

Sayfa 2

verilmesine karar verilmiştir. Kararda ayrıca talep edilen bilgilerin 16.07.2020 günü mesai bitimine kadar Kuruma iletilmesi gerektiği, aksi takdirde sürenin bitiminden itibaren talep edilen bilgilerin Kurum kayıtlarına girmesine kadar yürütülmek üzere her gün için 4054 sayılı Kanun’un 17. maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi uyarınca idari para cezası uygulanacağına hükmedilmiştir. Bununla birlikte GOLDMAND SACHS mevcut kararın alındığı tarih itibarıyla istenen bilgileri sağlamamıştır.

(6) Dosya konusunu içeren 23.08.2021 tarihli 2020-4-05 sayılı Ek Çalışma Raporu görüşülerek karara bağlanmıştır.

(7) F. RAPORTÖR GÖRÜŞÜ: İlgili raporda, bilgi istenen taraflardan GOLDMAN SACHS’a 02.07.2020 tarihli ve 20-32/397-179 sayılı karar gereği, kendisinden talep edilen bilgi ve belgeleri süresi içerisinde Kuruma sağlamaması nedeniyle 4054 sayılı Kanun’un 17. maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi uyarınca bilgilerin sağlanmadığı (…..) gün dikkate alınarak her gün için gayri safi gelirlerinin on binde beşi oranında, toplam (…..) TL tutarında nispi idari para cezası verilebileceği ifade edilmiştir.

G. İNCELEME VE DEĞERLENDİRME

(8) Dosya kapsamında, önaraştırmaya taraf söz konusu teşebbüsten, yerinde inceleme sırasında, bünyesinde istihdam ettiği traderların Bloomberg ve Reuters platformlarındaki chat yazışmaları istenmiştir. Ancak GOLDMAN SACHS kendisine yerinde inceleme sırasında tebliğ edilen bilgi isteme talebini çeşitli gerekçeler ileri sürerek karşılamamıştır. GOLDMAN SACHS Kuruma ilettiği cevabi yazıda, TL ile alım satım faaliyetinde bulunmadığını, TL ile alım satım faaliyetinin Goldman Sachs Group, Inc. (GS veya Goldman Sachs Grubu) bünyesinde Londra’da faaliyet gösteren Goldman Sachs International (GSI) tarafından gerçekleştirildiğini belirtmiştir. Yapılan incelemede GOLDMAN SACHS’ın Türkiye’de döviz piyasasında faaliyet izni bulunmadığı anlaşılmıştır. Türkiye’de traderı bulunmamakla birlikte, bilgi talebi içerisinde teşebbüs tanımından hareketle ekonomik bütünlük kapsamında yurtdışında istihdam edilen traderlarının verilerinin de istendiği hususunda aydınlatılan GOLDMAN SACHS, bu talebi de karşılamayacağına yönelik cevabını Kuruma iletmiştir.

(9) GOLDMAN SACHS tarafından yapılan açıklamada;

- Kendisinin GS’nin dolaylı bir iştiraki olmakla beraber GSI’nın Türkiye şubesi

veya doğrudan/dolaylı bir iştiraki olmadığı, faaliyetinin Goldman Sachs

grubunun Türkiye'de kurulu bulunmayan şirketleri için Türkiye'de potansiyel

yatırım fırsatları tespit etmek ve önermekle sınırlı olduğu, herhangi bir trading

faaliyetinin, trader istihdamının ya da trading lisansının bulunmadığı,

- TL de dâhil olmak üzere çeşitli ürün ve pazarlardaki trading işlemlerinin grup

bünyesindeki İngiltere’de kurulu GSI tarafından gerçekleştirildiği, GSI’nın

İngiltere kanun ve düzenlemelerine tabi olduğu,

- Ancak GOLDMAN SACHS’ın GSI’nın ürettiği, sahip olduğu, bilgi veya veriye

erişme imkânı bulunmadığı,

- GSI’nın İngiltere’de tabi olduğu hukuki ve düzenleyici çerçeveye uyum

göstermesi gerektiği, bu bağlamda Kurumun bu bilgileri İngiltere’deki

düzenleyici ve denetleyici otorite olan İngiliz Finansal Yönetim Otoritesi’nden

(FCA) ya da FCA aracılığıyla GSI’dan istemesinin uygun olacağı,

- Öte yandan Avrupa Birliği’nde (AB) geçerli Genel Veri Koruma Yönetmeliği

(General Data Protection Regulation (GDPR)) mevzuatı kapsamındaki

sorumlulukların ihlal edilmek istenmediği, FCA üzerinden gelecek bir talep

Sayfa 3

halinde GDPR konusunda sorun çıkmayacağı fakat her halükarda belirli kişisel

verilerin ayıklanması gerekebileceği, bunun için de süreye ihtiyaç duyulacağı

belirtilmiştir. Trader verilerine yönelik ilk bilgi talebine yönelik bu olumsuz cevap

üzerine, GOLDMAN SACHS’a, ABD ve İngiltere’deki traderların chat yazışmalarına

ilişkin ikinci bilgi talebi gönderilmemiştir.

(10) Hakkında idari para cezasına hükmedilen Kurulun 02.07.2020 tarihli ve 20-32/397-179

sayılı kararını tebellüğ eden GOLDMAN SACHS 16.07.2020 tarihinde çeşitli

açıklamalar içeren cevabını Kuruma sunmuştur. GOLDMAN SACHS, Goldman Sachs

Grubu’nun Türkiye içindeki veya dışındaki döviz ticareti faaliyetleri ile ilgili bilgilere

erişimi bulunmadığını, TL cinsinden döviz ticaretinden sorumlu olan Birleşik Krallık’ta

kurulmuş ayrı bir kuruluş niteliğindeki GSI’nın, talep konusu belgeleri kendiliğinden

ibraz etmesi halinde kişisel veriler ve müşteri gizliliği hususlarında hukuki sorunlar

ortaya çıkacağını belirterek, 20-32/397-179 sayılı kararın hukuki açıdan hatalı

olduğunu ifade etmiştir. Teşebbüs bu kapsamda gerekçeli kararın tebliğ edilmesinin

ardından karara karşı yargı yoluna başvuracağını ifade etmiştir.

(11) Bu noktada GOLDMAN SACHS bakımından mevcut duruma ilişkin nihai analize

geçmeden, 02.07.2020 tarihli ve 20-32/397-179 sayılı kararda geçen bazı noktalara

yer verilecektir. Bu hususlar özetle iştirake yapılan tebligatın hüküm doğurup

doğurmadığı, teşebbüs tarafından bilgi talebini yerine getirememe gerekçesi olarak

ileri sürülen verinin kendi tüzel kişilik uhdelerinde bulunmadığı, anılan veriye

erişimlerinin bulunmadığı, tebligatın uluslararası hukuk normlarına göre ana teşebbüse

yapılması gerektiği gerekçelerinin geçerliliğinin bulunup bulunmadığı ve idari para

cezasının hangi tarafa yöneltilmesi konularına odaklanmaktadır. Söz konusu

hususlardan iştirake yapılan tebligatın hüküm doğurup doğurmadığı ile ilgili olarak

mezkûr kararda;

“Yurtdışında yerleşik olan ancak faaliyetleri Türkiye’yi etkileyen ana teşebbüsten Türkiye’deki iştiraki/temsilcisi aracılığıyla chat odalarına ilişkin verinin istenip istenemeyeceğine yönelik olarak esas olan, şirketin önaraştırma konusu ile ilgili olarak bir faaliyet yürütüp yürütmediği, bu faaliyet üzerinde bir etkisi, dahli, yönlendirmesi bulunup bulunmadığıdır. Kısacası “eylemin failinin kim olduğu” hususudur. Bu anlamda Türkiye’de konumlu teşebbüsün faaliyetine yönelik yapılacak değerlendirmede bu şirketin muhatap alınması mümkün olabilecek, fakat bu şirketin etkisi ve dahli yoksa yurt dışındaki şirketin muhatap alınması gerekecektir. Ayrıca Kurulun 28.11.2017 tarih ve 17-39/636-276 sayılı (Sendikasyon Kredileri) kararında, sorumluluk tayininde ticari işletmelerin hangi ülke hukuk sistemine göre kurulduğu haricinde fiili durumun da araştırılması gerektiği, bu yaklaşımda aynı ekonomik bütünlük içerisinde yer alan ayrı tüzel kişiliklere sahip şirketlerin tek bir teşebbüs olarak kabul edilmesi yaklaşımı benimsenmektedir. Benzer şekilde Kurulun 05.01.2017 tarih ve 17-01/12-4 sayılı kararında da “İnceleme konusu faaliyetin esasları üzerinde herhangi bir karar vericilik rolünün bulunmadığı” gerekçesiyle Bookingdotcom Destek Hizmetleri Ltd. Şti. yerine Booking.com BV muhatap alınmıştır.

Diğer taraftan, etki prensibi çerçevesinde Türkiye’de etki doğuran bir eylemin 4054 sayılı Kanun kapsamında olduğu ve bu çerçevede Türkiye’de önaraştırma konusu ile ilgili faaliyeti olup olmadığına ve talep edilen bilginin temininin kendisince hukuken mümkün olup olmadığına bakmaksızın ana teşebbüsün iştirakini tek teşebbüs anlayışı içinde muhatap almanın mümkün olduğu, bu itibarla Kurulun

Sayfa 4

kanun kapsamında olan bir durum için bilgi talep etme yetkisinin bulunduğu değerlendirilmektedir.

Öncelikle iştirake yapılmış tebliğin hüküm doğurup doğurmadığı konusu ele alındığında, yukarıda da yer verildiği üzere Kurulun 28.11.2017 tarih ve 17-39/636- 276 sayılı (Sendikasyon Kredileri) kararında, eylemin failinin kim olduğu ve Türkiye’de etki doğuran bir eylem söz konusu olduğunda ilgili şirketlerin nerede kurulduğuyla sınırlı olmaksızın fiili durum da dikkate alınarak ekonomik bütünlük yaklaşımı benimsenmiş ve fiili uygulamada ana teşebbüsün Türkiye’deki iştirakine tebligat yapılması konusunda Kurulun yetki sahibi olduğu değerlendirilmiştir.

Öte yandan mehaz AB uygulaması kapsamında, eğer “teşebbüsün birlik bünyesinde şubesi veya satış ofisi gibi bir varlığı varsa, bunun yeterli olduğu ve talebin bu muhataba yöneltilebileceği” kabul edilmektedir [1]. İlaveten, teşebbüsün AB bünyesinde ticari olarak bir varlığı bulunmasa bile, eğer AB bünyesinde tam kontrolüne sahip olduğu bir iştiraki varsa bu iştirak vasıtasıyla ana teşebbüse tebligat yapılabilecektir [2]. Nitekim İngiliz menşeili teşebbüse Almanya’daki iştiraki vasıtasıyla tebligat yapılmasının tartışıldığı ICI v. Commission (Cases 48/69 etc.) kararı [3] bu duruma örnek olarak gösterilebilir. Karar içerisinde rekabet hukuku anlamında ana teşebbüs ve iştirakinin ekonomik bütünlük arz etmesi, ana teşebbüsün resmi bir usulle olmasa da bildirimin bir kopyasını alması ve tebligatın diplomatik kanalla iletilememesi [4] hususları yer almaktadır. Bu hususlardan hareketle, mahkemenin, tali usuli eksikliklerin kararın hukukiliğini etkilemediği, iştirakine bildirim yapılan ana şirketin bildirimin içeriği hakkında bilgi sahibi olduğu ve dava hakkını süresinde kullanabildiği sonuçlarına ulaştığı anlaşılmaktadır.

Bir başka kararda [5] ise Genel Mahkeme, eğer bir doküman muhatabına ulaşmış ve muhatap onu dikkate alacağı bir pozisyona sokulmuşsa, bunun usulüne uygun bir tebligat olduğu ve teşebbüsün kendisine yapılan tebligatı reddetmiş olmasının, tebligatın geçersizliğini öne sürmek için kullanılamayacağı sonucuna varmıştır. Yukarıdakilere ek olarak, ana teşebbüsün Arjantin’de olduğu Avrupa Komisyonunun (Komisyon) resmi bilgi isteme yazısını hem AB dışındaki ana teşebbüse hem de AB’deki iştirakine, ana teşebbüsün adresi olarak iştirakin adresini göstermek suretiyle gönderdiği bir başka örnekte ise, tek bir ekonomik bütünlük söz konusuysa ana teşebbüse yönelik bilgi isteme yazısının AB’deki iştirake gönderilebileceğine ve teşebbüsün AB’de varlığının ve dolayısıyla bildirim için bir adresinin bulunduğunun değerlendirildiğine işaret etmektedir [6].

Konuyla ilgili başka bir örnek ise LCD panel karteline ilişkindir. Söz konusu incelemede Komisyon, Tayvan ve Japonya’da bulunan ana teşebbüsler hakkındaki

Kerse & Khan: EU Antitrust Procedure, s. 139, Sweet & Maxwell, London, 2012.

A.g.e, s. 140.

https://eur-lex.europa.eu/legal-content/EN/TXT/PDF/?uri=CELEX:61969CJ0048&from=EN

İlgili ifade “Birleşik Krallık hükümeti Büyükelçisi kararı İngiliz ana şirkete normal diplomatik kanallar

aracılığıyla iletmeyi reddettiğinden, Komisyon uluslararası ilişkilerde nezaket gerekçesi ile posta yoluyla

bildirimde bulunulmaması gerektiği görüşünü benimsemiş ve Topluluk içerisinde kurulmuş bir bağlı

şirket aracılığıyla yapılacak bildirimin ilgili teşebbüslerin çıkarlarına en uygun bildirim yolu olduğu

sonucuna varmıştır.” şeklindedir.

Case C 6/72 Continental Can v Commission (1972) https://eur-lex.europa.eu/legalcontent/

EN/TXT/PDF/?uri=CELEX:61972CJ0006&from=EN

Luis Ortiz Blanco, EU Competition Procedure (3rd Edition), sayfa 284 ve dipnot 38. Ayrıca

bkz. Case T-596/97 Dalmine v Commission [1998] ECR II-2383, para 6.

Sayfa 5

bilgileri bunların AB’de bulunan iştiraklerinden talep etmiştir. Komisyonun bu kararına karşı taraflardan Chi Mei dava açmış fakat ön duruşma ardından davadan feragat etmesi nedeniyle dava konusuz kalmıştır [7].

Diğer taraftan OECD’nin 30.11.2018 tarihli toplantısına ilişkin Komisyon notunda da, delil toplama yetkisinin etkili bir şekilde kullanılabilmesi için bilgi isteme yazılarının, merkezi AB’de bulunmayan teşebbüsün AB’de bulunan iştirakine gönderilmesi yöntemine sıklıkla başvurulduğu ve bu kapsamda iştirakten, söz konusu bilgiyi bütün teşebbüs adına (ilişkili bütün teşebbüslerden örneğin nihai ana şirketi ve onun bütün iştiraklerini kapsayacak şekilde) göndermesinin talep edildiği bilgisi yer almaktadır. Bildirim içeriği hakkında bilgi sahibi olma anlamında göz önünde bulundurulmasında fayda görülen bir düzenleme de 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’dur (TTK). TTK’nın 195. vd maddelerinde şirketler topluluğuna ilişkin kurallara yer verilmiştir. Söz konusu maddenin üçüncü fıkrasının (b) bendinden, hakim şirketin veya bağlı şirketin en az birinin merkezi Türkiye’de ise şirketler topluluğu kurallarının uygulanacağının öngörüldüğü, söz konusu maddede ana teşebbüsün tacir sayıldığı, tacir sayılan hakim ortağın basiretli davranma yükümlülüğü altında olduğu, bu anlamda kendilerini hukuk bürolarınca vekaleten temsil ettirmeyi gerekli gördükleri bir düzeye ulaşmış bulunduğu bir durumda, ana teşebbüslerden bilgi istendiğini net bir şekilde ortaya koyan talepleri alan iştiraklerin ana teşebbüse bilgi verme zorunluluğu olmadığının ve ana teşebbüsün bu bilgi talebini bilmiyor olduğunun iddia edilebilmesinin eşyanın tabiatına aykırı olacağı ve en azından hakkını kullanan bir hukuk süjesinin iyi niyetli olması gerektiği kuralı ile bağdaşmayacağı anlaşılmaktadır.

Yukarıda yer verilen bilgiler çerçevesinde, etki prensibi ve ekonomik bütünlük kavramları ile birlikte Kurul uygulaması, Komisyon kararları, Genel Mahkeme kararları ve TTK’nın hakim şirketin tacir olduğuna ilişkin hükümleri göz önüne alındığında, Türkiye’deki iştiraklere tebligat yapılmasının hukuka uygun olduğu sonucuna ulaşılmaktadır.

Öte yandan, iştirakin bilgi talebini belgelerin uhdesinde olmadığı gerekçesiyle yerine getirmemesiyle ilgili olarak; tek teşebbüs yaklaşımı çerçevesinde iştirakin bir bilginin elinde bulunmadığını, buna erişimi olmadığını beyan etmesinin tek başına yaptırım uygulanmasını engellemeyeceği, AB uygulamasında talep edilen bilgi veya belgenin Komisyonun üzerinde yetkisi olan birisinden istenmesi ve bu bilgi ve belgeye erişim olması halinde belgenin fiziken nerede olduğunun önemli olmadığı değerlendirilmiştir [8]. Talep edilen verilerin bir başka yargı çevresindeki hukuk kurallarının ihlali anlamına gelebileceği argümanını ise Komisyon, GSV [9] gibi kararlarında bilgi talebinin geciktirilmesi için haklı gerekçe olarak görmemiştir. Ancak bununla birlikte ihlal olarak nitelenebilecek bir davranışın bir başka ülkenin hukuk kurallarına uyulması sebebiyle olması halinde esastan dahi ceza verilmeyen örnekler [10] de bulunmaktadır. ABD uygulamasında ise istenen verinin bir başka ülkenin hukuk kurallarının ihlali nedeniyle verilmemesi durumunun, mahkemeleri bilgi talebi yetkisinden mahrum bırakmayacağı, ancak bu durumun ilgilisi için, en azından bilginin sağlanması noktasında iyi niyetle çaba sarf edilmişse, mahkeme

https://www.mlex.com/GlobalAdvisory/DetailView.aspx?cid=103810&siteid=244&rdir=1

https://www.mlex.com/GlobalAdvisory/DetailView.aspx?cid=131514&siteid=244&rdir=1

Kerse & Khan, s. 141.

https://eur-lex.europa.eu/legal-content/EN/TXT/PDF/?uri=CELEX:31976D0593&from=EN

https://eur-lex.europa.eu/legal-content/EN/TXT/PDF/?uri=CELEX:52017XC0614(07)&from=EN;

A.g.e, s. 141, dpnt.158.

Sayfa 6

emrinin yerine getirilmemesi suçlaması karşısında yeterli bir savunma sağlayacağı şeklinde kararlar [11] bulunmaktadır.”

değerlendirmesinde bulunulmuştur. Dolayısıyla anılan kararda ana teşebbüslerin

Türkiye’deki iştiraklerine tebligat yapılmasının hukuka uygun olduğu sonucuna

ulaşılmıştır. Anılan kararda iştirake yapılan tebligatın hüküm doğurup doğurmadığı ve

eylemin faili olarak hangi teşebbüsün dikkate alınması gerektiği ile ilgili GOLDMAN

SACHS özelinde yapılan değerlendirmelerde ise;

“Diğer yandan bu husus ile ilgili olarak GOLDMAN SACHS’ın durumunun ayrıca değerlendirilmesi gerekmektedir. Zira daha önce de ifade edildiği üzere, GOLDMAN SACHS’ın Türkiye’de herhangi bir trading faaliyetinin bulunmamasının yanı sıra döviz piyasasında faaliyet izni de bulunmamaktadır. Bu çerçevede GOLDMAN SACHS açısından eylemin failinin hangi teşebbüs olduğuna odaklanmak gerekmektedir. Kurul iştirakin inceleme konusu faaliyetlerde herhangi bir dahlinin ya da karar vericilik rolünün olmadığı Booking.com kararı gibi örneklerde yurtdışında yerleşik teşebbüsü esas almıştır. Bu bağlamda GOLDMAN SACHS açısından da Türk Lirası da dahil olmak üzere trading işlemlerini yürüten GSI’ya yönelmenin doğru olacağı değerlendirilmektedir. Bununla birlikte tek bir ekonomik bütünlük anlayışıyla bilgi talebi iştirake de yöneltilebilecektir.

Öte yandan eylemin failinin hangi teşebbüs olduğu dolayısıyla hangi teşebbüsün taraf olarak belirleneceği hususlarıyla ilgili olarak ise GSI’nın taraf olarak belirlenmesi gerektiği değerlendirilmekle birlikte, bu husus özellikle bir idari para cezası durumunda hangi teşebbüsün cirosunun esas alınacağı ile ilgili de önemli bir nokta arz etmektedir. Nitekim bu konunun önemine atfen bir sonraki bölümde ciro takdirine ilişkin değerlendirmelere yer verilmiştir.”

hususlarına yer verilmiş olup, hangi cironun esas alınacağı ve hangi teşebbüsün taraf

olarak belirleneceği hususlarına ilişkin olarak ise;

“Bu noktada verilecek bir idari para cezasında hangi cironun esas alınacağı, hangi teşebbüsün taraf olarak belirleneceği gibi hususlar önem taşımaktadır.

Bu bağlamda ilk olarak ekonomik bütünlüğün mü, iştirakin mi cirosunun idari para cezası bakımından dikkate alınacağı konusuyla ilgili olarak, öncelikle cezaya esas alınacak cironun 4054 sayılı Kanun’un 16. maddesi çerçevesinde Kurul tarafından belirleneceği vurgulanmalıdır. Öte yandan yukarıda da ifade edildiği üzere, temel olarak eylemin failinin kim olduğu önem taşımaktadır. Bu bağlamda eylemin faili kim olarak görülüyorsa o teşebbüsün dikkate alınması ve ciro bakımından da söz konusu teşebbüsün Türkiye cirosunun esas alınması öngörülmektedir. Bu noktada istenilen bilgiyi çeşitli gerekçelerle sağlamaması nedeniyle iştirakin, öte yandan basiretli tacir yaklaşımı altında bu bilgi talebinden bilgisi olmamasının mümkün olmadığı varsayılan ana teşebbüslerin ya da İngiltere ve ABD’deki iştiraklerin eylemin faili olarak dikkate alınması mümkün ise de, eylemin faili ile önaraştırma tarafı olarak belirlenen teşebbüs arasındaki ilişki ve yurt dışındaki teşebbüslerin Türkiye’den elde ettiği ciroların hesaplanmasına ilişkin teknik zorluklar çerçevesinde, ana kural olarak önaraştırmaya taraf olarak belirlenen yurt içindeki teşebbüslerin cirolarının esas alınmasının uygun olacağı değerlendirilmektedir. Bu noktada, hangi tarafın cirosu baz alınırsa alınsın, bu husus ile yukarıda bilgi isteme

A.g.e., s. 142, dpnt.157. https://supreme.justia.com/cases/federal/us/357/197/; https://law.justia.com/

cases/ federal/appellate-courts/F2/563/992/31537/

Sayfa 7

talebinin yöneltileceği taraf arasında her iki talebin de aynı muhataba yönelmesi

gerektiği şeklinde bir hukuki zorunluluk olmadığı hususu da ayrıca vurgulanmalıdır.” değerlendirmesinde bulunulmuştur. Dolayısıyla anılan kararda çeşitli bankacılık faaliyetleri çerçevesinde teşebbüslerin Türkiye’den elde ettiği ciroların hesaplanmasına ilişkin teknik zorluklar da göz önünde bulundurularak önaraştırma tarafı ve ciro konularında yurt içindeki teşebbüslerin esas alınması yaklaşımı benimsenmiştir.

(12) Bu yaklaşım çerçevesinde anılan kararda GOLDMAN SACHS’ın Türkiye’de danışmanlık hizmeti verdiği de göz önünde bulundurularak mali kurum olarak değerlendirilemeyeceği ifade edilmiş ve bu bağlamda idari para cezasının belirlenmesi noktasında teşebbüsün net satışları esas alınarak teşebbüse istenen bilgileri sağlamaması dolayısıyla, 4054 sayılı Kanun’un 16. Maddesinin Birinci Fıkrasında Öngörülen İdari Para Cezası Alt Sınırının 31.12.2020 Tarihine Kadar Geçerli Olmak Üzere Arttırılmasına İlişkin Tebliğ (2020/1 sayılı Tebliğ) uyarınca 31.903 TL idari para cezası verilmiştir.

(13) Diğer yandan anılan kararda yukarıda da belirtildiği üzere teşebbüse istenen verilerin sağlanması için 16.07.2020 mesai bitimine kadar süre verilmiş, verileri söz konusu tarihe kadar iletmemeleri durumunda ise 4054 sayılı Kanun’un 17. maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi uyarınca süreli para cezası uygulanacağı belirtilmiştir.

(14) Ancak, yukarıda yer verilen Kurul kararı kapsamında GOLDMAN SACHS’a verilen süre nin sona ermesine karşın talep edilen veriler sunulmamıştır. Bu çerçevede, 4054 sayılı Kanun’un 17. maddesi uyarınca 16.07.2020 tarihinden itibaren her gün için anılan teşebbüsün gayri safi gelirlerinin on binde beşi oranında nispi idari para cezası verilmesi gerektiği d eğerlendiri lmektedir. Bu kapsamda, süreli id ari para cezası için son gün, iş bu kararın alındığı tarih olarak belirlen miştir.

(15) Buna göre, 4054 sayılı Kanun’un 17. maddesi kapsamında GOLDMAN SACHS hakkında uygulanacak süreli para cezasının günlük tutarı (…..) TL olup veri gönderiminin geciktirildiği süre (…..) gündür. Bu çerçevede, söz konusu teşebbüse 2020 yılı cirosu üzerinden (…..) TL idari para cezası verilmesi gerektiği kanaatine varılmıştır.

H. SONUÇ

(16) Düzenlenen rapora ve incelenen dosya kapsamına göre, bilgi istenen taraflardan Goldman Sachs TK Danışmanlık A.Ş.’ye, 02.07.2020 tarihli ve 20-32/397-179 sayılı karar gereği, kendisinden talep edilen bilgi ve belgeleri süresi içerisinde Kuruma sağlamaması nedeniyle 4054 sayılı Kanun’un 17. maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi uyarınca bilgilerin sağlanmadığı (…..) gün dikkate alınarak her gün için gayri safi gelirlerinin on binde beşi oranında olmak üzere toplam (…..) TL tutarında nispi idari para cezası verilmesine gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 60 gün içinde Ankara İdare Mahkemelerinde yargı yolu açık olmak üzere, OYBİRLİĞİ ile karar verilmiştir.

Atıf zinciri

Bu kararda anılan kararlar

  • 20-05/48-M

    Bu numaralı karar, Kurumun karar arşivinde yayımlanmamış (genellikle ara karar).

Aynı toplantıda alınan kararlar

Bu toplantının tüm kararları

Bu kararın işiniz için ne anlama geldiğini konuşalım

Rekabet hukuku uyumu, soruşturmalar ve birleşme-devralma süreçlerinde uçtan uca destek veriyoruz.