İçeriğe geç
Tüm kararlar

Rekabet Kurulu Kararı

Adidas Spor Malzemeleri Satış ve Pazarlama Anonim Şirketi hakkında yürütülen önaraştırma sonucunda…

Rekabet İhlali25-37/880-518Karar tarihi: 11.09.2025Yayımlanma tarihi: 07.02.2026

Adidas Spor Malzemeleri Satış ve Pazarlama Anonim Şirketi hakkında yürütülen önaraştırma sonucunda şikayetlerin reddi ile soruşturma açılmaması yönünde verilen 21.04.2022 tarihli ve 22-18/300-133 sayılı Rekabet Kurulu kararının Ankara 12. İdare Mahkemesinin 27.11.2023 tarih ve 2023/127 E., 2023/2120 K. sayılı kararı ile iptal edilmesi üzerine ilgili Mahkeme kararının gereğinin yerine getirilmesi.

Karar bilgileri

Karar sayısı
25-37/880-518
Karar tarihi
11.09.2025
Yayımlanma tarihi
07.02.2026
Karar türü
Rekabet İhlali

Karar metni

50 sayfa · 167.526 karakter

Aşağıdaki metin, Rekabet Kurumu'nun yayımladığı karar belgesinden çıkarılmıştır; sayfa numaraları, tablolar ve grafikler özgün belgedeki yerleriyle korunmuştur. Bu sayfada yer alan özet, sınıflandırma ve açıklamalar yalnızca bilgilendirme amacıyla hazırlanmış olup hukuki görüş veya danışmanlık niteliği taşımaz; bağlayıcı olan, Kurumun yayımladığı karardır.

Resmî kararı Rekabet Kurumu'nda görüntüle

Sayfa 1

Rekabet Kurumu Başkanlığından,

REKABET KURULU KARARI

Dosya Sayısı: 2022-5-005(Soruşturma)
Karar Sayısı: 25-37/880-518
Karar Tarihi: 11.09.2025

A. TOPLANTIYA KATILAN ÜYELER

Başkan: Birol KÜLE

Üyeler: Ahmet ALGAN, Şükran KODALAK, Hasan Hüseyin ÜNLÜ,

Ayşe ERGEZEN, Rıdvan DURAN, Ayşe USLU CEVLEK

B. RAPORTÖRLER : Eren YALDIZLI, Aykut KARAGÖZ, Senanur ALTINTAŞ, Ali Ozan

ŞAHANER, Mine ŞEVİK

C. BAŞVURUDA

BULUNAN: - Veli HÖKMEN

Ovacık Mah. Parklar Cad. No: 2 B Blok D: 2 Ölüdeniz

Fethiye/MUĞLA

D. HAKKINDA SORUŞTURMA

YAPILAN: - Adidas Spor Malzemeleri Satış ve Pazarlama AŞ

Temsilcileri: Doç. Dr. Gamze AŞÇIOĞLU ÖZ, Av. Şevki Onur

ÖZ, Av. Semra TÜRKÖZMEN GÖKÇE, Av. Görkem

ÜLGENTÜRK TOPAL, Av. Mervehan ŞEKER NEZİR

Tunus Caddesi Tunus Apt. No: 19/3-4 06680

Kavaklıdere/ANKARA

(1) E. DOSYA KONUSU: Adidas Spor Malzemeleri Satış ve Pazarlama Anonim Şirketi hakkında yürütülen önaraştırma sonucunda şikayetlerin reddi ile soruşturma açılmaması yönünde verilen 21.04.2022 tarihli ve 22-18/300-133 sayılı Rekabet Kurulu kararının Ankara 12. İdare Mahkemesinin 27.11.2023 tarih ve 2023/127 E., 2023/2120 K. sayılı kararı ile iptal edilmesi üzerine ilgili Mahkeme kararının gereğinin yerine getirilmesi.

(2) F. İDDİALARIN ÖZETİ: Karara konu olan iddialar özetle; Adidas Spor Malzemeleri Satış ve Pazarlama Anonim Şirketi’nin 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun’un 4. maddesini ihlal ettiğine yöneliktir.

(3) G. DOSYA EVRELERİ: Rekabet Kurumu (Kurum) kayıtlarına 17.01.2022 tarih ve 24649 sayı ile giren şikâyet başvurusunda özetle;

- Şikâyetçinin 2006-2017 yılları arasında Eskişehir’de dört farklı mağazada Adidas

Spor Malzemeleri Satış ve Pazarlama AŞ’nin (ADIDAS) yetkili satıcılığını yaptığı,

- 2014 yılı itibarıyla ADIDAS’ın rekabet ve ticaret kanununa aykırı uygulamalarda

bulunduğu, şikâyetçinin bu uygulamalara karşı itirazda bulunması karşısında

ADIDAS’ın ürün sevkiyatlarını aksatma, yüksek satış hedefleri belirleme vb.

yöntemler ile şikâyetçinin üzerinde baskı kurduğu,

- 2016 yılında ADIDAS tarafından önce yetkili satıcılık sözleşmesinin yenilendiği,

ardından bir yıl geçmeden sözleşmenin eki olarak farklı konulardan oluşan bir

metnin şikâyetçiye imzalatmaya çalışıldığı,

Sayfa 2

- Şikâyetçinin yetkili satıcı olarak faaliyette bulunduğu dönemde ADIDAS tarafından indirim kampanyalarına ve perakende fiyatlarına müdahale edildiği, ADIDAS yetkilisi tarafından şikâyetçinin uyguladığı indirim kampanyalarının bitirilmesinin istendiği, indirim kampanyası bitirilmediği takdirde yetkilinin ADIDAS franchise müdürü ile görüşeceğini belirttiği, şikâyetçinin itirazı üzerine ADIDAS merkezine çağrıldığı ve olayın büyümesi halinde bayiliğinin iptal edileceğinin ifade edildiği,

- ADIDAS’ın şikâyetçinin mağazasında yapılan alışverişlerde verilen kâğıt poşetler üzerine yetkili satıcı olarak sahip olduğu ticari web sitesinin alan adının basılmasına engel olduğu, bununla birlikte Koray Spor Ltd. Şti. (KORAY SPOR), Yalı Spor Malz. İnş. Taah. Tic. ve San. Ltd. Şti. (YALI SPOR), Barçın Spor Malz. Tic. ve San. AŞ (BARÇIN SPOR) vb. büyük bayilerin kendi web adreslerini (korayspor.com, yalispor.com, barcin.com) yazmalarına izin verdiği, sonuç olarak küçük bayilere ADIDAS’ın ticari web (adidas.com) adresinin yazılı olduğu poşetlerin kullanımını zorunlu tutarak ayrımcılık yaptığı

iddia edilerek ADIDAS hakkında 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun

(4054 sayılı Kanun) kapsamında gerekli yaptırımların uygulanması talep edilmiştir.

(4) Hazırlanan 15.10.2021 tarih ve 2022-5-005/İİ sayılı İlk İnceleme Raporu, Rekabet

Kuruluna (Kurul) sunulmuş, Kurulun almış olduğu 27.01.2022 tarih ve 22-06/85-M sayılı

karar ile ADIDAS hakkında 4054 sayılı Kanun’un 40. maddesinin birinci fıkrası uyarınca

önaraştırma yapılmasına karar verilmiş, akabinde 15.03.2022 tarihinde ADIDAS’ta

yerinde inceleme yapılmıştır.

(5) Bunun yanı sıra dosya kapsamında değerlendirilmek üzere hakkında önaraştırma

yapılan teşebbüsten ve yetkili satıcılarından birtakım bilgi ve belge talebinde

bulunulmuştur. Talep edilen bilgi ve belgeler;

- ADIDAS tarafından 21.03.2022 tarih ve 26459 sayı, 05.04.2022 tarih ve 26909 sayı, 06.04.2022 tarih ve 26939 sayı, 11.04.2022 tarih ve 27092 sayı ile,

- Market Spor Malzemeleri Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi (MARKET SPOR) tarafından 25.03.2022 tarih ve 26599 sayı ile,

- Boyner Büyük Mağazacılık AŞ (BOYNER) tarafından 30.03.2022 tarih ve 26707 sayı, 04.04.2022 tarih ve 26833 sayı ile,

- BARÇIN SPOR tarafından 01.04.2022 tarih ve 26795 sayı, 04.04.2022 tarih ve 26864 sayı ile,

- Canerkek Spor Giyim Tekstil Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi (SPORJİNAL) tarafından 04.04.2022 tarih ve 26859 sayı ile,

- Flo Mağazacılık Hizmetleri ve Pazarlama AŞ (FLO) tarafından 04.04.2022 tarih ve 26860 sayı ile,

- YALI SPOR tarafından 04.04.2022 tarih ve 26862 sayı ile,

- As Spor Malzemeleri Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi (AS SPOR) tarafından 04.04.2022 tarih ve 26863 sayı ile,

- Eren Perakende ve Tekstil Anonim Şirketi (SUPER STEP) tarafından 04.04.2022 tarih ve 26868 sayı ile,

- KORAY SPOR tarafından 04.04.2022 tarih ve 26866 sayı ile,

- Toksöz Spor Malzemeleri Ticaret Anonim Şirketi (TOKSÖZ SPOR) tarafından 04.04.2022 tarih ve 26865 sayı ile,

Sayfa 3

- Ayakkabı Dünyası Kundura Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi (AYAKKABI

DÜNYASI) tarafından 06.04.2022 tarih ve 26931 sayı, 07.04.2022 tarih ve 26947

sayı ile

Kurum kayıtlarına girmiştir.

(6) Yapılan incelemeler doğrultusunda Kurulun 21.04.2022 tarih ve 22-18/300-133 sayılı kararı ile ADIDAS’ın bayilerinin yeniden satış fiyatlarına müdahale ettiğine ve bayileri arasında ayrımcılık yaptığına ilişkin somut bir bilgi veya belgeye ulaşılamamış, 4054 sayılı Kanun’un 41. maddesi uyarınca şikâyetin reddi ile soruşturma açılmamasına karar verilmiştir.

(7) Anılan Kurul kararı hakkında açılan iptal davası neticesinde, Ankara 12. İdare Mahkemesinin 27.11.2023 tarihli ve 2023/127 E. 2023/2120 K. sayılı kararıyla; soruşturma açılmasına yer olmadığı yönünde alınan Kurul kararının eksik inceleme ve araştırmaya dayalı olarak tesis edildiği gerekçesiyle işlemde hukuka uygunluk görülmediği sonucuna ulaşılmış ve bahse konu Kurul kararı iptal edilmiştir.

(8) Söz konusu iptal kararının gereğini yerine getirmek üzere 18.01.2024 tarihli ve 24- 05/87-M sayılı Kurul kararı ile ADIDAS hakkında 4054 sayılı Kanun’un 40. maddesinin birinci fıkrası uyarınca önaraştırma yapılmasına karar verilmiş, 30.07.2024 tarihinde ADIDAS’ta yerinde inceleme yapılmıştır. Yerinde inceleme tutanağında yer alan bilgi ve belge taleplerine ADIDAS tarafından gönderilen cevabi yazı 05.08.2024 tarih ve 54886 sayı ile Kurum kayıtlarına intikal etmiştir.

(9) Dosya kapsamında değerlendirilmek üzere; ADIDAS’tan, şikâyetçi Veli HÖKMEN’den, hem toptan satış kanalında hem de franchise kanalında faaliyet gösteren KORAY SPOR ve YALI SPOR’dan bilgi ve belge talebinde bulunulmuştur.

(10) Bilgi ve belge taleplerine ilişkin olarak;

- ADIDAS tarafından gönderilen cevabi yazı 13.08.2024 tarih ve 55166 sayı ile,

- Veli HÖKMEN tarafından gönderilen cevabi yazı 12.08.2024 tarih ve 55107 sayı

ile,

- YALISPOR tarafından gönderilen cevabi yazı 09.08.2024 tarih ve 55057 sayı ile,

- KORAY SPOR tarafından gönderilen cevabi yazı 12.08.2024 tarih ve 55147 sayı

ile

Kurum kayıtlarına intikal etmiştir.

(11) Önaraştırma süreci sonunda hazırlanan Önaraştırma Raporu, Kurulun 28.08.2024 tarihli toplantısında görüşülmüş, ADIDAS’ın mağaza devri ve ayrımcılık uygulamalarına ilişkin olarak şikâyetin reddi ile bu iddialar yönünden soruşturma açılmamasına 24- 35/856-363 sayı ile karar verilmiştir. Aynı önaraştırma kapsamında ADIDAS’ın yetkili satıcılarının yeniden satış fiyatlarını tespit ettiği iddialarına yönelik olarak ise 4054 sayılı Kanun’un 4. maddesini ihlal edip etmediğinin tespiti amacıyla aynı Kanun’un 41. maddesi uyarınca soruşturma açılmasına 28.08.2024 tarih ve 24-35/856-M sayı ile karar verilmiştir.

(12) 11.09.2024 tarih ve 96229 sayılı soruşturma bildirimi ADIDAS tarafından 16.09.2024 tarihinde tebellüğ edilmiş, bildirime yönelik olarak ADIDAS tarafından hazırlanan cevabi yazı 11.10.2024 tarih ve 57586 sayı ile Kurum kayıtlarına intikal etmiştir.

(13) Soruşturma sürecinin devamında şikâyetçi Veli HÖKMEN tarafından, Kurum kayıtlarına 18.10.2024 tarih ve 57809 sayı ile intikal eden yazıyla, 4054 sayılı Kanun ve 2010/3 sayılı Dosyaya Giriş Hakkının Düzenlenmesine ve Ticari Sırların Korunmasına İlişkin Tebliğ (2010/3 sayılı Tebliğ) uyarınca dosyaya giriş talebinde bulunulmuştur. İlgili

Sayfa 4

başvuru üzerine hazırlanan 05.11.2024 tarihli ve 2022-5-005/BN-02 sayılı Bilgi Notu Kurulun 07.11.2024 tarihli toplantısında görüşülmüş olup 24-45/1070-457 sayılı karar ile şikâyetçinin dosyaya giriş talebinin 4054 sayılı Kanun ve 2010/3 sayılı Tebliğ hükümleri çerçevesinde reddine karar verilmiştir.

(14) Ankara 12. İdare Mahkemesinin 27.11.2023 tarihli ve 2023/127 E., 2023/2120 K. sayılı kararına karşı istinaf başvurusunda bulunulması üzerine; Ankara Bölge İdare Mahkemesi 8. İdari Dava Dairesinin 06.11.2024 tarih ve 2024/71 E., 2024/1791 K. sayılı kararı ile söz konusu idare mahkemesi kararının usul ve hukuka uygun olduğu, istinaf başvurusunun kabulünü gerektiren bir neden bulunmadığı gerekçesiyle istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.

(15) Soruşturma süreci devam ederken, dosya kapsamında hazırlanan 05.11.2024 tarihli ve 2022-5-005/BN-03 sayılı Bilgi Notu, Kurulun 07.11.2024 tarihli toplantısında görüşülmüş olup 24-45/1071-M sayılı karar ile, soruşturma kapsamında ADIDAS’ın yetkili satıcıları olarak faaliyet gösteren teşebbüsler bakımından ilgili Kanun’un 14. ve 15. maddelerinde yer alan yetkilerin kullanılmasına karar verilmiştir. Bu doğrultuda 19.11.2024 tarihinde MARKET SPOR, SPORJİNAL, YALI SPOR, BOYNER, FLO ve KORAY SPOR; 20.11.2024 tarihinde ise AS SPOR ve Saha Mağazacılık AŞ’de (SNEAKS UP) yerinde incelemeler gerçekleştirilmiştir.

(16) Yerinde inceme tutanaklarının ekinde taraflara bilgi ve belge talepleri bırakılmış olup söz konusu talep doğrultusunda;

- SNEAKS UP tarafından gönderilen cevabi yazı 27.11.2024 tarih ve 59474 sayı

ile,

- YALI SPOR tarafından gönderilen cevabi yazı ise 28.11.2024 tarih ve 59511 sayı

ile,

- MARKET SPOR tarafından gönderilen cevabi yazı 29.11.2024 tarih ve 59554

sayı ve 29.11.2024 tarih ve 59586 sayı ile,

- SPORJİNAL tarafından gönderilen cevabi yazı ise 02.12.2024 tarih ve 59638

sayı ile,

- FLO tarafından gönderilen cevabi yazı 03.12.2024 tarih ve 59693 sayı ile,

- BOYNER tarafından gönderilen cevabi yazı ise 05.12.2024 tarih ve 59777 sayı

ile,

- KORAY SPOR tarafından gönderilen cevabi yazı ise 14.01.2025 tarih ve 61366

sayı ile

Kurum kayıtlarına intikal etmiştir.

(17) Soruşturma süreci devam ederken Raportör Heyetince hazırlanan 21.01.2025 tarihli ve 2022-5-005/BN-04 sayılı Bilgi Notu ile soruşturma süresinin uzatılmasına yönelik talepte bulunulmuş, Kurulun 23.01.2025 tarihli ve 25-03/90-M sayılı kararıyla 4054 sayılı Kanun'un 43. maddesinin birinci fıkrasında yer alan " Gerekli görüldüğü hallerde bir defaya mahsus olmak üzere Kurul tarafından 6 aya kadar ek süre verilebilir." hükmü uyarınca soruşturma süresi, bitiminden itibaren üç ay süre ile uzatılmıştır.

(18) Soruşturma sürecinde ilaveten, Hukuk Müşavirliğinden görüş talebinde bulunulmuş olup ilgili görüş yazısı 26.03.2025 tarih ve 111091 sayı ile dosyaya girmiştir.

(19) Öte yandan dosya kapsamında değerlendirilmek üzere; ADIDAS’tan yeniden bilgi ve belge talep edilmiş olup ADIDAS tarafından gönderilen cevabi yazı 07.05.2025 tarih ve 67571 sayı ile Kurum kayıtlarına intikal etmiştir.

(20) Soruşturma süreci sonunda hazırlanan 28.05.2025 tarihli ve 2022-5-005/SR sayılı Soruşturma Raporu, Kurul Başkanı ve üyelerine tebliğ edilmiş; aynı tarihli ve 2022-5-

Sayfa 5

005/SR-01 sayılı Soruşturma Raporu ise ADIDAS’a yazılı savunması talep edilerek tebliğ edilmiş olup ADIDAS tarafından 10.06.2025 tarihinde tebellüğ edilmiştir. Akabinde ADIDAS tarafından 4054 sayılı Kanun’un 45. maddesi uyarınca, yazılı savunma için öngörülen sürenin bitiminden itibaren başlamak üzere 30 gün ek süre talebinde bulunulmuştur. İlgili talebe istinaden hazırlanan 04.07.2025 tarihli ve 2022-5-005/BN-05 sayılı Bilgi Notu, Kurulun 10.07.2025 tarihli toplantısında görüşülmüş ve yazılı savunma süresinin bitiminden itibaren 30 gün uzatılmasına 25-25/609-M sayı ile karar verilmiştir.

(21) Devam eden süreçte ADIDAS’ın Kurum kayıtlarına 01.08.2025 tarih ve 71621 sayı ile giren 2010/3 sayılı Tebliğ uyarınca dosyaya giriş başvurusu üzerine; söz konusu talep ile ilgili hazırlanan 06.08.2025 tarihli ve 2022-5-005/BN-06 sayılı Bilgi Notu Kurula sunulmuş, Kurul tarafından 07.08.2025 tarih ve 25-29/707-424 sayı ile bahse konu talep kısmen kabul edilmiştir. Dosyaya giriş hakkı kapsamındaki belgeler ADIDAS yetkilisi tarafından 08.08.2025 tarihinde Kurum merkezinde görevli raportörler nezaretinde incelenmiştir.

(22) ADIDAS tarafından gönderilen yazılı savunma 11.08.2025 tarih ve 71989 sayı ile yasal süresi içerisinde Kurum kayıtlarına intikal etmiştir. Öte yandan, ADIDAS tarafından yapılan savunma ile Soruşturma Raporu’ndaki görüş ve değerlendirmeleri değiştirecek nitelikte başka bir bilgi/belge elde edilmemiş ve Soruşturma Heyeti, Soruşturma Raporu’ndaki gerekçeler doğrultusunda rapordaki görüş ve kanaatini muhafaza etmekte olduğundan ADIDAS’a herhangi bir ek görüş bildirilmemiştir.

(23) ADIDAS tarafından, Kurum kayıtlarına 21.08.2025 tarih ve 72400 sayı ile giren yazıyla sözlü savunma talebinde bulunulmuştur. Söz konusu talep üzerine hazırlanan 26.08.2025 tarihli ve 2022-5-005/BN-07 sayılı Bilgi Notu, Kurulun 28.08.2025 tarihli toplantısında görüşülmüş ve 25-32/770-M sayılı kararla, 4054 sayılı Kanun'un 46. maddesi uyarınca 23.09.2025 tarihinde sözlü savunma toplantısı yapılmasına ve sözlü savunma toplantısına katılmak isteyen şikâyetçi ve üçüncü kişilerin toplantı konusu ile ilgili menfaat ilişkilerini ortaya koyan bilgi ve belgeleri içeren bir dilekçe ile 16.09.2025 günü mesai saati sonuna kadar Kuruma başvurmalarına karar verilmiştir.

(24) Sözlü savunma toplantısı yukarıda yer verilen tarihte gerçekleştirilmiş ve Kurul; yürütülen soruşturma ile ilgili olarak düzenlenen Rapor’a, toplanan delillere, yazılı savunmaya, sözlü savunma toplantısında yapılan açıklamalara ve incelenen dosya kapsamına göre, 11.09.2025 tarih ve 25-37/880-518 sayı ile nihai kararı tesis etmiştir.

(25) H. RAPORTÖR GÖRÜŞÜ: İlgili Rapor’da özetle;

 Adidas Spor Malzemeleri Satış ve Pazarlama Anonim Şirketi’nin yetkili

satıcılarının yeniden satış fiyatını tespit etmesi suretiyle 4054 sayılı Rekabetin

Korunması Hakkında Kanun’un 4. maddesini ihlal ettiği,

 Söz konusu uygulamaların 2002/2 sayılı Dikey Anlaşmalara İlişkin Grup Muafiyeti

Tebliği kapsamında grup muafiyetinden yararlanamayacağı ve anılan

uygulamalara 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun’un 5. maddesi

kapsamında bireysel muafiyet tanınamayacağı,

 Adidas Spor Malzemeleri Satış ve Pazarlama Anonim Şirketi hakkında 4054

sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun’un 16. maddesi kapsamında olası

bir idari para cezası belirlenirken lehe olan hükmün esas alınması ilkesi uyarınca

eski ve yeni tarihli yönetmeliğin karşılaştırılması ve teşebbüs lehine sonuç

doğuracak olan yönetmelik hükümleri göz önünde bulundurularak idari para

cezası verilmesi gerektiği

Sayfa 6

ifade edilmiştir.

I. İNCELEME VE DEĞERLENDİRME

I.1. Hakkında Soruşturma Yürütülen Teşebbüs: ADIDAS

(26) Spor ayakkabı, spor giyim ve spor aksesuarları alanlarında faaliyet gösteren ADIDAS’ın hisselerinin (.....) Hollanda menşeli Adidas International BV’ye (ADIDAS GLOBAL) aittir. ADIDAS, Adidas markalı ürünlerin yanı sıra, 2005 yılından bu yana Reebok markalı ürünlerin de satış ve pazarlamasını gerçekleştirmekte [1] iken hâlihazırda yalnızca Adidas markalı ürünlerin satış ve pazarlama faaliyetlerini yürütmektedir.

(27) ADIDAS, Türkiye’de spor ayakkabı; spor giyim ürünleri kapsamında eşofman takımları, sweatshirt, t-shirt, forma, tayt, pantolon, şort ve mayo; spor aksesuarları kapsamında ise çorap, şapka, çanta, havlu gibi ürünlerin satışını gerçekleştirmektedir.

I.2. ADIDAS’ın Dağıtım Kanalları ve Bayilik Sistemi

I.2.1. ADIDAS’ın Değişikliğe Uğrayan Dağıtım Kanalları

(28) ADIDAS, satışını gerçekleştirdiği ürünleri 2022 yılına kadar Şekil-1’de yer alan kanallar aracılığıyla tüketicilere ulaştırmaktaydı.

Şekil 1: ADIDAS’ın 2022 Öncesi Dağıtım Kanalı

Şekil 1: ADIDAS’ın 2022 Öncesi Dağıtım Kanalı

(29) 2022 ve 2023 yıllarında ise ADIDAS’ın satış kanalında değişiklikler yaşanmıştır. Bu kapsamda BOYNER ile daha önce konsinye satışlar şeklinde sürdürülen iş modelinde değişiklikler yapıldığı, bu doğrultuda 2022 yılından itibaren BOYNER ile kesin alım iş modeline geçildiği ve BOYNER’in konsinye satış kanalı olmaktan çıkarak toptan satıcı niteliğinde bir dağıtıcı haline geldiği görülmektedir. Ayrıca ADIDAS’ın RND Yazılım Bilgisayar Danışmanlık ve Reklam Hizmetleri Tic. Ltd. Şti. (RND) ile olan sözleşmesinin 31.01.2023 tarihinde karşılıklı feshedilerek sonlandırıldığı ve söz konusu değişiklik ile birlikte DSM Grup Danışmanlık İletişim ve Satış Ticaret AŞ’de (TRENDYOL), D-Market Elektronik Hizmetler ve Tic. AŞ (HEPSİBURADA), Gitti Gidiyor Bilgi Teknolojileri San. 1 Kurulun 07.10.2021 tarih ve 21-48/684-340 sayılı kararı ile Reebok International Ltd (RILUS), Reebok International Limited (RILUK) ve Reebok Marketing GmbH’nin (RMG) (hepsi birlikte REEBOK) tek kontrolünün Authentic Brands Group LLC adlı teşebbüse devredilmesi işlemine izin verilmiştir. İşlemin tamamlanmasıyla birlikte ADIDAS, Reebok markalı ürünlerin Türkiye’de dağıtımını yapmayı bırakmıştır.

Sayfa 7

ve Tic. AŞ (GİTTİGİDİYOR) ve MORHİPO [2] platformlarında yer alan RND’ye ait ADIDAS resmi satıcı sayfalarının kapatıldığı ifade edilmektedir. Bununla birlikte TRENDYOL platformunda direkt entegrasyon tekniği ile tamamen ADIDAS yönetiminde işletilmek üzere yeniden ADIDAS resmi satıcı mağazası açılmıştır [3].

(30) Bu doğrultuda ilgili dağıtım kanallarının değişiklik öncesindeki iş modellerinden aşağıda bahsedilmektedir.

I.2.1.1. Boyner Kanalı (Konsinye Satışlar)

(31) 2022 öncesinde BOYNER ile ADIDAS’ın çalışma koşulları, toptan bayi ve franchise bayilere göre farklılık göstermiş olup ADIDAS’ın, BOYNER ile 2022 yılına kadar Adidas ve Reebok markaları için konsinye ürün satışı temelli iş modeli ile çalışmış olduğu ifade edilmektedir. Bu doğrultuda ADIDAS tarafından, ilgili dönemde ürünlerini peşinen BOYNER’e satmak yerine, BOYNER mağazalarında Adidas ve Reebok markalı ürünlere ayrılan alanlarda sergilenen ürünleri satıldıkça belli bir vade sonunda BOYNER’den ürünlere ait ödemeleri almakta oldukları ve yapılan satışlardan ayrıca BOYNER’e bir komisyon ödedikleri dile getirilmektedir. BOYNER ile imzalanan “Adidas Konsinye Satış Sözleşmesi” çerçevesinde BOYNER mağazalarında teşhir edilen ürünlerden sorumlu olan, satış danışmanı olarak görev yapan ve dışarıdan bakıldığında BOYNER çalışanı gibi görünen çalışanların ADIDAS personeli olup bu çalışanların BOYNER’de sadece ilgili ADIDAS ürünleriyle ilişkili olarak faaliyet gösterdiği anlaşılmaktadır. Bu çerçevede BOYNER’e yıl içinde İlkbahar-Yaz, Sonbahar-Kış olmak üzere iki sezonda ADIDAS ürünleri sevk edildiği, ilgili sezon bitiminde satılmayıp kalan ürünlerin ADIDAS depolarına geri gönderilmekte olduğu ifade edilmektedir.

(32) BOYNER tarafından da ilgili dönemde, çevrim içi alışveriş platformu boyner.com.tr’de ve fiziki mağazalarda satışı gerçekleştirilen ADIDAS sezon ürünleri için ADIDAS ile konsinye satış modeli kapsamında çalışıldığı ve Adidas ile Reebok markalı ürünlerin mülkiyetinin ADIDAS’a ait olup zilyetliğin BOYNER’de bulunduğu ifade edilmiştir. Dolayısıyla, 2022 öncesindeki satış modelinde BOYNER’in ürünlerin sahibi olmayıp yalnızca elinde bulunduran konumunda olduğu anlaşılmaktadır. İlaveten, BOYNER tarafından ADIDAS ile aralarındaki konsinye satış modeli kapsamında ürünlere ilişkin perakende satış fiyatlarının, kampanya ve fiyat indirimlerinin ADIDAS tarafından belirlendiği ve sezon sonlarında kalan ürünlerin ADIDAS’a iade edildiği ifade edilmiştir.

(33) Bu doğrultuda 2022 öncesinde ADIDAS ve BOYNER’in konsinye satış modeliyle çalışmakta olduğu anlaşılmaktadır. Dolayısıyla ilgili dönemde BOYNER kanalı, doğrudan ADIDAS tarafından yapılan satışlar içerisinde yer almakta olup bir franchise yahut toptan satış bayisinden farklılık göstermiştir. Ancak yukarıda da söz edildiği üzere ADIDAS, 2022 yılından itibaren BOYNER ile kesin alım iş modeline geçmiş ve BOYNER konsinye satış kanalı olmaktan çıkarak toptan satıcı niteliğinde bir dağıtıcı haline gelmiştir.

(34) Bununla birlikte 2022 öncesinde ADIDAS ile BOYNER arasında konsinye satışı haricinde, outlet mağazalar ve BOYNER’in online alışveriş platformlarından bir diğeri olan morhipo.com’da seri sonu ürünler için kesin alım modeli ile de çalışıldığı ifade edilmiştir. Bu ürünlere ilişkin olarak satın alma işlemi gerçekleştiğinden ürünlerin mülkiyetinin BOYNER’e geçmekte olduğu, bu satış modelinde, ADIDAS tarafından tavsiye niteliğinde fiyat önerilmekle birlikte BOYNER’in ürünlerin fiyatlarını, ürünlere

[2] BOYNER bünyesinde bir e-ticaret platformu olan MORHİPO, 2023 tarihinde kapatılmış olup faaliyetlerine BOYNER'in internet sitesi boyner.com.tr üzerinden devam etmektedir.

[3] Söz konusu teknik entegrasyonun (.....) ve (.....) firmaları tarafından gerçekleştirildiği ve teknik iyileştirmelerin hala devam etmekte olduğu ifade edilmektedir.

Sayfa 8

ilişkin kampanya ve fiyat indirimlerini kendisinin belirlediği ifade edilmiştir. Bununla birlikte, ADIDAS’ın RND ile olan konsinye satış ve elektronik ticaret sözleşmesi 31.01.2023 tarihinde karşılıklı feshedilerek sonlandırıldığından, BOYNER’e ait MORHİPO platformunda yer alan ADIDAS resmi satıcı sayfalarının da kapatıldığı ifade edilmektedir.

I.2.1.2. RND Kanalı (Konsinye Satış)

(35) 2022-2023 öncesi dönemde konsinye satış kanalı olarak faaliyet gösterdiği ifade edilen bir diğer kanal ise RND tarafından yürütülen satışlardır. ADIDAS, 2023 öncesi dönemde teknoloji alanında çözüm ortağı olarak hizmet veren RND’nin diğer yeniden satıcılar gibi bir piyasa aktörü konumunda bulunmadığını, RND ile olan anlaşma çerçevesinde tüketicilere doğrudan çevrim içi kanallar üzerinden satış yapılması halinde ADIDAS’ın satışa çıkarttığı ve kendisine ait olan stokları RND'ye ait bir depoda tutmakta olduğunu ifade etmiştir. ADIDAS ayrıca ilgili dönemde “Reebok.com.tr” isimli internet sitesinin dijital altyapısı, depo yönetimi, satış sonrası operasyonları ve güncelleme hizmetlerini de RND'den satın almıştır. Böylece Reebok.com.tr isimli internet sitesinden doğrudan tüketiciye yapılan satışlarda ve TRENDYOL, BOYNER/MORHİPO, GİTTİGİDİYOR ve HEPSİBURADA gibi pazar yerleri üzerinde yer alan doğrudan ADIDAS tarafından açılmış mağazalarda nihai kullanıcıya satış yapabilmek için ADIDAS; RND'den depolama, stok takibi, güncelleme, dijital alt yapı gibi dijital hizmetler almış, buna karşılık RND’ye gerçekleşen satış üzerinden sözleşme kapsamında belirtildiği şekilde bir hizmet komisyonu ödemiştir. Özetle 2023 öncesi dönemde RND, ADIDAS’a teknoloji anlamında hizmet veren ve doğrudan ADIDAS’ın gerçekleştirdiği çevrim içi satışlar konusunda destek sunan bir teşebbüs olup bu kanal aracılığı ile yapılan satışlar doğrudan ADIDAS tarafından yönetilmiştir.

(36) Ancak yukarıda da söz edildiği üzere, ADIDAS’ın RND ile olan sözleşmesi 31.01.2023 tarihinde karşılıklı feshedilerek stok verimliliğinin sağlanması amacıyla RND iş modeli sonlandırılmış; yapılan bu değişiklikle beraber TRENDYOL, HEPSİBURADA, GİTTİGİDİYOR ve MORHİPO platformlarında yer alan ADIDAS resmi satıcı sayfaları kapatılmıştır.

I.2.2. ADIDAS’ın Güncel Dağıtım Kanalları

(37) Bu doğrultuda ADIDAS’ın satış kanallarında meydana gelen söz konusu değişiklikler sonrasındaki güncel dağıtım kanallarına aşağıdaki şemada yer verilmektedir.

Sayfa 9

Şekil 2: ADIDAS’ın Güncel Dağıtım Kanalı

Şekil 2: ADIDAS’ın Güncel Dağıtım Kanalı

I.2.2.1. Doğrudan ADIDAS Tarafından Yapılan Satışlar

I.2.2.1.1. Perakende (Retail) Kanalı

(38) ADIDAS sisteminde retail olarak adlandırıldığı ifade edilen bu satış kanallarında, ADIDAS’ın bizatihi işlettiği, nihai tüketiciye satış yapılan, sadece ADIDAS ürünlerinin satıldığı ve ADIDAS tabelalı mağazalarda gerçekleştirilen satışlar yer almaktadır. Dolayısıyla bu kanal, tamamen ADIDAS’a ait mağazalardan oluşmaktadır. Bu satış kanalları, satılan ürünler ve mağazalar bakımından kendi içinde eski sezon mağazaları (Factory Outlet) ve sezon mağazaları (Concept Store) olmak üzere ikiye ayrılmaktadır.

a. Sezon Mağazaları (Concept Store): Cadde veya alışveriş merkezlerinde yer alan

ve operasyonları ADIDAS tarafından yürütülen fiziki mağazaları ifade etmekte olup

bu mağazalarda yeni sezon ürünlerin satışı yapılmaktadır. Bu nedenle ilgili

mağazalar sezon mağazası olarak da bilinmektedir. ADIDAS’ın Türkiye çapında

(.....) adet sezon mağazası bulunmaktadır.

b. Eski Sezon Mağazaları (Factory Outlet): Cadde veya alışveriş merkezlerinde

yer alan ve operasyonları ADIDAS tarafından yürütülen fiziki mağazalar olup bu

mağazalarda eski sezonlara ait ürün satışı yapılmaktadır. İlgili mağazalar outlet

mağazası olarak da bilinmektedir. ADIDAS’ın Türkiye çapında (.....) adet Eski

Sezon Mağazası bulunmaktadır.

I.2.2.1.2. ADIDAS’ın İnternet Kanalı (adidas.com)

(39) ADIDAS’ın bizatihi işlettiği, nihai tüketiciye satış yapılan ve münhasıran ADIDAS ürünlerinin satıldığı çevrim içi satış platformunu ifade etmektedir.

I.2.2.1.3. TRENDYOL - ADIDAS Resmi Satıcı Mağazası

(40) ADIDAS, TRENDYOL ile iki farklı modelle çalışmakta olup bunlardan biri, TRENDYOL pazar yerinde yer alan ADIDAS mağazası üzerinden satış gerçekleştirdiği modeldir. Bu model kapsamında adidas.com üzerinde satışa sunulan ve ADIDAS’a ait olan ürün stokları, (.....) ve (.....) isimli yazılım firmalarının sağladığı yazılımsal entegrasyon hizmeti sayesinde, TRENDYOL’da yer alan ADIDAS resmi satıcı mağazasında nihai tüketiciye satışa sunulmaktadır. TRENDYOL’da yer alan ADIDAS resmi satıcı mağazasında satışa sunulan tüm ürünler ADIDAS’a ait ürünler olup (.....) ve (.....)

Sayfa 10

firmaları sadece teknolojik altyapı sağlamaktadır [4]. Satışa sunulan ürün stoğu ve ürünlerin satış fiyatları ADIDAS tarafından belirlenmekte, ürün stokları ADIDAS’ın depo yerinde depolanmakta ve temelde adidas.com stokunun içerisinde yer almaktadır. Söz konusu teknik entegrasyon sayesinde hem adidas.com hem de TRENDYOL’da yer alan ADIDAS resmi satıcı mağazasının aynı stoğu eş zamanlı olarak satışa sunmakta olduğu; TRENDYOL üzerinde 2023 öncesinde mevcut bulunan RND iş modelinin sonlandırılarak direkt entegrasyon sistemine geçilmesinin temel nedeninin de (.....) olduğu ifade edilmektedir.

I.2.2.2. Franchise Kanalı

(41) Franchise kanalı, ADIDAS’ın dağıtım sisteminde doğrudan tüketiciye satış yapılan bir diğer kanal olup franchise sözleşmeleri çerçevesinde faaliyet gösteren yeniden satıcılardan oluşmaktadır. İlgili kanal, ADIDAS’ın franchise verdiği teşebbüsler tarafından işletilen, ADIDAS’tan ürünlerin satın alınıp nihai tüketiciye satışının yapıldığı, münhasıran ADIDAS ürünlerinin satıldığı, “Adidas” tabelalı mağazaları ifade etmektedir. Söz konusu mağazalar ADIDAS ile yaptıkları franchise anlaşması çerçevesinde franchise alan teşebbüsler tarafından işletilmekle beraber, marka bütünlüğünü korumakla yükümlü birer franchise olmaları nedeniyle, mağazaların dış/iç görünümünden işleyişine kadar her biri yeknesak olacak şekilde, ADIDAS’ın kendi mağazaları gibi bir ADIDAS mağazası olarak faaliyet göstermektedir.

(42) Franchise kanalında faaliyet gösteren mağazalar münhasıran ADIDAS ile çalıştıklarından marka bütünlüğünü korumak amacıyla tabi oldukları yükümlülüklerin bulunduğu ifade edilmektedir. Bu kapsamda ADIDAS’ın, franchise anlaşması kapsamında faaliyet gösteren ADIDAS mağazaları dışında herhangi bir yeniden satıcısı ile (rekabet yasağı şartı içeren) münhasırlık anlaşması bulunmadığı ifade edilmektedir. Bunun yanında, franchise mağazalarının ürünleri çevrim içi olarak kendi internet sitelerinden veya çevrim içi pazar yerlerinden de satışa sunabildiği belirtilmektedir. Bu kapsamda franchise kanalında yer alan yeniden satıcıların, pazar yerlerinde açtıkları mağazaları ADIDAS’a bildirme yükümlüğü olmadığı, bununla beraber ADIDAS’ın ürünlerinin toptan satıcıları veya franchise mağazaları tarafından yeniden satışının yapıldığı bilinen çevrim içi pazar yerlerinin Amazon Turkey Perakende Hizmetleri Limited Şirketi (AMAZON), TRENDYOL ve HEPSİBURADA olduğu dile getirilmektedir. ADIDAS’ın franchise kanalında faaliyet gösteren toplam (.....) teşebbüs bulunmakta ve bu teşebbüsler faaliyetlerini (.....) adet fiziki mağaza ile yürütmektedir.

I.2.2.3. Toptan Satış Kanalı (Wholesale Partner Satıcılar, WHS)

(43) ADIDAS’ın nihai tüketiciye doğrudan satış yapılan dağıtım sistemindeki bir diğer kanal olan toptan satış kanalının, franchise olmayan ve bu nedenle de mağazaların franchise sistemi gibi münhasıran ADIDAS ürünlerine özgülenmiş olması gerekmeyen, toptan mal verilen teşebbüslerden oluştuğu ifade edilmektedir. WHS olarak adlandırılan bu kanalda yer alan yeniden satıcıların münhasıran ADIDAS ürünlerini satma yükümlülüğü olmadığından bu kanalda yer alan satıcılar, birçok markanın spor ürünlerinin bir arada satıldığı AYAKKABI DÜNYASI, FLO, BARÇIN SPOR, KORAY SPOR, MARKET SPOR, SUPER STEP, SPORJİNAL, YALI SPOR gibi teşebbüslerdir. Bu satıcıların ADIDAS’tan toptan mal satın aldıktan sonra ürünlerin satışını istedikleri koşullarla yapabildikleri ifade edilmektedir. Bu doğrultuda söz konusu ürünler toptan satın alındıktan sonra ilgili satıcılar tarafından, ADIDAS dışında başka markaların da satışlarının yapıldığı,

[4] (.....)’in ADIDAS’ın teknolojik global altyapısı ile TRENDYOL’un yerel altyapısı arasındaki dijital entegrasyonu sağlayan yabancı menşeili bir entegratör firma olduğu, bu entegrasyona (.....) isimli yerel bir entegratörün de destek vermekte olduğu ifade edilmektedir.

Sayfa 11

ürünlerin münhasırlık koşulu olmayan satış noktalarında, fiziki ve/veya çevrim içi olarak nihai tüketiciye ulaştırıldığı belirtilmektedir. Dolayısıyla ADIDAS’ın toptan satıcıları, ürünleri çevrim içi olarak kendi internet sitelerinden veya çevrim içi pazar yerlerinden satışa sunabilmektedir. Bu kapsamda WHS kanalında bulunan yeniden satıcıların pazar yerlerinde açtıkları mağazaları ADIDAS’a bildirme yükümlüğü olmadığı, fiilen de böyle bir uygulama/bildirim söz konusu olmadığı ifade edilmektedir. Bununla beraber ADIDAS’ın ürünlerinin toptan satıcıları veya franchise mağazaları tarafından yeniden satışının yapıldığı bilinen çevrim içi pazar yerlerinin AMAZON, TRENDYOL ve HEPSİBURADA olduğu dile getirilmektedir.

(44) ADIDAS’ın toptan satış kanalları da kendi içinde çoklu marka (multi-brand) kanalı ve toplu satış kanalı olmak üzere iki ayrı kategoriye ayrılmaktadır.

a. Çoklu Marka (Multi-brand) Kanalı: ADIDAS dışında başka markaların da

satışlarının yapıldığı, bayiler tarafından ürünlerin ADIDAS’tan satın alınıp nihai

tüketiciye satışının gerçekleştirildiği fiziki ve/veya çevrim içi satış noktalarıdır.

b. Toplu Satış Kanalı: Gençlik ve Spor Bakanlığı gibi kurumlara, spor kulüplerine

veya şirketlere sipariş üzerine özel olarak hazırlanan ADIDAS satışlarıdır. Bazı

durumlarda bu satışlar bayiler tarafından da yapılabilmektedir.

(45) ADIDAS ile franchise anlaşması olan teşebbüslerden bazıları, bir yandan toptan satış kanalında da yetkili satıcı olarak faaliyet gösterebilmektedir. Dolayısıyla, aynı teşebbüs ADIDAS ile ayrı ayrı sözleşmeler yapmak suretiyle, sözleşmenin niteliğine göre hem franchise mağazası hem de toptan satış mağazası olarak perakende satış gerçekleştirebilmektedir.

I.2.2.4. Dijital Ticaret Ortakları (Dijital Partner Commerce, DPC)

(46) DPC, ADIDAS satış sistemi içinde münhasıran ADIDAS ürünleri için olmayıp başka ürünlerin ve markaların da satışının yapıldığı çevrim içi satış platformlarının yer aldığı çevrim içi satış kanalını ifade etmektedir. Bu platformlar AMAZON, TRENDYOL, Eren Perakende ve Tekstil Anonim Şirketi (FASHFED), Playsports Tekstil Anonim Şirketi (PLAYSPORTS) ve HEPSİBURADA’dır. Bu kapsamda aşağıda ADIDAS’ın bu platformlarla çalışma koşullarına yer verilmektedir.

(47) ADIDAS, AMAZON, HEPSİBURADA gibi platformlar ile kesin satış modeliyle çalışmaktadır. Bu doğrultuda söz konusu platformların, sezon öncesinde sezonluk (6 aylık) bir sipariş bildirdiği, ADIDAS’ın ise sezon içerisinde bu siparişe uygun şekilde sevkiyatlarını gerçekleştirdiği ve ilgili platformlar üzerinden ADIDAS ürünlerinin nihai tüketiciye satıldığı ifade edilmektedir. Bu kapsamda nihai tüketiciye satışı gerçekleştiren AMAZON ve HEPSİBURADA platformları olduğundan indirim, kampanya ve fiyat değişikliği gibi konuların ilgili platformlar tarafından belirlendiği ve ADIDAS’ın bu konulara ilişkin herhangi bir yönlendirmesi veya müdahalesinin bulunmadığı belirtilmektedir.

(48) ADIDAS, TRENDYOL ile iki farklı modelle çalışmaktadır. Bunlardan ilki, TRENDYOL pazar yerinde bulunan ADIDAS Mağazası üzerinden gerçekleştirilen satışlardır. Bu model, adidas.com üzerinde satışa sunulan ve ADIDAS’a ait olan ürün stoklarının yazılımsal entegrasyon ile TRENDYOL’da yer alan ADIDAS resmi satıcı mağazasında nihai tüketiciye satışa sunulduğu bir model olup ilgili satışlar, doğrudan ADIDAS tarafından gerçekleştirilen satış niteliğindedir. İlgili kanala ilişkin detaylı bilgiye “2.2.2.1.Doğrudan ADIDAS Tarafından Yapılan Satışlar” başlığı altında yer verilmiştir.

(49) TRENDYOL ile çalışılan bir başka model olduğu ifade edilen kesin satış modelinde ise yine, TRENDYOL’un sezon öncesinde sezonluk bir sipariş bildirdiği, ADIDAS’ın sezon

Sayfa 12

içerisinde bu siparişe uygun şekilde sevkiyatlarını gerçekleştirdiği ve TRENDYOL üzerinden ADIDAS ürünlerinin nihai tüketiciye satıldığı ifade edilmektedir. Nihai tüketiciye satışı yapan TRENDYOL olduğundan indirim/kampanya/fiyat değişikliği gibi konuların TRENDYOL tarafından belirlendiği belirtilmektedir.

I.2.3. İlgili Pazar

I.2.3.1. Sektöre İlişkin Genel Bilgi

(50) Hakkında soruşturma yürütülen ADIDAS’ın faaliyet gösterdiği sektörlerin hazır giyim ve ayakkabı sektörü olması hasebiyle öncelikle ilgili sektörler hakkında bilgi vermek yerinde olacaktır. Hazır giyim sektörü, genel anlamda dokuma ve örme kumaşlardan kadın, erkek ve çocuklar için gerek iş hayatında gerekse günlük hayatta kullanılmak üzere günün her saatinde giyilmek için üretilmiş tüm dış giysiler, iç giysiler ile bunların aksesuarlarını ihtiva etmektedir.

(51) Tüketicinin hazır giyime ilişkin tercihlerinde; tüketicinin yaşı, cinsiyeti, yaşadığı yerin coğrafi ve iklimsel özellikleri gibi faktörler etkili olmaktadır. Bunlara ek olarak; kalite ve fiyat dengesi, gelir seviyesi, nüfus ve demografik yapı, tasarım ve modaya uygunluk, ürünün markası, sosyal ve çevresel standartlara uygun üretilmiş olması, performans özellikleri ve fonksiyonları tüketici tercihlerinde etkili olmaktadır.

(52) Ülkemizin hazır giyim sektöründe yüksek üretim kapasitesi, endüstrideki deneyim ve bilgi birikimi, teslimat süresinin kısalığı, kaliteli üretim, uygun maliyet, esnek üretim ve ürün çeşitliliği gibi faktörlerden doğan üstünlükleri olduğu; ayrıca ülkemizde, perakende sektöründe faaliyet gösteren firmaların çeşitlenmesi, sayılarının artması ve faaliyetlerinin genişlemesi ile hazır giyim ürünlerindeki fiyat rekabetinin arttığı söylenebilmektedir.

(53) 1980 yılından itibaren başlayan ihracat hamlesi ile Türk hazır giyim sektörü, büyük bir atılım göstermiş ve bu tarihten itibaren sektöre yapılan yatırımlar artmıştır [5]. Tekstil ve hazır giyim sektörü, gayri safi yurt içi hasıla, imalat sanayi ve sanayi üretimindeki pay, ihracat, ekonomiye sağladığı net döviz girdisi, istihdam, yatırım gibi makro-ekonomik büyüklükler açısından Türkiye’nin önemli sektörlerinden biri olup [6] Türkiye’nin dış ticaretinde önemli paya sahip olmuştur [7].

(54) Ulusal pazarda faaliyet gösteren hazır giyim perakendecileri başlıca beş grup altında kategorize edilebilmektedir: 8

1. Zincir mağazacılık şeklinde yapılan hızlı moda (fast-fashion) perakendeciliği

2. Katlı hazır giyim perakendeciliği

3. Klasik moda perakendeciliği

4. Spor kıyafetlere yönelik hazır giyim perakendeciliği

5. Tekil mağaza (münferit butik, tuhafiyeci tarzı) perakendeciliği

5 https://ticaret.gov.tr/data/5b87000813b8761450e18d7b/Haz%C4%B1r%20Giyim%20Sekt%C3%B6r% 20Raporu%202022.pdf, Erişim Tarihi: 10.03.2025; GÜNAY, N. (2005), “Türkiye’de Hazır Giyim ve Konfeksiyon Endüstrisinde Uygulanan Uluslararası Pazarlara Giriş Stratejileri: Sorunlar ve Çözüm Yolları”, https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/556891, Ege Academic Review, 5(1), 89-97., s.91, Erişim Tarihi: 15.04.2025

6 https://ticaret.gov.tr/data/5b87000813b8761450e18d7b/Haz%C4%B1r%20Giyim%20Sekt%C3%B6r% 20Raporu%202022.pdf, Erişim Tarihi: 02.05.2025

7 https://www.musiad.org.tr/uploads/yayinlar/arastirma-

raporlari/pdf/tekstil_ve_hazir_giyim_sektorunun_yeni_yol_haritasi.pdf, Erişim Tarihi: 15.05.2025

8 MISIRLI, M. (2009), Perakendecilikte Gelişmeler, Hazır Giyim Perakendeciliği ve Türkiye İçin Rekabetçi Bir Model Önerisi.

Sayfa 13

(55) Hazır giyim pazarının alt segmentlerinden biri olan spor giyim pazarı da özellikle son yıllarda büyüme göstermektedir. Günümüzde tüketicilerin büyük bir çoğunluğunun sokak giyimi ve spor giyimini benimsemek yönündeki eğilimleri bu büyümede etkili olmaktadır [9]. Önceleri belli başlı birkaç spor markası mağazasında genelde kayak, tenis gibi sınırlı ilgi alanlarına yönelik spor giyim ürünleri satılırken son yıllarda spor giyim alanında faaliyet gösteren muhtelif markalar Türkiye pazarına birbiri ardına giriş yapmıştır. Açılan yeni spor mağazaları yanında çok katlı mağaza zincirlerinin de spor reyonları genişlemiştir. ADIDAS’ın işbu dosya kapsamında Kurum kayıtlarına intikal eden cevabi yazısında sunulan 2024 tarihli raporda [10], Türkiye’de spor ayakkabı, spor giyim ve spor aksesuarları pazarında toplam (.....) büyük teşebbüsün yer aldığı ifade edilerek bunlar içerisindeki en büyük beş teşebbüsün pazar paylarına aşağıdaki şekilde yer verilmektedir:

Tablo 1: Türkiye’de Spor Ayakkabı, Spor Giyim ve Spor Aksesuarları Pazarında Faaliyet Gösteren En Büyük 5 Teşebbüsün 2024 Yılına İlişkin Pazar Payları

Marka Pazar Payı (%)

ADIDAS (.....)

Nike(.....)
Puma(.....)
Kinetix(.....)
Skechers(.....)

Kaynak: Cevabi Yazı.

(56) Ayakkabı sektörü özelinde bakıldığında ise çorabın dışında ayağa giyilen iskarpin, bot, çizme ve terlik gibi her tür ayak giysisini ifade eden ayakkabıların, farklı kıstaslar kullanılarak çeşitli sınıflandırmalara tabi olduğu görülmektedir. Ayakkabılar, kullananların cinsiyet ve yaşları yönünden kadın, erkek, genç kız ve genç erkek, çocuk ve bebek ayakkabıları olmak üzere beş sınıfa ayrılırken kullanım yerlerine göre de kapalı alanlar, çalışma salonları, spor salonları, açık alanlara yönelik ayakkabılar olarak dört ayrı şekilde sınıflandırılmaktadır. Diğer sınıflandırmalarda ise ayakkabının yüzünün tabana tutturuluş biçimi, topuk yüksekliği, taban uzunluğu, ayakkabı türleri (bileği örten ayakkabılar, bileği örten botlar, çizmeler, sandaletler, spor ayakkabılar, terlikler vb.) önemli olabilmektedir [11].

(57) Bir başka sınıflandırmaya göre ise ayakkabı sanayi kapsamında üretilen ürünleri [12]; terlikler, botlar (sanayi, güvenlik ve askeri), çocuk ayakkabıları, kadın ayakkabıları, erkek ayakkabıları ve spor ayakkabıları olarak gruplandırmak mümkündür. Türkiye’de yakın geçmişe kadar bir zanaat görünümü arz eden ayakkabı sektörü 1980’li yıllarla beraber organize bir yapıya bürünmüş ve iş gücü maliyetlerindeki artışın da etkisiyle makineleşme yoluna gidilmiştir. Bu kapsamda ayakkabı üreten işletmeler üretim teknolojileri açısından üç grupta tanımlanmaktadır. Bunlar klasik üretim tekniğine sahip işletmeler, yarı-makineleşmiş işletmeler ve makineleşmiş işletmelerdir. 13

(58) Giyim ve ayakkabı grubunun TÜFE kapsamındaki ana harcama grubu ağırlıklarından aldığı pay ise 2024 itibarıyla %6,94 olarak gerçekleşmiştir.

9 https://www.ihkib.org.tr/bilgi-bankasi/dunyadan-haberler/spor-giyim-pazarinin-2027-yilinda-587-2- milyar-a-yukselmesi-konusundaki-stratejiler, Erişim Tarihi: 05.05.2025.

[10] İlgili verilerin Euromonitor raporundan elde edildiği ifade edilmektedir.

[11] Ayakkabıcılık Sektör Raporu (2014), T.C. Doğu Akdeniz Kalkınma Ajansı, https://www.dogaka.gov.tr/assets/upload/dosyalar/www.dogaka.gov.tr_440_FY5C23TJ_Ayakkabicilik- Sektor-Raporu-2014.pdf, , Erişim Tarihi: 13.05.2025

12 Kurulun 06.05.2005 tarih ve 05-31/396-98 sayılı kararı.

13 A.g.k.

Sayfa 14

Tablo 2: TÜFE- Ana Harcama Grubu Ağırlıkları (%)
Ana harcama grubu2017 20182019 2020 2021 2022 20232024
Gıda ve alkolsüz içecekler21,77 23,0323,29 22,77 25,94 25,32 25,4324,98
Alkollü içecekler ve tütün5,87 5,144,23 6,06 4,88 4,31 3,573,76
Giyim ve ayakkabı7,33 7,217,24 6,96 5,87 6,42 6,416,94
Konut14,85 14,8515,16 14,34 15,36 14,12 16,6214,20
Ev eşyası7,72 7,668,33 7,77 8,64 8,86 8,678,12
Sağlık2,63 2,642,58 2,80 3,25 3,24 3,533,71
Ulaştırma16,31 17,4716,78 15,62 15,49 16,80 15,0817,35
Haberleşme4,12 3,913,69 3,80 4,64 3,78 3,303,34
Eğlence ve kültür3,62 3,393,29 3,26 3,01 3,06 3,253,33
Eğitim2,69 2,672,40 2,58 2,28 2,03 1,671,80
Lokanta ve oteller8,05 7,277,86 8,67 5,91 7,11 7,828,17
Çeşitli mal ve hizmetler5,04 4,765,15 5,37 4,73 4,96 4,644,30

Kaynak: TÜİK

(59) Yukarıda ifade edilen hususlar çerçevesinde hazır giyim ve ayakkabı sektörünün, know- how birikiminin ve pazara girişlerin yoğun olduğu, pek çok teşebbüsün faaliyet gösterdiği, önemli giriş engelinin bulunmadığı bir yapı sergilediği anlaşılmaktadır.

I.2.3.2. İlgili Ürün Pazarı

(60) İlgili ürün pazarı, belirli bir ürün ile tüketici gözünde fiyatı, kullanım amaçları ve nitelikleri bakımından benzer olan ürünlerden oluşmaktadır. Başka bir deyişle ilgili ürün pazarı; ürün özellikleri, fiyatları ve kullanım amaçları bakımından tüketici tarafından ikame edilebilir sayılan bütün ürünleri kapsamaktadır. İlgili ürün pazarı tanımında talep ikamesinin yanında, talep ikamesine eşdeğer etkisi olduğu durumlarda arz ikamesi de hesaba katılmaktadır.

(61) Bahsedildiği üzere, hakkında soruşturma yürütülen ADIDAS; spor ayakkabı, spor giyim, spor aksesuarları ve malzemeleri alanlarında faaliyet göstermektedir. Söz konusu üç ayrı faaliyet alanı aşağıda ayrı başlıklar altında değerlendirilmektedir.

I.2.3.2.1. Markalı Spor Ayakkabı Pazarı

(62) Türkiye spor ayakkabı pazarında; yerel ve/veya yerelleştirilmiş markalar (Kinetix, Lumberjack, Limon, Lescon, Hammer Jack, Lotto gibi), yabancı markalar (Adidas, Nike, Puma, Tommy Hilfiger, New Balance, Hummel, Skechers, Zara vs.) ve markasız ürün üretimi/satışı gerçekleştiren teşebbüsler faaliyet göstermektedir. Yabancı markaların bir kısmı (Adidas ve Nike gibi) ticari faaliyetlerini kendi temsil ofisleri ile Türkiye'de sürdürmekte iken bir kısmı (New Balance ve Skechers gibi) ise distribütör firmalar aracılığı ile ürünlerini pazara sunmaktadır. ADIDAS tarafından Türkiye’de spor ayakkabı pazarının büyüklüğünün 2023 yılı itibari ile 1.037,3 milyon avro olduğu ifade edilmektedir.

(63) Spor ayakkabı pazarında, bu pazarın içerisindeki markalı ve markasız ürünler arasında ayrım yapılması önem arz etmektedir. Zira Adidas, Nike, Puma, Skechers gibi markalar gerek sponsorluk faaliyetleri, gerekse reklâm harcamaları yoluyla tüketiciler gözünde yüksek marka bilinirliğine sahiptir. Keza tüketiciler açısından, kullandıkları markanın bir imaj unsuru olması ve hatta markanın bir statü sembolü olarak kullanılması, özellikle spor endüstrisinin talep yapısı üzerindeki belirleyici unsurlardandır. Ticaret Bakanlığı tarafından yayınlanan “ABD Ayakkabı Sektörü” başlıklı müşavirlik raporunda; [14] bazı markaların popülerliği ve moda durumunun da tüketici satın alma davranışlarını etkilediği, Nike ve Adidas gibi markaların, daha yüksek bir kalite ve statüye sahip olarak 14 https://ticaret.gov.tr/data/5f6c5a6e13b876b0401fa890/Ayakkab%C4%B1%20Sekt%C3%B6r%C3%BC .pdf.pdf, Erişim Tarihi: 15.05.2025

Sayfa 15

algılandıkları için fiyat rekabetinin daha zayıf olduğu ve bu markaların geliri daha yüksek olan tüketicileri etkilemekte olup marka statüsündeki artış ve azalmanın perakende satışlarıyla yakından ilişkili olduğu belirtilmektedir.

(64) Ayrıca markalı spor ayakkabıları ile markasız ürünler arasında ciddi fiyat farklılıkları da mevcuttur. Markalı ürünler ekonomik statüsü daha yüksek olan tüketiciye hitap ederken bu ürünlerin satışa sunuldukları alanlar markasız ürünlerden farklılaşmaktadır. Buna ilaveten, markalı ve markasız ürünlerin satış kanalları farklılaşmaktadır. Zira birçok markanın sadece kendi ürünlerini sattığı mağazaları ve tek ürün satıcısı olan bayileri bulunmaktadır. Bu sebeple dosya kapsamında ilgili ürün pazarını etkileyen ilk unsur, “marka” olarak değerlendirilmektedir. Markalı ürünler ile markasız ürünler arasında önemli fiyat farklılıkları bulunması ve çoğunlukla bu iki ürün grubunun farklı müşterilere hitap etmesi nedeniyle markasız ürünlerin ilgili ürün pazarına dâhil edilmemesi gerektiği kanaatine varılmıştır.

(65) Spor ayakkabı pazarı aynı zamanda, spor kullanım/profesyonel ve günlük kullanım için tasarlanan ayakkabılar olmak üzere başlıca iki kategoriye ayrılabilmektedir. Spor kullanım için tasarlanan ayakkabılar tipik olarak, kendilerini bir veya daha fazla spor dalında kullanım bakımından rahat hale getiren özellik ve teknolojilere sahiptir. Spor kullanım amaçlı olan ayakkabıları kullanıldığı spor dalına göre alt kategorilere ayırmak mümkün olup söz konusu alt segmentler futbol, basketbol, tenis, koşu, açık hava, iç mekânlar ve cross-training gibi başlıklardan oluşmaktadır. Günlük kullanım için tasarlanan spor ayakkabılar ise spordan esinlenilerek üretilmekle birlikte, model ve tarzın öne çıktığı, tüketicinin daha ziyade marka imajı ve görüntüsü nedeniyle tercih ettiği çok çeşitli ayakkabı modelini ve stilini kapsamaktadır. Bununla birlikte; spor ayakkabı pazarını kullanım amaçlarına göre profesyonel ayakkabılar ve günlük kullanım için tasarlanan ayakkabılar şeklindeki alt kategorileri bazında ayrı ilgili ürün pazarlarına ayrıştırmak mevcut dosya kapsamında gerekli görülmemektedir.

(66) Yukarıda yer verilen tüm bilgiler birlikte değerlendirilerek işbu dosya kapsamında ilgili ürün pazarlarından biri, “markalı spor ayakkabı pazarı” olarak belirlenmiştir.

I.2.3.2.2. Markalı Spor Giyim Pazarı

(67) Hazır giyim pazarının alt segmentlerinden biri olan spor giyim pazarı özellikle son yıllarda büyüme göstermektedir. Önceleri belli başlı birkaç spor markası mağazasında genelde kayak, tenis gibi sınırlı ilgi alanlarına yönelik spor giyim ürünleri satılırken, son yıllarda spor giyim pazarında faaliyet gösteren birçok firma pazara giriş yapmıştır. Söz konusu pazar; spor takım, eşofman, tişört, şort, mayo, çorap ve benzeri ürünlerden oluşmaktadır.

(68) Spor giyim pazarı da spor ayakkabı pazarı ile çok büyük ölçüde benzerlik taşımaktadır. Spor ayakkabı pazarında olduğu gibi spor giyim pazarında da yerel ve/veya yerelleştirilmiş markalar (Lumberjack, Koton ve Hummel gibi) ve yabancı markalar (Adidas, Nike, Puma, Skechers gibi) faaliyet göstermektedir. Günümüzde hem hızlı moda işletmecileri (H&M, Zara, Mango, Oysho, Koton, LC Waikiki, Gap vb.) hem de geleneksel olarak spor odaklı şirketler (Adidas, Nike, Ziylan Ayakkabı, Genmar, Puma, Doğuş Grubu vb.) şık kıyafetler ile spor parçaları bir arada kullanan geniş bir ürün yelpazesi sunmaktadır. ADIDAS, Türkiye’de spor giyim pazarının büyüklüğünün 2023 yılı itibari ile 2.784,8 milyon avro olduğu belirtilmektedir.

(69) Mevcut dosya kapsamında markalı spor ayakkabı pazarı bölümünde yapılan değerlendirmeye paralel olarak markanın tüketim kalıplarını belirlemede belirleyici unsur olması, markalı ve markasız ürünler arasındaki fiyat farklılığı gibi nedenler bir

Sayfa 16

arada değerlendirilerek ilgili ürün pazarlarından biri “markalı spor giyim pazarı” olarak belirlenmiştir.

I.2.3.2.3. Spor Aksesuarları ve Malzemeleri Pazarı

(70) Spor aksesuarları ve malzemeleri pazarı spor ayakkabı ve giysilerin tamamlayıcısı olarak kullanılan ürünler ile spor yaparken kullanılan ürünleri içermektedir. Bu ürünler çanta, bandana, gözlük, dans takımı, egzersiz ürünleri (ağırlık, eldiven, havlu, top, ip, yoga minderi vs.) gibi ürünlerden oluşmaktadır [15].

(71) Spor aksesuarı ve malzemeleri pazarında, spor ayakkabı ve spor giyim pazarına benzer şekilde yerli ve yabancı markalar faaliyet göstermekle birlikte pazarın çoğunluğunu Adidas, Nike, Wilson, Decathlon, Eastpack ve Herschel gibi markaların oluşturduğu, bunların yanında Oysho ve Zara gibi ana faaliyet alanı spor aksesuarı olmamakla birlikte spor aksesuarı satışı gerçekleştiren yabancı markalar da bulunduğu, Kinetix, Lumberjack, LC Waikiki gibi yerli markaların da spor aksesuarı ve malzemeleri pazarında faaliyet gösterdiği bilinmektedir. Her ne kadar pazarın çoğunluğunu Adidas, Nike, Wilson, Decathlon, Eastpack ve Herschel gibi markaların oluşturduğu belirtilse de spor aksesuarları ve malzemeleri pazarında çok sayıda teşebbüsün faaliyet gösterdiği bilinmektedir. Ayrıca pazarda güçlü spor markalarının varlığına karşın, marka unsuru pazarı önemli ölçüde etkilememektedir [16]. Bu itibarla, ilgili ürün pazarı belirlenirken "markalı spor aksesuarları ve malzemeleri" ayrımına gidilmesi gerekli görülmemiştir. Sonuç olarak ilgili ürün pazarı “spor aksesuarları ve malzemeleri pazarı” olarak belirlenmiştir.

(72) Yukarıda yapılan açıklamalar ışığında, “markalı spor ayakkabı pazarı”, “markalı spor giyim pazarı” ve “spor aksesuarları ve malzemeleri pazarı” ilgili ürün pazarları olarak belirlenmiştir.

I.2.3.3. İlgili Coğrafi Pazar

(73) İlgili coğrafi pazar belirlenirken, ilgili mal ve hizmetlerin özellikleri ile tüketici tercihleri bakımından giriş engellerinin, ilgili bölge ile komşu bölgeler arasında teşebbüslerin pazar payları veya mal ve hizmetlerin fiyatları bakımından hissedilir bir farklılığın olup olmadığı gibi unsurlar dikkate alınmaktadır.

(74) İncelemeye konu pazarlara ilişkin satışların Türkiye genelinde farklı illerde gerçekleşebilmekte olması ve söz konusu ürünler bakımından pazara giriş, arz kaynaklarına ulaşma, üretim, dağıtım, pazarlama ve satış koşullarının bölgesel bir farklılık göstermemesi dikkate alınarak her bir ilgili ürün pazarı için ilgili coğrafi pazar “Türkiye” olarak belirlenmiştir.

I.3. Dosya Kapsamında Elde Edilen Belgeler

(75) Kurum kayıtlarına 17.01.2022 tarihli ve 24649 sayılı ve 23.02.2024 tarihli ve 48996 sayılı intikal eden şikâyet başvurularının içeriğinden elde edilen belgelere aşağıda yer verilmektedir.

(76) Bulgu-1: 04.01.2012 tarihinde ADIDAS Saha Satış Uzmanı (.....) tarafından yetkili satıcılara [17] gönderilen “İndirim Hakkında” konulu e-postada aşağıdaki ifadeler yer almaktadır:

15 Kurulun 24.01.2008 tarih ve 08-08/80-22 sayılı kararı.

16 Kurulun 24.01.2008 tarih ve 08-08/80-22 sayılı kararı.

17 İlgili e-posta içeriğinden yetkili satıcılara gönderildiği anlaşılmaktadır.

Sayfa 17

04.01.2012

Kimden: ADIDAS Saha Satış Uzmanı (.....)

Konu: İndirim Hakkında

“Değerli Yetkili Satıcılarımız,

İçinde bulunduğumuz indirim döneminde, Franchisee mağazalarımız dışındaki yetkili satıcılarımızın, izin verilen indirim oranı dışında yapmış olduğu indirimleri, öncelikle tarafımıza bildirmeniz gerekmektedir.

Bu durum karşısında, İlgili Saha Satış Uzmanına bildirilmeden, keyfi indirim uygulamaları, belirtilen indirim oranı dışında indirim yapılması ve indirime girmemesi gereken ürünleri indirimli satmanız kesinlikle kabul edilemez.

Konu ile ilgili gerekli hassasiyeti göstermenizi önemle rica ederim.

Bilgilerinize

(.....)”

(77) Bulgu-2: 18.12.2012 tarihinde şikâyetçi Veli HÖKMEN tarafından ADIDAS Saha Satış

Uzmanı (.....)’a gönderilen “RE: Ozdilek indirim” konulu e-postada aşağıdaki ifadeler yer

almaktadır:

18.12.2012

Kimden: Şikâyetçi Veli HÖKMEN

Kime: ADIDAS Saha Satış Uzmanı (.....)

Konu: RE: Ozdilek indirim

“cumadan beri indirim deler müşteriler sürekli şikayet ediyor. bugün baktık tüm ürünlerde kasada %(.....) indirim yapıyorlar. Bizde başlayalım onlar kaldırır ise bizde kaldırırız.

iyi çalışmalar

Veli HÖKMEN”

(78) E-posta silsilesine cevaben 18.12.2012 tarihinde (.....) tarafından gönderilen e-posta

içeriğine aşağıda yer verilmektedir:

18.12.2012

Kimden: ADIDAS Saha Satış Uzmanı (.....)

Kime: Şikâyetçi Veli HÖKMEN

Konu: RE: Ozdilek indirim

“O şekilde olmayacağını sen de biliyorsun abi, gerekli aksiyonlar alındı, bugün tüm Özdilekler indirimi sonlandırıyor.

Yarın yine konuşalım bir problem olursa.

İyi çalışmalar,

(.....)”

(79) Bulgu-3: 14.02.2013 tarihinde ADIDAS (.....) tarafından cadde.adidas@hotmail.com’a

gönderilen, bilgi kısmında (.....), şikâyetçi Veli HÖKMEN ve ADIDAS Saha Satış Uzmanı

(.....) yer aldığı “Fiyat Güncellemesi Hakkında” konulu e-postada aşağıdaki ifadeler yer

almaktadır.

Sayfa 18

14.02.2013

Kimden: ADIDAS (.....)

Kime:(.....)

Bilgi:(.....)

Şikâyetçi Veli HÖKMEN

ADIDAS Saha Satış Uzmanı (.....)

Konu: Fiyat Güncellemesi Hakkında

“(.....) Merhaba,

Aşağıdaki ürünün Espark Mağazasında (.....) TL’ye satıldığı bilgisi geldi.

İlgili ürünün fiyatının güncellenmesi konusunda bilgilerinizi rica ederim.

Aynı durumda olan ürünler olmaması için genel bir kontrol yaparsanız sevinirim. (…)”

(80) E-posta silsilesine cevaben 14.02.2013 tarihinde Veli HÖKMEN tarafından gönderilen

e-posta içeriğine aşağıda yer verilmektedir:

14.02.2013

Kimden: Şikâyetçi Veli HÖKMEN

Kime: ADIDAS (.....)

Konu: RE: Fiyat Güncellemesi Hakkında

“(.....) merhaba,

ürün stok ekteki dosyadadır. ürün en son 10/02/2013 tarihinde 9 nuamarası satılmıştır. oda %(.....) indirimli (.....) tl den satılmıştır.

diger satış tarihleri ektedir. lütfen bilgi veren arkadaş faturası ve ürün ile birlikte benimleşahsen irtibat kurar ise bende nasıl ve nereden (.....) tl ye aldıgı konusunda aydınlanırım ve gerekli önlmeleri alabilirim.

iyi çalışmalar

(.....)”

(81) Bulgu-4: Dosya kapsamında elde edilen, 17.01.2015 tarihinde ADIDAS (.....) ile

şikâyetçi Veli HÖKMEN arasında gerçekleşen WhatsApp yazışmasında aşağıdaki

ifadeler yer almaktadır:

17.01.2015

“(.....):

Sayfa 19

Karardaki grafik

(.....): Abi heryerden foto yağıyor

(.....): (…) [18] ctesi ctesi

Veli HÖKMEN: Hayırdır yasak mı varmış

Veli HÖKMEN: Normal indirim döneminde indşrim ürünlerine yapıyorux (.....): Böle bir kampanya yok biliosun abi

Veli HÖKMEN: Abi ürünleri koleksiyon için almıyoruzki

Veli HÖKMEN: Neyse boşver kapat telefonu

(.....): Peki abi kapatırım telefonu (.....) arar artık seni

Veli HÖKMEN: )))

Veli HÖKMEN: Ben kapatiim o zaman

(.....): Kim bilir kim çekti bu fotoğrafı

(.....): Şimdi heryerde dolanıp

Veli HÖKMEN: Ögrenince şikayet edicem rekabet kurumuna zaten (.....): Sen kaldır abi onu içerde ne istiosan yap

Veli HÖKMEN: Walla bende dolaşıp şimdi hepsinden resim göndericem Veli HÖKMEN: Herkes kampanyada

Veli HÖKMEN: Tamam (.....)

(.....): Çok canımı sıkıolar

(…)

Veli HÖKMEN: Şimdi tüm mağazalarındolaşıp resim çekicem bakalım ne yapıolar Veli HÖKMEN: Öptüm seni güzel katdeşim

Veli HÖKMEN: Ürünler geldi bu arada

18 Argo ifadeler içermektedir.

Sayfa 20

Veli HÖKMEN:

Karardaki grafik

Veli HÖKMEN: (.....) şu an

(.....): Hayırlısı abi

Veli HÖKMEN: Street fix zaten 15 aralıktan beri 40

Veli HÖKMEN: Özdilke de eve giderken ugrarım

Veli HÖKMEN: İyi tatiller

(.....): Uğra abi heryeri at

Veli HÖKMEN: (.....) deichmann de 2 al 1 ödede bu arada onu şikayet eden yokmu

(…)”

I.4. DEĞERLENDİRME

(82) Mevcut dosya, ADIDAS’ın yetkili satıcılarının yeniden satış fiyatlarına müdahale ettiği iddialarına ilişkin yürütülmekte olup söz konusu iddianın 4054 sayılı Kanun’un 4. maddesi incelenmesi gerekmektedir. Bu doğrultuda, öncelikle yeniden satış fiyatının teorik çerçevesine, akabinde ise dosya kapsamında elde edilen bulguların değerlendirilmesine yer verilecektir.

I.4.1. Yeniden Satış Fiyatının Belirlenmesine İlişkin Değerlendirme

I.4.1.1. Teorik Çerçeve

(83) 4054 sayılı Kanun’un “Rekabeti Sınırlayıcı Anlaşma, Uyumlu Eylem ve Kararlar” başlıklı 4. maddesinde, “Belirli bir mal veya hizmet piyasasında doğrudan veya dolaylı olarak rekabeti engelleme, bozma ya da kısıtlama amacını taşıyan veya bu etkiyi doğuran yahut doğurabilecek nitelikte olan teşebbüsler arası anlaşmalar, uyumlu eylemler ve teşebbüs birliklerinin bu tür karar ve eylemleri hukuka aykırı ve yasaktır.” hükmü yer almaktadır. Bu maddenin birinci fıkrasının (a) bendine göre “mal veya hizmetlerin alım ya da satım fiyatının, fiyatı oluşturan maliyet, kâr gibi unsurlar ile her türlü alım yahut satım şartlarının tespit edilmesi” yasaklanan haller arasında sayılmıştır. İlgili madde, aynı seviyede faaliyet gösteren rakip teşebbüsler arasındaki rekabeti sınırlayıcı anlaşmaları (yatay anlaşmalar) kapsadığı gibi rakip olmayan başka bir ifadeyle tedarik zincirinin farklı seviyelerinde faaliyet gösteren teşebbüsler arasındaki anlaşmaları (dikey anlaşmalar) da kapsamaktadır. Bu yönüyle rekabeti kısıtlayıcı yeniden satış fiyatının tespiti uygulamaları, 4054 sayılı Kanun’un 4. maddesi kapsamında bir anlaşma olarak ele alınabilmektedir.

(84) 4054 sayılı Kanun’un 5. maddesi kapsamında ise Kurula belirli koşulları taşıyan anlaşma türlerine grup olarak muafiyet tanınmasını sağlayan ve söz konusu koşulları

Sayfa 21

belirleyen tebliğler çıkarma yetkisi verilmiş bulunmaktadır. Bu doğrultuda, teşebbüslerin üretim ve dağıtım sürecini en iyi şekilde kurmalarını ve bunun sonucu olarak genellikle pazarda markalar arası rekabetin artmasını sağlayan dikey anlaşmalar, belirli koşulları sağlamaları halinde Kanun’un 4. maddesindeki yasaklamadan muaf tutulabilmektedir.

(85) 2002/2 sayılı Dikey Anlaşmalara İlişkin Grup Muafiyeti Tebliği’nin (2002/2 sayılı Tebliğ) 2. maddesinde “Üretim ve dağıtım zincirinin farklı seviyelerinde faaliyet gösteren iki ya da daha fazla teşebbüs arasında belirli mal veya hizmetlerin alımı, satımı veya yeniden satımı amacıyla yapılan anlaşmalar” ın yine bu Tebliğ’de sayılan koşulları taşıması halinde 4054 sayılı Kanun’un 4. maddesindeki yasaklamadan muaf tutulacağı düzenlenmiştir. Bunun yanında, anılan tebliğin 4. maddesinde" Aşağıda sayılan, rekabeti doğrudan veya dolaylı olarak engelleme amacı taşıyan sınırlamaları içeren dikey anlaşmalar bu Tebliğ ile tanınan muafiyetten yararlanamaz.” hükmü ile hangi tür kısıtlamaları içeren dikey anlaşmaların grup muafiyetinden yararlanamayacağı düzenlenmektedir. Buna göre;

 Alıcının kendi satış fiyatını belirleme serbestisinin engellenmesi (Taraflardan

herhangi birinin baskısı veya teşvik etmesi sonucu sabit veya asgari satış fiyatına

dönüşmemesi koşuluyla, sağlayıcının azami satış fiyatını belirlemesi veya satış

fiyatını tavsiye etmesi mümkündür.),

 Seçici dağıtım sisteminde, bir sistem üyesinin yetkili olmadığı yerde faaliyet

göstermesinin yasaklanması hakkı saklı kalmak kaydıyla, perakende seviyesinde

faaliyet gösteren sistem üyelerinin son kullanıcılara yapacakları aktif veya pasif

satışların kısıtlanması,

 Seçici dağıtım sisteminde, sistem üyelerinin kendi aralarındaki alım ve satımın

engellenmesi,

 Parçaların birleştirilmesi ile oluşturulan malların söz konusu olması hâlinde, bu

parçaları satan sağlayıcı ile birleştiren alıcı arasındaki anlaşmalarda, sağlayıcının

bu parçaları son kullanıcılara veya malların bakımı ya da onarımıyla alıcı

tarafından yetkilendirilmemiş tamircilere yedek parça olarak satmasının

yasaklanması,

 Aşağıdaki haller dışında, alıcının sözleşme konusu mal veya hizmetleri satacağı

bölge veya müşterilere ilişkin kısıtlamalar getirilmesi:

o Alıcının müşterilerince yapılacak satışları kapsamaması kaydıyla,

sağlayıcı tarafından kendisine veya bir alıcıya tahsis edilmiş münhasır bir

bölgeye ya da münhasır müşteri grubuna yapılacak aktif satışların

kısıtlanması,

o Toptancı seviyesinde faaliyet gösteren alıcının son kullanıcılara yönelik

satışlarının kısıtlanması,

o Bir seçici dağıtım sistemi üyelerinin yetkili olmayan dağıtıcılara satış

yapmalarının kısıtlanması,

o Birleştirilmek amacıyla tedarik edilen parçaların söz konusu olması

halinde, alıcının bunları üretici konumundaki sağlayıcının rakiplerine

satmasının kısıtlanması.

(86) Anılan madde hükmünde yer alan ve anlaşmaları grup muafiyeti kapsamı dışına çıkaran sınırlamalar incelendiğinde alıcının kendi satış fiyatını belirleme serbestisinin engellenmesinin bu türden bir sınırlama olduğu anlaşılmaktadır. Her ne kadar ilgili

Sayfa 22

hükümde “Taraflardan herhangi birinin baskısı veya teşvik etmesi sonucu sabit veya asgari satış fiyatına dönüşmemesi koşuluyla, sağlayıcının azami satış fiyatını belirlemesi veya satış fiyatını tavsiye etmesi mümkündür.” ifadesine yer verilse de alıcıya tevdi edilen azami veya tavsiye nitelikteki satış fiyatlarının asgari veya sabit fiyata dönüşmemesi için söz konusu fiyatların azami veya tavsiye niteliğinde olduğunun yayınlanan fiyat listelerinde ya da ürünün üzerinde açıkça belirtilmesi gerekmektedir. Aksi takdirde asgari ve sabit fiyatların belirlenmesi, anılan Tebliğ’in ilgili hükmü uyarınca grup muafiyetinden yararlanamayacaktır.

(87) Dikey Anlaşmalara İlişkin Kılavuz’un (Dikey Kılavuz) 18. paragrafında yeniden satış fiyatının tespiti uygulamasının doğrudan yapılabileceği gibi dolaylı olarak da gerçekleştirilebileceği ifade edilmektedir. Sağlayıcı teşebbüsler, akdetmiş oldukları dikey anlaşmalara açık hüküm koymak suretiyle alıcının satış fiyatını doğrudan belirlemelerinin yanı sıra, aynı ihlali değişik uygulamalar vasıtasıyla dolaylı yollarla da gerçekleştirebilmektedirler. Alıcının kâr marjının belirlenmesi, tavsiye fiyat niteliğinde ilan edilmiş bir fiyat seviyesinden alıcının uygulayabileceği indirim oranının en üst seviyesinin belirlenmesi, alıcıya tavsiye edilen fiyatlara uyduğu oranda ilave indirimler uygulanması ya da bu fiyatlara uymaması durumunda teslimatların geciktirilmesi, askıya alınması veya anlaşmanın sona erdirilmesi şeklinde alıcının tehdit edilmesi ya da fiilen bu tür cezai yaptırımların uygulanması yeniden satış fiyatının dolaylı yoldan belirlenmesine örnek olarak verilebilir. Bu tür yeniden satış fiyatının dolaylı yoldan belirlenmesi uygulamaları da Tebliğ’in 4. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca anlaşmaları grup muafiyeti kapsamı dışına çıkarmaktadır.

(88) Bunun yanında 2021/3 sayılı Rekabeti Kayda Değer Ölçüde Kısıtlamayan Anlaşma, Uyumlu Eylem ve Teşebbüs Birliği Karar ve Eylemlerine İlişkin Tebliğ’in 4. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde yeniden satış fiyatının tespiti, açık ve ağır ihlal olarak tanımlanmıştır. Aynı şekilde, 2021/2 sayılı Rekabeti Sınırlayıcı Anlaşma, Uyumlu Eylem ve Kararlar İle Hâkim Durumun Kötüye Kullanılmasına Yönelik Önaraştırmalarda ve Soruşturmalarda Sunulacak Taahhütlere İlişkin Tebliğ’de de yeniden satış fiyatının tespiti, açık ve ağır ihlaller arasında sayılmıştır.

(89) Bununla birlikte, yeniden satış fiyatının doğrudan belirlenmesine yönelik ihlal tespiti için yalnızca sözleşmede açık hüküm aranmamakta, alıcının satış fiyatının belirsizliğe yol açmayacak şekilde belirlenmesine ilişkin uygulamaların yeniden satış fiyatının doğrudan belirlenmesi ihlalini oluşturduğu değerlendirilmektedir. Kurul kararlarında yeniden satış fiyatının belirlenmesine ilişkin; ürünlerin piyasadaki fiyatının takip edilmesinin ve yeniden satış fiyatı iletilmesinin, alıcıların bağımsız ticari kararları neticesinde belirlemeleri gereken perakende satış fiyatına doğrudan müdahale niteliği taşıdığı ve yeniden satış fiyatının serbest rekabet koşulları çerçevesinde belirlenmesini engellediği tespitlerine yer verildiği görülmektedir.

(90) Dikey Kılavuz’un 19. paragrafında ise yeniden satış fiyatının belirlenmesi uygulamasına yönelik doğrudan veya dolaylı yöntemlerin, alıcıların uyguladığı fiyatların sağlayıcı tarafından izlenebildiği ve kontrol edilebildiği durumlarda daha etkili olabileceği belirtilmektedir. Örneğin, standart fiyat listelerinden farklı fiyatlardan satış yapan alıcıları rapor etme konusunda tüm alıcılara getirilecek bir yükümlülük sağlayıcının pazarda uygulanan fiyatları kontrol etmesini önemli ölçüde kolaylaştıracaktır.

(91) Bu doğrultuda, sağlayıcıların yeniden satıcılarının yaptıkları satışlara yönelik yalnızca tavsiye fiyat verebildiği ve azami satış fiyatını belirleyebildiği, bunun haricinde yeniden satıcının asgari satış fiyatının belirlenmesi veya sabit fiyat oluşumuna sebebiyet

Sayfa 23

verecek fiyat tespitinde bulunması eylemlerinin rekabet ihlali teşkil edeceği anlaşılmaktadır.

(92) Yeniden satış fiyatının tespiti davranışı, bireysel muafiyet bakımından ele alındığında, Muafiyetin Genel Esaslarına İlişkin Kılavuz’un 8. paragrafında dikey anlaşmalar bakımından yeniden satış fiyatına minimum sınır getirilmesinin amacının rekabeti sınırlamak olduğunun ilk bakışta görülebilecek kadar açık olduğu belirtilmektedir. Bunun yanında aynı Kılavuz’un 9. paragrafında anlaşmanın amaç bakımından 4054 sayılı Kanun’un 4. maddesini ihlal ettiğinin tespit edilmesi durumunda; ayrıca anlaşmanın pazarda yarattığı ya da yaratacağı etkilerin araştırılmasına gerek olmadığı, anlaşmanın rekabeti sınırlamak amacıyla yapıldığının tespit edildiği hâllerde ilave olarak anlaşmanın etkilerinin de araştırılmasının ve ihlalin ağırlığının ortaya konulmasının idari yaptırımın belirlenmesi amacına yönelik olduğu yer almaktadır.

(93) Buradan hareketle, yeniden satış fiyatının tespiti eylemine 4054 sayılı Kanun’un 5. maddesi kapsamında bireysel muafiyet tanınmasının mümkün olmadığı değerlendirilmektedir. Zira söz konusu uygulamanın, istisnai durumlar dışında, 4054 sayılı Kanun’un 5. maddesinde sıralanan ve birlikte sağlanması gerektiği belirtilen muafiyet koşullarını karşılaması beklenmeyecektir. Nitekim Kurulun Baymak [19] kararında, “Rekabetin en önemli unsurlarından birisi olan fiyatın, yeniden satış fiyatının tespiti yoluyla belirlenmesinin çoğunlukla, amaç bakımından bir rekabet kısıtı teşkil ettiği kabul edilmekte ve söz konusu uygulamaya 4054 sayılı Kanun’un 5. maddesi kapsamında muafiyet tanınmamaktadır. Zira söz konusu uygulamanın, bazı istisnai haller dışında, 5. maddenin birinci fıkrasının (a) ve (b) bentlerinde sayılan “malların üretim veya dağıtımı ile hizmetlerin sunulmasında yeni gelişme ve iyileşmelerin ya da ekonomik veya teknik gelişmenin sağlanması” ve “tüketicilerin bundan yarar sağlaması” koşullarını karşılaması beklenmemektedir.” denilmek suretiyle yeniden satış fiyatının tespitine yönelik uygulamalara bireysel muafiyet verilemeyeceği, zira anılan eylemin etkinlik kazanımı doğurmasının ve bu etkinliğin tüketiciye yansımasının mümkün olmadığı değerlendirmesinde bulunulmuştur. Keza yeniden satış fiyatının belirlenmesi neticesinde tüketiciler daha yüksek fiyatlarla karşılaşabilmektedir. Fiyat rekabetinin piyasalarda etkinliği ve dolayısıyla iktisadi refahın artırılmasını sağlayan temel unsur olduğu göz önüne alındığında, marka içi rekabetin fiyata müdahale etmek suretiyle sınırlandırılması tüketici refahını olumsuz yönde etkilemektedir.

(94) Kurulun yeniden satış fiyatının belirlenmesine ilişkin kararları incelendiğinde, kararların büyük çoğunluğunda yeniden satış fiyatının belirlenmesinin amacı itibarıyla rekabeti kısıtlayıcı olduğu yönünde değerlendirme yapıldığı görülmektedir. Örneğin, Doğuş Otomotiv [20] kararında, Kurul tavsiye edilen adı altında olsa dahi, yeniden satış fiyatının tespiti söz konusu olduğunda, herhangi bir inceleme yapılmasının gerekmediği ve uygulamanın doğrudan yasaklanması ve cezalandırılması gerektiğini ifade etmiştir. Keza Anadolu Elektronik kararında [21] “(…) amacının rekabeti kısıtlamak olduğu kabul edilen yeniden satış fiyatının tespiti uygulamalarının 4054 sayılı Kanun’un 4. maddesi kapsamında yer aldığına şüphe bulunmamaktadır. Bu nedenle 4. madde hükmü göz önüne alındığında ihlalin ortaya konulabilmesi için yeniden satış fiyatının tespiti uygulamalarına yönelik olarak bir etki analizi yapılması zorunluluğu bulunmamaktadır.” şeklinde bir değerlendirmeye yer verilmiştir.

[19] Kurulun 26.03.2020 tarihli ve 20-16/232-113 sayılı Baymak kararı.

[20] Kurulun 05.10.2001 tarihli ve 01-47/483-120 sayılı Doğuş Otomotiv kararı.

[21] Kurulun 23.06.2011 tarihli ve 11-39/838-262 sayılı Anadolu Elektronik kararı.

Sayfa 24

(95) Benzer şekilde Kurul, Toros Gübre [22] kararında, “Rekabeti bozucu nitelikte olan anlaşmalar, tarafların kendi bağımsız rekabetçi faaliyetlerini ortak çıkarlar adına gözden çıkardıkları bir yapısal çerçeve yaratır. Bu sebepten dolayı, sadece rekabete aykırı bir anlaşmaya taraf olmak, anlaşma etkilerini gerçekleştirmemiş olsa dahi yasaktır.” tespiti ile amacı rekabeti kısıtlayıcı olan bir anlaşmanın etkisinin aranmayacağını açıkça ortaya koymuştur.

(96) Kurul daha yakın tarihte verdiği çeşitli kararlarında da [23] benzer hususlara değinerek yeniden satış fiyatının tespitinin amacı bakımından rekabeti sınırlayıcı olduğunu belirtmiş ve idari para cezası uygulamıştır. Bunun yanı sıra, Kurulun uzlaşma müessesesi ile sonlandırdığı Abko [24] ve Erba Karavan [25] kararlarında da yeniden satış fiyatına müdahale eylemi rekabeti amaç bakımından kısıtlayan ihlaller kategorisinde ele alınmıştır.

(97) Avrupa Birliği (AB) mevzuatına bakıldığında, 2022/720 sayılı Dikey Grup Muafiyeti Yönetmeliği’nde [26] yeniden satış fiyatının tespitinin grup muafiyetinin kapsamı dışında kalan açık ve ağır bir sınırlama olarak düzenlendiği anlaşılmaktadır. AB’nin Dikey Kısıtlamalara İlişkin Kılavuzu’nun (Guidelines on Vertical Restraints (2022/C 248/01), AB Dikey Kılavuzu) [27], yeniden satış fiyatının tespitine dair hükümleri incelendiğindeyse, bu anlaşmaların “… uyulması gereken sabit veya minimum bir satış fiyatı belirlenmesi de dâhil olmak üzere, doğrudan veya dolaylı olarak, alıcının satış fiyatını belirleme kabiliyetini kısıtlama amacı taşıyan anlaşmalar” olarak tanımlandığı görülmektedir.

(98) AB Dikey Kılavuzu’nda yeniden satış fiyatı tespitinin doğrudan veya dolaylı biçimde gerçekleştirilebileceği belirtilmiş olup 186. paragrafta yeniden satış fiyatının doğrudan tespit edilmesine ilişkin hükümlere yer verilmiştir. Bu kapsamda, tedarikçinin yeniden satış fiyatını belirlemesine izin veren veya alıcının belirli bir fiyat seviyesinin altında satış yapmasını yasaklayan davranışların taraflar arasındaki bir anlaşmadan veya uyumlu eylemden kaynaklanması fark etmeksizin doğrudan yeniden satış fiyatının tespiti ihlaline sonuç verdiği değerlendirilmiş, ayrıca sağlayıcının fiyat artışı noktasındaki talebinin alıcı tarafından sağlanması hususunun da açıkça bir doğrudan yeniden satış fiyatının tespiti olduğu ifade edilmiştir.

(99) Yeniden satış fiyatının dolaylı yoldan tespit edilmesi ise AB Dikey Kılavuzu’nun 187. paragrafında değerlendirilmektedir. Bu kapsamda paragrafta verilen örnekler tadadi olarak sayılmakla birlikte;

 Alıcının kâr marjının belirlenmesi,

 Tavsiye fiyat niteliğinde ilan edilmiş bir fiyat seviyesinden alıcının uygulayabileceği

indirim oranının en üst seviyesinin belirlenmesi,

 Sağlayıcı tarafından fiyatlarda indirim yapılması veya promosyon maliyetlerinin

alıcıya geri ödenmesinin belirli bir fiyat seviyesine uyulmasına bağlı kılınması,

 Dağıtıcıların tedarikçi tarafından belirlenen seviyenin altında fiyatlarla reklam

yapmasını yasaklayan asgari tanıtım fiyatları uygulanması,

[22] Kurulun 19.01.2011 tarihli ve 11-04/64-26 sayılı Toros Gübre kararı.

23 Kurulun 03.08.2023 tarihli ve 23-36/671-227 sayılı, 28.11.2024 tarihli ve 25-50/1134-489 sayılı ve 01.08.2024 tarihli ve 24-32/757-318 sayılı kararları

24 Kurulun 21.11.2024 tarihli ve 24-49/1099-468 sayılı kararı.

25 Kurulun 12.06.2024 tarihli ve 24-26/633-264 sayılı kararı.

26 https://eur-lex.europa.eu/eli/reg/2022/720/oj/eng, Erişim Tarihi: 26.05.2025.

[27] https://eur-lex.europa.eu/legal-content/EN/TXT/?uri=uriserv:OJ.C_.2022.248.01.0001.01.ENG, Erişim Tarihi: 22.04.2025.

Sayfa 25

 Öngörülen yeniden satış fiyatının rakiplerin yeniden satış fiyatlarına bağlanması,

 Bir fiyat seviyesine uyulmasını sağlamak üzere; alıcının tehdit edilmesi,

zorlanması, uyarılması, cezai yaptırımların uygulanması, teslimatlarının

geciktirilmesi veya durdurulması ve sözleşmesinin feshedilmesi

yeniden satış fiyatının dolaylı yoldan belirlenmesine örnek olarak verilmektedir.

(100) AB uygulamasına bakıldığında da gerek Komisyonun gerekse mahkemelerin yeniden satış fiyatının belirlenmesine karşı katı bir tutum sergilediği görülmektedir. Yeniden satış fiyatının tespitinin AB Rekabet Hukuku kapsamında da amaç yönüyle rekabeti kısıtladığı kabul edilmektedir. Komisyon tarafından 2014 yılında yayımlanan “Amaç Yönünden Rekabet Kısıtlarına İlişkin Kılavuz”un [28] 3.4. maddesinde yeniden satış fiyatının tespitinin amaç yönüyle rekabeti kısıtlayıcı olduğu ifade edilmiştir. Komisyon geçmişte vermiş olduğu kararlarda [29] yeniden satış fiyatını belirlediği tespit edilen teşebbüslere amaç bakımından ihlâl tespitinde bulunarak idari para cezası uygulamıştır. Keza örnek mahkeme kararları incelendiğinde de yetkili satıcıların asgari ve/veya sabit satış fiyatlarına müdahalede bulunularak anılan satıcıların yeniden satış fiyatlarını bağımsız bir şekilde belirlemeleri engellenerek rekabetin amaç bakımından kısıtlandığı ve Avrupa Birliği’nin İşleyişine Dair Anlaşma’nın (ABİDA) 101. maddesinin ihlal edildiği değerlendirmesinde bulunulmaktadır [30].

(101) Komisyon, yeniden satış fiyatının tespitine ilişkin 2018 yılında dört ayrı karar kapsamında tüketici elektroniği alanında faaliyet gösteren Asus [31], Denon & Marantz [32], Philips [33] ve Pioneer’a [34] çevrim içi kanalda satış gerçekleştiren perakendecilerin kendi satış fiyatlarını belirleme yeteneklerini sınırlandırmak yoluyla, sabit veya asgari yeniden satış fiyatını belirledikleri gerekçesiyle idari para cezası vermiştir. Birbirinden bağımsız olarak ürünlerini düşük fiyatla satan firmalara üreticiler tarafından müdahale edildiği ve satıcı firmaların yeniden satış fiyatına uymamaları halinde mal vermenin engellenmesi gibi tehdit veya arzın kısıtlanması gibi yaptırımlarla karşılaştığı ifade edilmiştir. Ayrıca Komisyon 25.01.2019 tarihinde Guess’in perakendecilerin fiyatlarını takip ettiğini ve “tavsiye edilen” yeniden satış fiyatları ile uyuşmayan fiyatları düzeltmek için müdahalede bulunduğunu belirterek teşebbüsün rekabetin amaç bakımından kısıtlanması suretiyle ABİDA’nın 101. maddesini ihlal ettiğini tespit etmiştir [35]. Bunun yanında Avrupa Birliği Adalet Divanı (ABAD) 29.06.2023 tarihli Super Bock kararında [36], belirli koşullar altında yeniden satış fiyatının tespiti anlaşmalarının “amaç bakımından” rekabeti kısıtlayıcı nitelikte değerlendirilebileceğini kabul etmiştir. Bununla birlikte ABAD, amaç bakımından kısıtlama kavramının dar yorumlanması gerektiğine vurgu yaparak söz konusu anlaşmaların pazardaki rekabete yeterince zarar verip vermediği, amaçları ve ekonomik ve hukuki bağlamları dikkate alınarak değerlendirilmeleri gerektiğini belirtmektedir. İlgili kararda “açık ve ağır ihlal” kavramı ile “amaç bakımından rekabet kısıtlaması” kavramlarının birbirinin yerine kullanılamayacağına açıkça vurgu 28 Guidance on restrictions of competition "by object" for the purpose of defining which agreements may benefit from the De Minimis Notice.

29 Case COMP.F.1/35.918 (2000); Case COMP.F.2/36.693 (2001).

[30] Binon v AMP, C-243/83; VVR v Sociale Dienst van de Plaatselijke en Gewestelijke Overheidsdiensten, C-311/8; SPRL Louis Erauw-Jacquery v La Hesbignonne SC, C-27/87.

31 Case COMP/AT.40465.

32 Case COMP/AT.40469.

33 Case COMP/AT.40182.

34 Case COMP/AT.40181.

35 Case COMP/AT.40428.

[36] Case C-211/22, Super Bock Bebidas SA and Others v Autoridade da Concorrência (2023)

Sayfa 26

yapılmakla birlikte hukuki niteliği analiz edilirken yeniden satış fiyatının açık ve ağır ihlal niteliğinin dikkate alınması gerektiği de ortaya konulmaktadır. Dolayısıyla ilgili kararda dikey anlaşmaların daha az tehlikeli olsalar da potansiyel olarak, amaç bakımından rekabeti kısıtlayan anlaşmalardan olmalarının mümkün olduğu teyit edilmektedir. Benzer şekilde, Hollanda Tüketici ve Rekabet Otoritesi’nin Samsung kararına [37] ilişkin olarak Rotterdam Bölge Mahkemesi tarafından 13.11.2023 tarihinde verilen kararda da, Samsung’un yeniden satıcılarının fiyatlarını izleme, önerilen fiyatın altına düşen fiyatlara müdahale etme ve perakendecileri önerilen fiyatlara uyum sağlamaya teşvik etme şeklinde gerçekleştirdiği yeniden satış fiyatının tespiti niteliğindeki davranışlarını, amaç bakımından dikey kısıtlama olarak değerlendirmiştir.

(102) Sonuç olarak, gerek AB mevzuat ve uygulamalarında gerekse de Türk rekabet hukuku sistemimizde yeniden satış fiyatının tespiti uygulamalarının genel itibarıyla, yeniden satıcılar arasındaki fiyat rekabetini sınırlayan, amaç bakımından rekabet ihlali teşkil eden ve muafiyetten yararlanamayan eylemler olarak değerlendirildiği anlaşılmaktadır. I.4.1.2. Dosya Kapsamında Elde Edilen Bulgulara İlişkin Değerlendirme

(103) Yeniden satış fiyatının belirlenmesine ilişkin olarak önceki bölümde yer verilen teorik çerçeve doğrultusunda, hakkında soruşturma yürütülen ADIDAS’a yönelik dosya kapsamında elde edilen bulguların değerlendirmesine aşağıda yer verilmektedir.

Bulgu-1’e ilişkin değerlendirme:

(104) Bulgu-1’de yer alan ve ADIDAS yetkilisi (.....) tarafından ADIDAS’ın yetkili satıcılarına iletildiği anlaşılan 04.01.2012 tarihli e-posta iletisinde, yetkili satıcıların “izin verilen indirim oranı dışında kalan indirimleri” ADIDAS’a bildirmesi gerektiği; ayrıca yetkili satıcıların ADIDAS yetkililerine bildirmeden “keyfi” indirim uygulamalarının, ADIDAS tarafından belirtilen indirim oranları dışında indirim uygulamalarının veya indirim kapsamına alınmaması gereken ürünlerde indirimli satış yapılmasının kabul edilemez olduğunun belirtildiği görülmektedir.

(105) İlgili e-postada yer alan ifadelerden ADIDAS tarafından yetkili satıcıların satışını gerçekleştirdiği ürünlere yönelik indirim yapılmasının önüne geçilmeye çalışıldığı anlaşılmaktadır. Bu kapsamda, ADIDAS’ın yetkili satıcılarının hangi ürünlere hangi oranlarda indirim uygulayabileceklerini belirlediği ve bunları yetkili satıcılarına dayattığı kanaatine ulaşılmaktadır. ADIDAS’ın yetkili satıcılarının gerçekleştirdiği ürün satışlarında uygulanan indirimlere müdahalesinin yeniden satış fiyatlarına müdahale niteliğinde olduğu, dolayısıyla söz konusu davranışın 4054 sayılı Kanun’un 4. maddesi kapsamında ihlal teşkil ettiği kanaatine varılmıştır.

Bulgu-2’ye ilişkin değerlendirme:

(106) ADIDAS yetkilisi (.....) ile şikâyetçi Veli HÖKMEN arasında gerçekleşen 18.12.2012 tarihli e-posta yazışmasında, o tarihte yetkili satıcı konumunda bulunan Veli HÖKMEN’in “cumadan beri indirim deler müşteriler sürekli şikayet ediyor. bugün baktık tüm ürünlerde kasada %(.....) indirim yapıyorlar. Biz de başlayalım onlar kaldırır ise biz de kaldırırız” şeklindeki ifadeleri üzerine (.....) tarafından cevaben “O şekilde olmayacağını sen de biliyorsun abi, gerekli aksiyonlar alındı, bugün tüm Özdilekler indirimi sonlandırıyor.” ifadelerinde bulunulduğu görülmektedir. İlgili yazışmalarda yer alan ifadelerden, rakip yetkili satıcıların ürünlerinde %(.....) indirim yapması karşısında, kendisinin de indirimlere başlayacağını bildiren yetkili satıcıya ADIDAS yetkilisi tarafından “O şekilde olmayacağını sen de biliyorsun abi” ifadeleriyle müdahale edildiği

[37] Case No: ACM/20/040569, Samsung Electronics Benelux B.V. (2021)

Sayfa 27

ve indirim yapmasına izin verilmediği görülmektedir. Ayrıca, indirim yapan yetkili satıcıya müdahale edildiği ve yetkili satıcının tüm şubelerinde indirimin sonlandırıldığı bilgisinin paylaşıldığı anlaşılmaktadır. Bu doğrultuda ADIDAS’ın yetkili satıcıları için indirim yapılabilecek dönemleri, indirim uygulanabilecek ürünleri ve indirim oranlarını belirlediği görülebilmektedir. “… gerekli aksiyonlar alındı” ifadesinden ise ADIDAS’ın belirlediği indirimli ürünlerin, indirim dönemlerinin yahut indirim oranlarının dışına çıkan yetkili satıcıların uyarıldığı ve indirimlerini sonlandırmalarını sağlamak üzerine birtakım aksiyonların alındığı anlaşılmaktadır.

(107) Bu doğrultuda, ilgili bulgudan ADIDAS’ın yetkili satıcılarının yaptığı indirimlere müdahil olarak yeniden satış fiyatlarına müdahale ettiği anlaşılmış, bu suretle ADIDAS’ın 4054 sayılı Kanun’un 4. maddesini ihlal ettiği kanaati oluşmuştur.

Bulgu-3’e ilişkin değerlendirme:

(108) ADIDAS yetkilisi (.....) ile yetkili satıcı konumunda bulunan Veli HÖKMEN arasında 14.02.2013 tarihinde “Fiyat Güncellemesi Hakkında” başlığıyla gerçekleşen yazışmalardan oluşan e-posta silsilesinin yer aldığı Bulgu-3’te, (.....)’in Veli HÖKMEN tarafından bir ürününün (.....) TL’ye satıldığı bilgisini aldığını, ilgili ürünün fiyatının güncellenmesi ve aynı durumda olan başka ürünlerin olmaması adına kontrol yapılması noktasında bahse konu yetkili satıcıyı uyardığı görülmektedir. Devamında ilgili e- postaya cevaben yetkili satıcı Veli HÖKMEN tarafından gönderilen e-postada ise ürünün en son %(.....) indirimli olarak (.....) TL’ye satıldığı bilgisinin paylaşıldığı, (.....) TL’ye ürün satıldığına ilişkin bilgi paylaşan kişinin nasıl ve nereden ürün satın alındığı hakkında irtibat kurması halinde gerekli önlemlerin alınabileceğinin iletildiği anlaşılmaktadır. Bulgu-3’te yer alan ifadelerden görüldüğü üzere, ADIDAS yetkilisi tarafından yetkili satıcının satışını gerçekleştirdiği ürünlerin fiyatına ilişkin olarak güncelleme talep edilmektedir. Bu doğrultuda, ilgili ifadelerin ADIDAS’ın yetkili satıcılarının yeniden satış fiyatlarının tespit ettiğini gösterdiği kanaatine ulaşılmıştır.

(109) Ayrıca, indirime yönelik “fiyat güncellemesi”nin belirli bir ürüne yönelik olmadığı ve yetkili satıcının satışa sunduğu tüm ADIDAS ürünlerinin yeniden satış fiyatları bakımından benzer bir tutum sergilendiği anlaşılmaktadır. İlaveten ilgili bulgu doğrultusunda, ADIDAS’ın yetkili satıcılarının uyguladığı indirimli fiyatları izlediği ve kontrol ettiği, bu yolla daha etkili ve kolay bir şekilde ürün fiyatlarına müdahale edebildiği söylenebilmektedir. Bu çerçevede, ADIDAS’ın yetkili satıcılarının yeniden satış fiyatını tespit etmek suretiyle 4054 sayılı Kanun’un 4. maddesini ihlal ettiği sonucuna varılmıştır. Bulgu-4’e ilişkin değerlendirme:

(110) İlgili bulguda ADIDAS yetkilisi (.....) ile yetkili satıcı Veli HÖKMEN arasında geçen 17.01.2015 tarihli bir WhatsApp yazışması yer almaktadır. İlgili yazışma incelendiğinde, Veli HÖKMEN tarafından ürünlere yönelik yapılan bir kampanyanın ADIDAS’a şikâyet edildiği ve bu şikâyetin VELİ HÖKMEN’e iletildiği anlaşılmaktadır. Bunun üzerine VELİ HÖKMEN’in “Hayırdır yasak mı varmış”, “Normal indirim döneminde indşrim ürünlerine yapıyorux” ifadelerine ADIDAS yetkilisi (.....) tarafından “Böle bir kampanya yok biliosun abi” ifadeleriyle karşılık verildiği görülmektedir. Devamında yetkili satıcı Veli HÖKMEN’in “Abi ürünleri koleksiyon için almıyoruzki”, “Neyse boşver kapat telefonu” şeklinde ifadeleri yer almaktadır. Bunun üzerine ADIDAS yetkilisi (.....), ADIDAS (.....) olduğu anlaşılan kişiyi kastederek “Peki abi kapatırım telefonu (.....) arar artık seni” ifadeleriyle karşılık vermektedir.

Sayfa 28

(111) Bulgu-4’ün devamında yer alan ifadelere bakıldığında ise yetkili satıcı Veli HÖKMEN’in yetkili satıcılar olan FLO [38], Özdilek Alışveriş Merkezleri ve Tekstil San. Aş (ÖZDİLEK) ve Deıchmann Ayakkabıcılık Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi (DEICHMANN) mağazalarının da kampanya düzenlediği ve indirimli fiyatlar uyguladığı yönünde görüntü ve bilgi paylaştığı, ADIDAS yetkilisi (.....)’nun da “Uğra abi heryeri at” şeklinde cevap verdiği görülmektedir.

(112) Söz konusu bulguda yer alan ifadeler dikkate alındığında, yetkili satıcıların uyguladığı kampanya ve indirimli fiyatlara ADIDAS tarafından müdahalede bulunulduğu görülmektedir. Benzer şekilde, Veli HÖKMEN’in “Normal indirim döneminde indşrim yapıyoruz” ifadelerinden, indirim dönemlerinin de ADIDAS tarafından belirlendiği anlaşılmaktadır. Ayrıca, bahse konu bulgu özelinde uygulanan kampanya hakkında ADIDAS’ın Franchise Müdürü olan kişinin franchise mağaza sahibi Veli HÖKMEN ile iletişime geçeceğinin belirtilmesi dikkat çekmektedir.

(113) Bu bilgiler doğrultusunda, ADIDAS’ın belirlediği indirim dönemi, kampanya ve indirim oranlarını yetkili satıcılarına dayatmakta olduğu, yetkili satıcılarının kampanyalarını ve indirim fiyatlarını izlediği, kontrol ettiği ve belirlediği oranlara uymayan yetkili satıcılarla temasa geçerek aksiyon aldığı anlaşılmaktadır. İlave olarak bahse konu bulguda yer alan yazışmalar, ADIDAS’ın yetkili satıcılarının diğer satıcıların uyguladığı indirim oranları, fiyatları ve kampanyaları rapor ettiğini, bu durumun da ADIDAS’ın yetkili satıcılarının indirim ve fiyatlara ilişkin uygulamalarını izlemesini ve müdahalede bulunmasını kolaylaştırdığını ortaya koymaktadır. Aktarılan hususlar çerçevesinde, Bulgu-4’te yer alan yazışmalardan ADIDAS’ın alıcılarının yeniden satış fiyatlarına müdahalede bulunduğu, söz konusu davranışın 4054 sayılı Kanun’un 4. maddesi uyarınca ihlal teşkil ettiği kanaatine varılmıştır.

(114) Yukarıda değerlendirmelerine yer verilen bulgular birlikte ele alındığında, alıcı konumunda bulunan yetkili satıcıların uyguladıkları yeniden satış fiyatlarına ADIDAS tarafından müdahale edildiği sonucuna ulaşılmaktadır. Bulgularda, ADIDAS’ın yeniden satıcılarının uygulayabileceği indirim oranlarını, indirim yapılabilecek ürünleri ve indirim dönemlerini belirlediği ve bunları yeniden satıcılarına bildirdiği; böylelikle ürün fiyatlarını istediği düzeyde tespit ettiği ve bu doğrultuda yetkili satıcılarının kampanya ve satış fiyatlarını izlediği anlaşılmaktadır. ADIDAS yetkililerinin indirim ve kampanya uygulamalarında bulunan alıcılarına söz konusu uygulamalara son vermeleri ve fiyat güncellemesi yapmaları yönünde ifadelerde bulundukları göze çarpmaktadır. Nitekim şikâyetin reddi ile sonuçlanan Kurul kararını iptal eden İdare Mahkemesinin iptal gerekçesinde, yeniden satış fiyatının tespitine yönelik olarak alıcılar üzerinde müdahalenin söz konusu olduğu yazışmaların bulunduğuna dikkat çekilmiştir.

(115) Teorik çerçeve başlığı altında detaylarına yer verildiği üzere, AB Dikey Kılavuzu’nun 186. paragrafında, alıcının müşterilerine uygulaması gereken fiyatı doğrudan belirleyen sözleşme hükümlerinin yanında, tedarikçinin yeniden satış fiyatını belirlemesine imkân tanıyan ya da alıcının belirli bir fiyat seviyesinin altında satış yapmasını yasaklayan davranışların da yeniden satış fiyatının doğrudan tespiti niteliğinde olduğu belirtilmektedir. Ayrıca, sağlayıcının fiyat artışı talep ettiği, alıcının da bu talebe uyum gösterdiği durumların yeniden satış fiyatının doğrudan tespiti sayılacağı ifade edilmektedir. Bu doğrultuda, mevcut dosyada yer alan bulgulardaki “belirtilen indirim oranı dışında indirim yapılması ve indirime girmemesi gereken ürünleri indirimli satmanız kesinlikle kabul edilemez.”, “gerekli aksiyonlar alındı, bugün tüm Özdilekler

[38] Bulguda Street Fix ile kastedilen ve markası In Street olan teşebbüs FLO ile aynı ekonomik bütünlükte olduğu anlaşılmaktadır.

Sayfa 29

indirimi sonlandırıyor.”, “İlgili ürünün fiyatının güncellenmesi konusunda bilgilerinizi rica ederim.”, “Peki abi kapatırım telefonu (.....) arar artık seni” şeklindeki yazışmaların ADIDAS tarafından yeniden satış fiyatının doğrudan belirlendiğini ortaya koyduğu kanaatine varılmıştır.

(116) Bu çerçevede, ADIDAS’ın yetkili satıcılarına yönelik dosya konusu davranışlarının yeniden satış fiyatının doğrudan tespiti niteliğinde olduğu, bu yönüyle ADIDAS tarafından 4054 sayılı Kanun’un 4. maddesinin ihlal edildiği kanaatine ulaşılmıştır. Ayrıca, amaç bakımından rekabetin kısıtlanmasının bir örneğini oluşturan ve 2002/2 sayılı Tebliğ kapsamında ağır kısıtlama olarak nitelendirilen dosya konusu yeniden satış fiyatının tespitine yönelik uygulamaların, rekabet hukuku literatürü kapsamında 4054 sayılı Kanun’un 5. maddesinde düzenlenen bireysel muafiyet koşullarını sağlamasının da mümkün olmadığı sonucuna ulaşılmıştır.

(117) Bu noktada mevcut soruşturma kapsamında elde edilen bulguların birden fazla yıla ait olması yönüyle değerlendirilmesi yerinde olacaktır. Rekabeti Sınırlayıcı Anlaşma, Uyumlu Eylem Ve Kararlar İle Hâkim Durumun Kötüye Kullanılması Halinde Verilecek İdari Para Cezalarına İlişkin Kılavuz’da (Ceza Kılavuzu) da belirtildiği üzere, teşebbüsler tarafından gerçekleştirilen birden fazla fiilin tek ihlal oluşturup oluşturmadığı somut dosya özelinde tespit edilecek olup ihlal sayısının tespitinde; ihlale dayanak oluşturan davranışların gerçekleştiği coğrafi pazarlar, ilgili ürün pazarları, girdi ve çıktı pazarları, davranışların niteliği, davranışlar arasındaki zamansal bütünlük, davranışların aynı kararın icrası kapsamında gerçekleştirilip gerçekleştirilmediği, stratejik açıdan bütünlük arz edip etmediği, fiillerin teşebbüsün tek taraflı davranışları ile gerçekleştirilip gerçekleştirilmediği, davranışların niteliğindeki ve özündeki esaslı ayrım gibi hususlar Kurul tarafından dikkate alınmaktadır [39]. Kurulun geçmiş tarihli birçok kararında da teşebbüslerin fiillerinin bir ya da birden fazla ihlale yol açıp açmadığının değerlendirilmesinde söz konusu hususların dikkate alındığı görülebilmektedir [40]. Bu doğrultuda somut olay özelinde ADIDAS hakkında ihlal isnadında bulunulan belgelerin aynı ihlale yönelik fiillerin icrası bakımından bir bütünlük teşkil edip etmediği hususu önem arz etmektedir.

(118) İşbu karar kapsamında yeniden satış fiyatının tespit edildiğine ilişkin olarak ADIDAS’ın taraf olduğu ve 2012, 2013 ve 2015 yıllarına ait dört farklı iletişim delili bulunmaktadır. Dosya kapsamında dayanılan ilgili bulguların tamamı ADIDAS’ın yetkili satıcılarıyla ürünlerinin satış fiyatlarına yönelik gerçekleştirdiği iletişimlere ilişkindir. Bu doğrultuda, ilk olarak tüm bu bulgulara konu davranışların, Türkiye’de satışa sunulan ADIDAS ürünlerinin satış fiyatlarına ilişkin olması sebebiyle, dosya kapsamında tanımlanan aynı ilgili pazarlarda ve aynı teşebbüs tarafından gerçekleştikleri söylenebilecektir.

(119) Bunun yanında, farklı zamanlarda gerçekleştirilen çeşitli fiillerin tek bir ihlal olarak kabul edilebilmesi için önemli olan, eylemlerin aynı kararın icrası kapsamında gerçekleşmesi ve stratejik açıdan bütünlük arz etmesi, diğer bir deyişle davranışlar arası bağlantının kurulabilmesidir. Bahsedildiği üzere, somut olaydaki söz konusu iletişimler yetkili satıcılarının ürünlerine uyguladıkları fiyat ve indirimlere ADIDAS’ın müdahalesine ilişkindir. Bu çerçevede bahse konu bulguların ADIDAS’ın yetkili satıcılarının yeniden satış fiyatlarını tespit etmek yoluyla rekabeti kısıtlama amacına hizmet ettiği ve yetkili satıcılarının ürünlerinin yeniden satış fiyatlarına müdahale etmeye yönelik bir ortak stratejinin parçaları olduğu anlaşılmaktadır. 2012 ila 2015 yılları arasında gerçekleşen 39 Ceza Kılavuzu, para.12.

40 Örneğin, Kurulun 15.12.2022 tarihli ve 22-55/863-357 sayılı ve 17.08.2023 tarihli ve 23-39/755-264 sayılı kararları.

Sayfa 30

iletişimi gösteren ve yeniden satış fiyatının tespit edildiğine dayanak teşkil eden belgeler arasında kronolojik süreç açısından yakınlık gözlemlenmekte ve bu anlamda bulguların zamansal bütünlük de arz ettiği görülebilmektedir. Bu doğrultuda, dosyaya dayanak teşkil eden dört bulgunun tamamının tek bir ihlale yönelik olduğu kanaatine varılmıştır. I.4.2. İhlalin Soruşturma Zamanaşımına Uğrayıp Uğramadığının Değerlendirilmesi

(120) İşbu soruşturma, idari yargıda verilen bir iptal kararının gereğini yerine getirmek üzere açılmış olup soruşturma konusunu oluşturan yeniden satış fiyatının tespitine yönelik bulgular, iptal kararından önce elde edilen bulgulardan oluşmaktadır. İlgili bulguların ait olduğu yıllar dikkate alındığında dosya kapsamında ilgili bulgular yönünden, zamanaşımı müessesesine ilişkin olarak değerlendirme yapılması gerekmektedir.

(121) Zamanaşımı, toplum düzenini sağlayan hukuk kuralları içerisinde düzen için gerekli önemli müesseselerden biri olup hemen hemen her hukuk dalında düzenleyici bir unsur olarak yer almaktadır [41]. Zamanaşımı esasen, kanun tarafından tayin edilen sürelerin geçmesi ve şartların gerçekleşmesi ile fiili bir durumun kanuni duruma çevrilerek devlet otoritesi tarafından korunmasıdır [42]. Genel amacı kamu yararı olan zamanaşımı, bireylerin ve kurumların birbirleriyle ve devletle olan ilişkilerinde uzun süre askıda kalan hukuki durumlarının üzerinden belli bir süre geçtikten sonra anlam ve önemini yitirmesi nedeniyle geçmişin yükünün geleceğe taşınmamasını sağlamaktadır [43].

(122) Hukuk güvenliği ve hukuki belirlilik prensipleri gereğince, kişilerin işlemiş oldukları eylemlerden ötürü ne kadar süre ile sorumlu tutulacakları da zamanaşımı müessesesi kapsamında düzenlenmektedir [44]. Kamu hukukunda öngörülen zamanaşımı sürelerinin geçmesi ile devletin cezalandırma yetkisi de sona ermekte olup [45] bu müesseseyle kanun koyucu esasında kendi yetkisini sınırlandırmaktadır [46]. Kamu hukukunun bir alt dalı olan idare hukuku bağlamında da soruşturma zamanaşımı, idari yaptırımların muhatabı konumundaki kişileri sorumluluktan kurtaran bir müessese olarak ele alınabilecektir.

(123) Kurulun teşebbüsler hakkında idari para cezasına hükmeden kararları birer idari yaptırım niteliğinde olup belirli zamanaşımı sürelerine tabidir. Kurulun idari para cezası verme yetkisine ilişkin zamanaşımı süreleri daha önce 4054 sayılı Kanun’un 19. maddesinde düzenlenmiş olmakla birlikte, ilgili hüküm 2008 yılında ilga edilmiştir [47]. İlgili değişiklikle birlikte rekabet ihlallerinde uygulanacak para cezalarına ilişkin zamanaşımı 41 COŞKUN KARADAĞ, N. (2012), “Zamanaşımı sürelerine Etkisi açısından mücbir sebepler ve ödemeye eleştirel bakış”, Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi 61, no. 3, 1017-56, https://dergipark.org.tr/en/pub/auhfd/article/511453, Erişim Tarihi: 12.05.2025, s.1020-1021.

[42] KOVANCI, Y. (2010), Vergi Hukukunda Zamanaşımı, Yüksek Lisans Tezi, Maltepe Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, https://acikbilim.yok.gov.tr/bitstream/handle/20.500.12812/664901/yokAcikBilim_396149.pdf?sequence = - 1&isAllowed=y, s.4.

[43] KARAGÖZ, B. (2008), Vergi Hukukunda Zamanaşımı, Yüksek Lisans Tezi, Marmara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, https://tez.yok.gov.tr/UlusalTezMerkezi/tezDetay.jsp?id=hv- McMi_lCES2_ZzvkOYWQ&no=yQSG62pAa1zZ2-m98hhX8g, Erişim Tarihi: 12.05.2025, s.13; COŞKUN KARADAĞ, (2012), s.1021-1024.

44 Kurulun 26.08.2021 tarih ve 21-40/595-290 sayılı kararı, para.53.

45 KARAGÖZ (2008), s.18-19; COŞKUN KARADAĞ (2012), s. 1022.

[46] CEYLAN, M. ve KANDEMİR ERGÜN, F. (2025), “Öğrenci Disiplin Hukukunda Zamanaşımı Müessesesi”. Kırıkkale Hukuk Mecmuası 5.1, 51-75, https://dergipark.org.tr/tr/pub/khm/issue/86284/1505270, Erişim Tarihi: 12.05.2025, s.53,

47 Söz konusu kanun hükmü, 08.02.2008 tarih ve 26781 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 5728 sayılı “Temel Ceza Kanunlarına Uyum Amacıyla Çeşitli Kanunlarda ve Diğer Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun” ile yürürlükten kaldırılmıştır.

Sayfa 31

süresi, genel kanun niteliğindeki 5326 sayılı Kabahatler Kanunu’ndaki (5326 sayılı Kanun) düzenlemelere tabi hale gelmiştir.

(124) 5326 sayılı Kabahatler Kanunu'nda zamanaşımı, 20. ve 21. maddelerde düzenlenmiştir. Anılan Kanun’un “Soruşturma Zamanaşımı” başlıklı 20. maddesi, idarenin idarî para cezası verebilme yetkisine yönelik zamanaşımı sürelerini düzenlemektedir. İlgili maddede “Nispî idarî para cezasını gerektiren kabahatlerde zamanaşımı süresi sekiz yıldır. Zamanaşımı süresi, kabahate ilişkin tanımdaki fiilin işlenmesiyle veya neticenin gerçekleşmesiyle işlemeye başlar.” hükmü yer almaktadır. 4054 sayılı Kanun’da Kurulun idari para cezalarını teşebbüslerin yıllık gayri safi gelirleri üzerinden belirli oranlarda tespit edilebileceği düzenlendiğinden, Kurul tarafından verilecek idari para cezalarının nispi nitelikte olduğu söylenebilecektir. Dolayısıyla 4054 sayılı Kanun kapsamında Kurulun verdiği idari para cezalarına ilişkin zamanaşımı süresinin Kabahatler Kanunu’nun 20. maddesi hükmü gereğince sekiz yıl olduğu anlaşılmaktadır.

(125) 4054 sayılı Kanun’da yer alan mülga madde hükmünün aksine Kabahatler Kanunu’nda, bir karar hakkında idari yargıda dava açılmasının zamanaşımına etkisi ile ilgili bir düzenleme bulunmamaktadır. Bununla birlikte, Danıştay’ın zamanaşımına ilişkin olarak verdiği kararlar bakımından yargıda geçen sürelerde zamanaşımı süresinin işlemeyeceği belirtilmektedir [48]. Bu doğrultuda Danıştay 13. Dairesinin 01.11.2011 tarih ve 2008/13175 E., 2011/4830 K. sayılı kararında konuya ilişkin olarak “Danıştay'ın bu konuya ilişkin olarak yerleşmiş kararlarında belirtildiği üzere, zamanaşımı süresi geçirilmeden verilmiş bir idari yaptırımın, idari yargı yerince aynı konuda yeniden işlem tesisini gerektirecek biçimde iptali üzerine verilen idari yaptırımlarda, zamanaşımı süresinin işletilme olanağı bulunmamaktadır.” değerlendirmelerinde bulunulmuş; anılan dairenin 01.11.2011 tarih ve 2008/13179 E., 2011/4829 K. sayılı kararında ise “Danıştay'ın bu konuya ilişkin olarak yerleşmiş kararlarında belirtildiği üzere, zamanaşımı süresi geçirilmeden verilmiş bir idarî yaptırımın, idarî yargı yerince aynı konuda yeniden işlem tesisini gerektirecek biçimde iptali üzerine verilen idarî yaptırımlarda, zamanaşımı süresinin işletilme olanağı bulunmamaktadır....yargıda geçen bu sürelerde zamanaşımı süresinin işlemeyeceği açıktır.” ifadelerine yer verilmiştir. Danıştay 13. Dairesinin daha yakın tarihli bir kararı olan 25.04.2018 tarih ve E. 2015/5824, K. 2018/1536 sayılı kararında da benzer şekilde “5326 sayılı Kabahatler Kanunu'nun 20. maddesinin 3. fıkrasında nispî idarî para cezasını gerektiren kabahatlerde zamanaşımı süresi sekiz yıl olarak öngörülmüş ise de, Danıştay'ın bu konuya ilişkin olarak yerleşmiş kararlarında belirtildiği üzere, zamanaşımı süresi geçirilmeden verilmiş bir idarî yaptırım kararının, idarî yargı yerince aynı konuda yeniden işlem tesisini gerektirecek biçimde iptali üzerine verilen idarî yaptırım kararlarında, zamanaşımı süresinin işletilmesi mümkün değildir.” şeklinde değerlendirmede bulunulmuştur.

(126) Bunun yanında soruşturma zamanaşımına ilişkin Kurul içtihadının Danıştay’ın sözü edilen yaklaşımına benzer olduğu görülmektedir. Bu doğrultuda aşağıda, Kurulun idari yargının iptal kararları üzerine verdiği ve bir zamanaşımı değerlendirmesinin mevzu bahis olduğu kararlarına yer verilerek Kurulun bu konudaki içtihadı ele alınacaktır.

(127) Kurulun Danıştay 13. Dairesinin 16.12.2008 tarih ve 2006/4796 E., 2008/7686 K. sayılı ve 2006/4791 E., 2008/7687 K. sayılı kararlarının gereğini yerine getirmek üzere verdiği 48 Danıştay, 13.Dairesinin; 25.03.2009 tarih ve E. 2008/13175 sayılı; 01.11.2011 tarih ve E. 2008/13175, K. 2011/4830 sayılı; 01.11.2011 tarih ve E. 2008/13179, K. 2011/4829 sayılı; 26.03.2013 tarih ve E. 2009/7107, K. 2013/842 sayılı; 28.01.2014 tarih E. 2010/2941, K. 2014/145 sayılı; 25.04.2018 tarih ve E. 2015/5824, K. 2018/1536. sayılı kararlarının tümünde konuya ilişkin olarak benzer değerlendirmelere yer verildiği görülmektedir.

Sayfa 32

31.01.2013 tarih ve 13-08/94-55 sayılı kararında, 28.07.2003 tarihinde gerçekleşen bir eyleme ilişkin olarak idari yaptırım kararı verildiği görülmektedir. İlgili gerekçeli kararda açık bir zamanaşımı değerlendirmesine yer verilmese de yargıda geçen sürelerin zamanaşımının hesaplanmasında dikkate alınmadığı görülebilmektedir.

(128) Benzer şekilde, Kurulun 21.05.2013 tarih ve 13-29/402-179 sayılı Karadeniz Ro-Ro kararı Danıştay yaklaşımıyla paralel bir zamanaşımı değerlendirmesinin yapıldığı kararlardan biridir. İlgili dosya kapsamında, Cenk Denizcilik Ortakları (Cenk Denizcilik) ve Ulusoy Martı Ro-Ro İşletmeleri AŞ (Ulusoy Martı) tarafından Karadeniz Ro-Ro İşletmesi AŞ (KARADENİZ RO-RO) ünvanlı ortak girişim şirketi kurulmasının 4054 sayılı Kanun kapsamında bir ihlal teşkil edip etmediği incelenmiştir. Kuruma 18.02.2002 ve 24.04.2002 tarihlerinde intikal eden şikâyet başvurularıyla başlayan süreçte, Kurulun taraflar hakkında soruşturma açılmasına yer olmadığı yönünde verdiği 27.6.2002 tarih ve 02-41/468-196 sayılı ilk Kurul kararı, Danıştay 13. Dairesince [49] şekil noksanlığı gerekçesiyle iptal edilmiştir [50]. İptal kararının gereğini yerine getirmek üzere başlatılan inceleme sonucunda Kurul, 23.05.2007 tarih ve 07-42/465-177 sayı ile yeniden, dosya konusu iddialara yönelik olarak soruşturma açılmasına gerek olmadığı yönünde karar vermiştir. Söz konusu ikinci Kurul kararının Danıştay 13. Dairesinin 6.6.2008 tarih ve 2007/11826 E., 2008/4656 K. sayılı kararı ile kısmen iptal edilmesi [51] üzerine Kurul 09.05.2012 tarihinde, KARADENİZ RO-RO hakkında soruşturma başlatmıştır. Soruşturma sonucunda verilen 21.05.2013 tarih ve 13-29/402-179 sayılı kararda yapılan zamanaşımı değerlendirmesinde, Danıştay 13. Dairesinin 25.03.2009 tarih ve 2008/13175 E. sayılı [52] ve 01.11.2011 tarih ve 2008/13179 E., 2011/4829 K. sayılı kararlarına atıfla, 23.05.2007 tarih ve 07-42/465-177 sayılı iptal edilen ikinci Kurul kararının zamanaşımı süresi geçirilmeden verilmiş bir karar olduğu ve Danıştay’ın iptal kararındaki gerekçe doğrultusunda soruşturma açılmış olması karşısında, soruşturma zamanaşımı süresinin dolduğuna ilişkin teşebbüs savunmalarının dayanıksız olduğu yönünde değerlendirmede bulunulmuştur. İlgili kararda bir ortak girişim olan KARADENİZ RO-RO’nun tam işlevsel olmadığı ve bu nedenle 4054 sayılı Kanun'un 4. maddesi kapsamında işbirliği doğurucu bir ortak girişim olduğu sonucuna varılmış [53], 1997-2004 yılları arasında hizmet veren ortak girişimin faaliyetlerini sonlandırdığı tarih olan 01.06.2004 tarihi zamanaşımı süresinin hesaplanmasında esas alınmıştır. İptal edilen Kurul kararı soruşturma açılmasına yer olmadığı yönünde olmasına rağmen yargıda geçen sürelerin zamanaşımı süresinin işlemediği hallerden sayılması hususu dikkat çekmektedir.

49 Danıştay 13. D., 12.12.2006 tarih ve 2006/4714 K. sayılı kararı.

50 Kurum kayıtlarına 12.08.2002 ve 14.10.2002 tarihlerinde intikal eden başvurularda, daha önce ileri sürülen iddialara ek deliller sunulduğu belirtilerek, söz konusu kararın değiştirilmesi talep edilmişse de bu iddiaların Kurulun 27.09.2002 ve 12.12.2002 tarihli toplantılarında görüşülerek, söz konusu bilgi ve belgelerin önaraştırma safhasında değerlendirilmiş olması ve daha önce ulaşılan sonuçları değiştirecek nitelikte olmaması nedeniyle, Kurul kararının değiştirilmesi yönündeki taleplerin reddine karar verilmiştir.

[51] Danıştay 13. Dairesi dosya konusu iddiaya ilişkin olarak “… Samsun-Novorossisky hattında çalışan Karadeniz RoRo’nun daha önce aynı hatta faaliyet gösteren Cenk Denizcilik ve Ulusoy Denizciliğin tekel yaratmak üzere birleşmesi sonucu oluştuğu yolundaki şikâyet hakkında soruşturma açılmamasına ilişkin işlemin iptaline…” hükmederek, söz konusu Kurul kararının kısmen iptaline karar vermiştir.

[52] İlgili kararda “Danıştay'ın bu konuya ilişkin olarak yerleşmiş kararlarında belirtildiği üzere, zamanaşımı süresi geçirilmeden verilmiş bir idari yaptırımın, idari yargı yerince aynı konuda yeniden işlem tesisini gerektirecek biçimde iptali üzerine herhangi bir şekilde zamanaşımı süresi işletilmeyecektir.” ifadelerine yer verilmektedir.

53 Bununla birlikte KARADENİZ RO-RO’nun kuruluş ve faaliyetlerine ilişkin Protokol'e, 4054 sayılı Kanun'un 5. Maddesi kapsamında bireysel muafiyet tanınmasına karar verilmiştir.

Sayfa 33

(129) Zamanaşımı değerlendirmesi bakımından önem arz eden bir diğer karar, Kurulun 19.12.2013 tarih ve 13-71/988-414 sayılı Turkcell Araç Takip kararıdır. İlgili kararda Turkcell İletişim Hizmetleri AŞ’nin (TURKCELL) araç takip hizmetleri alanına ilişkin olarak yürüttüğü münhasır uygulamalar aracılığıyla rakiplerinin faaliyetlerini zorlaştırdığı iddiası incelenmiştir. Konuya ilişkin 02.04.2008 tarih ve 08-27/306-97 sayılı soruşturma açılmasına gerek olmadığı yönündeki Kurul kararının Danıştay 13. Dairesinin 13.02.2012 tarih ve 2008/5803 E., 2012/360 K. sayılı kararı ile iptal edilmesi üzerine Kurul, iptal kararının gereğini yerine getirmek üzere soruşturma başlatmıştır. Soruşturma sonucunda, 4054 sayılı Kanun’un 6. maddesini ihlal ettiği gerekçesiyle TURKCELL hakkında idari para cezasına hükmedilmiştir. Kararda, soruşturma tarafının zamanaşımı savunmasına ilişkin olarak iptal edilen 02.04.2008 tarih ve 08-27/306-97 sayılı ilk Kurul kararının soruşturma zamanaşımı süresi geçirilmeden verilmiş bir karar olması ve Danıştay’ın iptal kararı sonrasında, karardaki gerekçe doğrultusunda soruşturma açılmış olması karşısında, iddianın dayanaksız olduğu değerlendirilmesinde bulunulmuştur. İlgili değerlendirmede Danıştay 13. Dairesinin zamanaşımına ilişkin 25.3.2009 tarih ve 2008/13175 E. sayılı ve 1.11.2011 tarih ve 2008/13179 E., 2011/4829 K. sayılı kararlarına atıf yapılmış olup bu doğrultuda, iptal edilen Kurul kararı soruşturma açılmasına yer olmadığı yönünde olmasına rağmen, yargıda geçen sürelerin zamanaşımının hesaplanmasında dikkate alınmadığı görülmektedir. 19.12.2013 tarih ve 13-71/988-414 sayılı söz konusu Kurul kararı hakkında da kanun yollarına başvurulmuş olup Ankara 8. İdare Mahkemesi tarafından 28.10.2016 tarihinde 2014/1384 E., 2016/3266 K. sayı ile ve Ankara Bölge İdare Mahkemesi 7. İdari Dava Dairesi tarafından 28.02.2018 tarihinde 2017/150 E., 2018/183 K. sayı ile verilen kararlarda ilgili Kurul kararının hukuka uygun olduğu ifade edildiği görülmektedir.

(130) Danıştay’ın iptal kararları üzerine alınan bir diğer Kurul kararı 11.01.2018 tarih ve 18- 02/20-10 sayılı POAŞ kararıdır. İlgili dosya kapsamında, Petrol Ofisi AŞ (POAŞ), Milan Petrol San. Tic. AŞ (MİLAN) ve TP Petrol Dağıtım AŞ’nin (TP), intifa hakkını kötüye kullanmak suretiyle bayilerinin kendileri veya kendilerinin göstereceği LPG dağıtım şirketleri dışında kalan şirketlerden otogaz LPG tedarikini engelleyerek sözleşme serbestisini ve rekabeti haksız olarak sınırladığı iddiası incelenmiştir. Kurul tarafından 01.10.2009 tarihli ve 09-43/1093-274 sayı ile verilen soruşturma açılmasına gerek olmadığı yönündeki ilk Kurul kararı, Danıştay 13. Dairesinin 14.11.2016 tarihli ve 2010/609 E., 2016/3707 K. sayılı kararı ile iptal edilmiştir. Söz konusu iptal kararının gereğini yerine getirmek üzere Kurul tarafından soruşturma başlatılmıştır. Soruşturma sonucunda Kurul, 11.01.2018 tarih ve 18-02/20-10 sayılı sayı ile POAŞ, MİLAN ve TP’nin 4054 sayılı Kanun’u ihlal etmediklerine, dolayısıyla adı geçen teşebbüslere idari para cezası uygulanmasına gerek olmadığına karar vermiştir. Bununla birlikte, söz konusu kararda tarafların soruşturma zamanaşımı savunmasına ilişkin olarak Danıştay 13. Dairesinin 25.03.2009 tarihli ve 2008/13175 E. sayılı, 01.11.2011 tarihli ve 2008/13179 E., 2011/4829 K. sayılı, 26.03.2013 tarihli ve 2009/7107 E., 2013/842 K. sayılı kararlarına atıfla,"Danıştay’ın bu konuya ilişkin olarak verdiği kararlarında yargıda geçen sürelerde zamanaşımı süresinin işlemeyeceği belirtildiğinden, söz konusu savunmanın reddedilmesi gerektiği” değerlendirmesinde bulunulmuştur. Anılan kararda iptal edilen Kurul kararı soruşturma açılmasına yer olmadığı yönünde olmasına rağmen, yargıda geçen sürelerin zamanaşımı süresinin hesaplanmasında dikkate alınmadığı görülebilmektedir. 11.01.2018 tarih ve 18-02/20-10 sayılı söz konusu Kurul kararı hakkında idari yargıda kanun yollarına başvurulmuş olup Ankara 11. İdare Mahkemesi tarafından 09.12.2020 tarihinde ve 2018/1269 E. 2020/2158 K. sayı ile ve Ankara Bölge İdare Mahkemesi 8. İdari Dava Dairesi tarafından 27.10.2021 tarihinde ve 2021/519 E.,

Sayfa 34

2021/1514 K. sayı ile verilen kararlarda ilgili Kurul kararının hukuka uygun olduğuna hükmedildiği görülmektedir.

(131) Soruşturma zamanaşımına ilişkin değerlendirme içeren bir diğer Kurul kararı ise, 10.01.2019 tarih ve 19-03/23-10 sayılı karardır. TURKCELL’in distribütörlerine ve bayilerine yönelik yeniden satış fiyatının tespiti ve münhasırlık uygulamaları yoluyla 4054 sayılı Kanun'u ihlal edip etmediğinin incelendiği soruşturma sonucu verilen ve TURKCELL hakkında 4054 sayılı Kanun’un 6. maddesini ihlal ettiği gerekçesiyle idari para cezasına hükmedilen 06.06.2011 tarih ve 11-34/742-230 sayılı ilk Kurul kararı, Danıştay 13. Dairesinin 16.10.2017 tarih ve 2011/4560 E., 2017/2573 K. sayılı kararıyla kısmen iptal edilmiştir. Bu doğrultuda ilgili kararın gereğini yerine getirmek üzere Kurul tarafından ek çalışma başlatılmış olup ilgili inceleme sonucunda TURKCELL hakkında, 4054 sayılı Kanun’un 4. maddesini ihlal ettiği gerekçesiyle idari para cezası verilmiştir [54]. Tarafın soruşturma zamanaşımı savunmasına ilişkin olarak ise kararda, TURKCELL’in bayilerinin yeniden satış fiyatını tespit ettiğine ilişkin belgeler 2006-2008 yıllarına ilişkin olmakla birlikte, Kurulun dosya konusu hakkında verdiği 06.06.2011 tarihli ve 11-34/742- 230 sayılı ilk karara karşı açılan iptal davasının 2011-2017 yılları arasında sürmüş olması sebebiyle, soruşturma zamanaşımı süresinin hâlihazırda dolmadığı yönünde değerlendirme yapılmıştır. Söz konusu kararda yargıda geçen sürenin zamanaşımının hesaplanmasında dikkate alınmadığı görülebilmektedir. 10.01.2019 tarih ve 19-03/23- 10 sayılı söz konusu Kurul kararı hakkında idari yargıda kanun yollarına başvurulmuş olup Ankara 17. İdare Mahkemesi tarafından 28.01.2021 tarihinde 2020/765 E., 2021/73 K. sayı ile ve Ankara Bölge İdare Mahkemesi 8. İdari Dava Dairesi tarafından 04.11.2021 tarihinde 2021/1110 E., 2021/1568 K. sayı ile verilen kararlarda ilgili Kurul kararının hukuka uygun olduğuna hükmedildiği anlaşılmaktadır.

(132) İdari yargının iptal kararı üzerine verilen bir diğer karar, Kurulun 23.01.2020 tarih ve 20- 06/62-34 sayılı Artı Marin kararıdır. Artı Marin Mobil Enerji Sistemleri AŞ (ARTI MARİN) ve Mastervolt International Holding BV (MASTERVOLT) hakkında Kuruma intikal eden 13.08.2010 tarihli şikâyet başvuruları üzerine, Kurul ilk olarak 16.09.2010 tarih ve 10- 59/1228-M sayı ile şikâyetin reddine karar vermiş, ancak bahse konu Kurul kararı, Danıştay 13. Dairesinin 12.11.2014 tarih ve E: 2010/4464, K: 2014/3480 sayılı kararı ile iptal edilmiştir. İptal kararı üzerine Kurul tarafından başlatılan önaraştırma ve devamında gerçekleştirilen soruşturma neticesinde, 11.05.2016 tarih ve 16-16/278-122 sayılı Kurul kararı ile teşebbüsler hakkında idari para cezası uygulanmasına gerek olmadığı yönünde karar verilmiştir. Ancak söz konusu Kurul kararının Ankara 7. İdare Mahkemesinin 28.11.2018 tarih ve 2017/251 E., 2018/2104 K. sayılı kararı ile iptal edilmesi üzerine Kurul tarafından ilgili iptal kararının gereğini yerine getirmek üzere bir ek çalışma başlatılmıştır. Ek çalışma sonucunda Kurul 23.01.2020 tarih ve 20-06/62-34 sayı ile MASTERVOLT’a idari para cezası verilmesine, ARTI MARTİN hakkında ise idari para cezası verilmesine yer olmadığına karar vermiştir. Kararda soruşturma zamanaşımı savunmasına ilişkin olarak; Danıştay 13. Dairesinin ilgili kararlarına atıf yapılarak Danıştay kararları uyarınca yargıda geçen süre boyunca zamanaşımı süresinin işlemeyeceği, Kurul uygulamasında yargıda geçen sürelerde zamanaşımının işlemeyeceğinin kabul edildiği ve bu doğrultuda dosya konusu fiillerin Kurul tarafından soruşturulmasının önünde zamanaşımı bakımından bir engel bulunmadığı yönünde 54 Karar TURKCELL'in 10.01.2019 tarihli ve 19-03/23-10 sayılı Rekabet Kurulu kararının yeniden değerlendirilmesi talebi üzerine yeniden değerlendirilmiş ve 10.01.2019 tarihli ve 19-03/23-10 sayılı kararının 3 numaralı bölümünün değiştirilmesine Kurul'un 12.11.2019 tarihli toplantısında 19-39/610-263 sayı ile karar verilmiştir. Ancak söz konusu değişiklik, karara ilişkin bahse konu zamanaşımı değerlendirmesini etkilememektedir.

Sayfa 35

değerlendirme yapıldığı görülmektedir. İlgili değerlendirmede ayrıca, devam eden ihlallerde ihlalin sona erme tarihinin zamanaşımı bakımından önemli olduğu vurgulanmaktadır. 23.01.2020 tarih ve 20-06/62-34 sayılı söz konusu karar hakkında da idari yargıda kanun yollarına başvurulmuş olup Ankara 12. İdare Mahkemesi tarafından 30.12.2020 tarihinde 2020/1515 E., 2020/2291 K. sayı ile ve Ankara Bölge İdare Mahkemesi 8. İdari Dava Dairesi tarafından 13.10.2021 tarihinde 2021/602 E., 2021/1427 K. sayı ile verilen kararlarda ilgili Kurul kararının hukuka uygun olduğu yönünde değerlendirme yapılmıştır.

(133) Kurulun 26.08.2021 tarih ve 21-40/595-290 sayılı ÖTV kararında idari yargıda geçen sürelerde soruşturma zamanaşımının işleyip işlemeyeceğine ilişkin değerlendirme yapıldığı görülmektedir. İlk olarak yeni binek otomobil ve hafif ticari araç üreticisi ve dağıtıcısı teşebbüslerin, özel tüketim vergisi indirimi sonrasında birlikte hareket ederek fiyat artışına gittikleri ve mal arzını kısıtladıkları iddialarına ilişkin olarak 18.03.2009 ve 09.04.2009 tarihleri arasında Kuruma intikal eden şikâyetler üzerine başlatılan önaraştırma sonucunda, 24.06.2009 tarihli ve 09-30/637-150 sayılı Kurul kararı ile şikâyetlerin reddine karar verilmiştir [55]. İlgili Kurul kararının Danıştay 13. Dairesinin 04.12.2019 tarihli ve 2018/3127 E. ve 2019/4094 K. sayılı kararı ile iptali [56] üzerine, söz konusu iptal kararının gereğinin yerine getirilmesini teminen Kurul tarafından, sektörde faaliyet gösteren 12 teşebbüs hakkında soruşturma açılmasına 26.03.2020 tarih ve 20- 16/234-M sayı ile karar verilmiştir. İlgili soruşturma sonucunda, hakkında soruşturma yürütülen teşebbüsler hakkında idari para cezası verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir. İlgili kararda tarafların soruşturma zamanaşımı savunmasına ilişkin olarak ise, idari yargı sürecinin zamanaşımı süresine etkisi üzerine detaylı bir değerlendirmenin yapılmış olduğu görülmektedir. Bu doğrultuda ilgili Kararda, dosya kapsamında yapılacak zamanaşımı değerlendirmesi açısından geçmiş Kurul ve idari yargı kararlarında benimsenen ilkelerin taşıdığı öneme vurgu yapılarak Danıştay 13. Dairesinin yargıda geçen sürenin zamanaşımına etkisini ele aldığı kararlarına atıf yapılmış ve Danıştay’ın söz konusu yerleşik kararlarına atıf yapan Kurul kararlarına yer verilmiştir. İlgili Danıştay ve Kurul kararları doğrultusunda; Danıştay’ın yaklaşımının soruşturma zamanaşımı süresi dolmadan Kurulca bir yaptırım kararı verilmesi halinde, idari yargı mercii tarafından aynı konuda yeniden işlem tesisini gerektirecek biçimde iptal kararı verilmesi üzerine tesis edilecek idari işlemlerde zamanaşımı süresinin işlemeyeceği; ancak Danıştay’ın zamanaşımı süresi içerisinde verilmiş bir soruşturma kararının bulunduğu durumların tamamını mevcut içtihadı kapsamında, 55 Diğer yandan aynı toplantıda, önaraştırma çerçevesinde yapılan yerinde incelemeler sırasında elde edilen bilgi ve bulgular neticesinde, Otomotiv Distribütörleri Derneği (ODD) ve Otomotiv Sanayii Derneği (OSD) üyesi teşebbüslerin dernek çatısı altında çeşitli toplantılarda bir araya gelerek geleceğe ilişkin fiyat, üretim, satış gibi bilgi ve tahminleri paylaşmak suretiyle 4054 sayılı Kanun’u ihlal ettikleri iddiasına ilişkin olarak önaraştırma başlatılmış olup ilgili önaraştırma sonucunda motorlu taşıtlar pazarında faaliyet gösteren 19 teşebbüs hakkında soruşturma açılmasına 09.09.2009 tarih ve 09-41/998-M sayı ile karar verilmiştir. Süreç devam ederken soruşturmaya dört teşebbüs daha taraf olarak eklenmiş ve 18.04.2011 tarihli ve 11-24/464-139 sayılı Otomotiv kararıyla soruşturma taraflarından 15 teşebbüs hakkında 4054 sayılı Kanun’un 4. maddesine aykırı olarak ODD çatısı altında geleceğe ilişkin fiyat, üretim, satış gibi bilgi ve tahminlerini paylaşmak suretiyle rekabet ihlali gerçekleştirmeleri nedeniyle idari para cezasına hükmedilmiştir.

56 24.06.2009 tarihli ve 09-30/637-150 sayılı ilk Kurul kararı hakkında açılan iptal davası, ilk olarak dava konusu Kurul kararında hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle Danıştay 13. Dairesi tarafından 18.12.2012 tarih, 2009/6980 E. ve 2012/3887 K. sayılı karar ile reddedilmiştir. Ancak anılan kararın temyizi üzerine Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu (İDDK) tarafından alınan 18.01.2016 tarih, 2013/2449 E. ve 2016/7 K. sayılı bozma kararıyla Danıştay 13. Dairesinin kararı bozulmuştur. İDDK’nın bozma kararına uyan Danıştay 13. Dairesi, 04.12.2019 tarihli ve 2018/3127 E. ve 2019/4094 K. sayılı kararı ile Kurulun ÖTV kararını iptal etmiştir.

Sayfa 36

“zamanaşımının işlemediği haller” olarak kabul ettiği değerlendirilmiştir. Aynı zamanda, zamanaşımı süresi içerisinde başlatılan soruşturmanın aynı dosya kapsamında alınması gibi bir şartın da olmadığı, Danıştay’ın söz konusu yaklaşımının uygulanabilmesi adına esas olanın zamanaşımına konu belgelerin süresi içinde Kurulca açılmış bir soruşturmaya konu edilip edilmediği olduğu vurgulanmıştır. Bu doğrultuda, dosya kapsamında yer alan belgelerin 2008 ve 2009 yıllarına ilişkin olması, aynı belgelere dayanan bir diğer karar olan Otomotiv kararına konu olan soruşturmanın 09.09.2009 tarihinde başlatılmış olması ve Chevrolet Otomotiv Ticaret Ltd Şti (CHEVROLET) dışında soruşturma tarafı tüm teşebbüslerin Otomotiv kararına konu soruşturmaya da taraf olması nedeniyle, CHEVROLET dışında mevcut dosyaya taraf olan teşebbüsler hakkında süresi içerisinde başlatılmış bir soruşturma olduğu ve bu çerçevede zamanaşımına yönelik savunmalarına itibar edilemeyeceği değerlendirilmiştir. CHEVROLET hakkında ise herhangi bir zamanaşımı değerlendirilmesi yapılmaksızın 4054 sayılı Kanun’u ihlal etmediği gerekçesiyle idari para cezası verilmesine yer olmadığı sonucuna ulaşılmıştır.

(134) Son olarak Kurulun 09.01.2025 tarih ve 25-01/23-20 sayılı Bankalar kararında soruşturma zamanaşımına ilişkin değerlendirme yapılmış olduğu görülmektedir. Bankaların mevduat, kredi ve kredi kartı hizmetlerine ilişkin faiz oranı, ücret ve komisyonların birlikte belirlenmesi konusunda anlaşma ve/veya uyumlu eylem içinde bulunup bulunmadıklarını tespit etmek amacıyla yapılan soruşturma sonucunda Kurul ilk olarak 08.03.2013 tarih ve 13-13/198-100 sayılı kararıyla 12 banka hakkında idari para cezası uygulanmasına karar vermiştir. İlerleyen süreçte, her bir banka tarafından ilgili idari işlemin iptali talebiyle idari yargıda dava açılmış olup bu kapsamda idari yargı sürecinin ilk safhası Ankara 2. İdare Mahkemesinde başlamıştır [57]. İdari yargıya taşınan söz konusu Kurul kararı, uzun bir yargılama sürecinin sonunda Ankara 2. İdare Mahkemesinin muhtelif tarih ve sayılı kararları neticesinde 11 banka bakımından iptal edilmiştir. İlgili iptal kararlarının gereğini yerine getirmek üzere yaptığı çalışma sonucunda ise Kurul, 09.01.2025 tarih ve 25-01/23-20 sayı ile 11 banka hakkında farklı oranlarda idari para cezasına hükmetmiştir. Söz konusu kararda detaylı bir zamanaşımı değerlendirmesine de yer verilmiş olup Danıştay 13. Dairesinin 28.01.2014 tarih ve 2010/2941 E., 2014/145 K. sayılı kararına atıfla, Danıştay’ın çeşitli kararlarında idari yargıda geçen sürenin, zamanaşımı süresinin hesabında dikkate alınmayacağına hükmettiği ve Kurulun da muhtelif kararlarında istikrarlı biçimde idari yargıda geçen 57 Ankara 2. İdare Mahkemesi, dava konusu idari işlemde hukuka aykırılık bulmayarak açılan davaları reddetmiştir. Ankara 2. İdare Mahkemesinin dava ret kararları, davacı bankalar tarafından temyiz edilmiş olup Danıştay 13. Dairesi ilgili Kurul kararı hakkında hukuka aykırılık bulmayarak davayı reddeden Ankara 2. İdare Mahkemesinin kararlarını onamıştır. Danıştay 13. Dairesinin vermiş olduğu onama kararı üzerine Finans Bank AŞ (FİNANSBANK) dışındaki davacı bankalar, karar düzeltme başvurusunda bulunmuştur. Bu doğrultuda Kurul kararına ilişkin idari yargı süreci, FİNANSBANK dışındaki davacı 11 banka bakımından devam etmiştir. Karar düzeltme istemini inceleyen Danıştay 13. Dairesi tarafından dosyanın yeniden değerlendirilmesi sonucunda, davacıların karar düzeltme talebi kabul edilerek Ankara 2. İdare Mahkemesinin kararının bozulmasına ve dosyanın yeniden ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir. İlk derece mahkemesi olarak dosya kendisine gönderilen Ankara 2. İdare Mahkemesi, 08.08.2013 tarih ve 13-13/198100 sayılı Kurul kararının hukuka uygun olduğu yönündeki kanaatinde ısrar etmiş, ancak davacı bankalar, söz konusu karara karşı temyiz talebinde bulunmuştur. Temyiz talebini incelemekle görevli merci olan Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna (DİDDK) ise, temyize konu Ankara 2. İdare Mahkemesinin ısrar kararının bozulmasına karar vermiştir. Akabinde, DİDDK’in ilgili kararı hakkında Kurum tarafından karar düzeltme talebinde bulunulmuş olsa da DİDDK bu talebi reddetmiş ve böylece dosya, ısrar kararı bozulan Ankara 2. İdare Mahkemesine yeniden intikal etmiştir. Ankara 2. İdare Mahkemesi ise; muhtelif tarih ve sayılı kararları ile 08.03.2013 tarih ve 13-13/198-100 sayılı Kurul kararının iptaline karar vermiştir.

Sayfa 37

süreyi zamanaşımında dikkate almadığı vurgulanmıştır. Bu doğrultuda, Kurulun ve Danıştay’ın söz konusu yerleşik içtihadı uyarınca idari yargıda geçen süre boyunca zamanaşımı süresinin işlemeyeceği ve dolayısıyla soruşturmanın tarafı olan bankaların eylemlerinin zamanaşımına uğramamış olduğu sonucuna ulaşılmıştır.

(135) Yukarıda yer verilen Kurul kararları bir arada değerlendirildiğinde ilgili kararların tümünde Danıştay’ın konuya ilişkin yerleşik içtihadına atıf yapılmış olması hususu dikkat çekmektedir. Bu doğrultuda zamanaşımı değerlendirmesi içeren bahse konu Kurul kararları bir bütün olarak değerlendirildiğinde; incelemeye konu belgelerin zamanaşımı süresi içerisinde bir Kurul kararına konu edilmiş olması halinde, ilgili karar şikâyetin reddi yahut soruşturma açılmasına yer olmadığı yönünde olsa dahi, idari yargıda geçen sürelerin soruşturma zamanaşımı süresinin hesaplanmasında dikkate alınmayacağı yönünde bir Kurul içtihadı oluştuğu anlaşılmaktadır. Bu çerçevede, hem idari yaptırıma hükmedilen hem de idari yaptırım içermeyen Kurul kararları hakkında idari yargıda iptal davası açılması halinde, yargıda geçen sürelerde soruşturma zamanaşımı süresinin işlemeyeceğinin kabul edilebileceği sonucuna varılmaktadır.

(136) İlaveten söz konusu Kurul uygulamasının Danıştay kararlarıyla da hukuka uygun bulunduğu söylenebilecektir. Nitekim şikâyetin reddi veya soruşturma açılmasına yer olmadığı yönündeki Kurul kararlarının idari yargı mercilerince iptal edilmesi üzerine verilen Turkcell Araç Takip, POAŞ ve Karadeniz Ro-Ro [58] kararlarının ve teşebbüsler hakkında idari para cezası verilmesine gerek olmadığı yönündeki Kurul kararının iptali üzerine verilen Artı Marin kararının, yeniden idari yargıya taşındığı ve idari yargı mercilerince hukuka uygun bulunduğu görülmektedir. Kamu hukuku alanında zamanaşımı özel hukuk alanından farklılık arz etmekte olup kamu düzenine ilişkin bir husus olarak kabul edilmekte ve mahkemelerce kendiliğinden dikkate alınmaktadır [59]. Dolayısıyla idare hukukunda zamanaşımı sürelerinin, yargı organları tarafından re’sen dikkate alınarak değerlendirilmesi gerekmektedir [60]. Söz konusu idari yargı kararlarında soruşturma zamanaşımı özelinde bir değerlendirmeye yer verilmiş olmasa da yargılamaya konu Kurul kararlarında hukuka aykırı bir zamanaşımı değerlendirilmesinin yapılıp yapılmadığı hususunun mahkemelerce kendiliğinden dikkate alınması gerektiğinden, Kurul kararlarının zamanaşımı değerlendirmesi yönünden de hukuka uygun bulunduğu söylenebilecektir.

(137) Aktarılan hususların yanında, işbu dosya konusunun incelenmesi sonucunda soruşturma açılmasına yer olmadığı yönünde verilen 21.04.2022 tarih ve 22-18/300- 133 sayılı kararın iptaline ilişkin Ankara 12. İdare Mahkemesinin 27.11.2023 tarihli ve 2023/127 E., 2023/2120 K. sayılı kararında, Ocak 2015 tarihli Bulgu-4’e atıf yapıldığı görülmektedir. Yargıda geçen sürenin soruşturma zamanaşımını durdurmadığının kabulü halinde, ilgili mahkeme kararının verildiği tarihte gerekçede bahsedilen söz konusu yazışmanın zamanaşımına uğramış olması gerekmektedir. Nitekim Ankara 12. İdare Mahkemesinin iptal kararında incelenmesi gereken hususlara bir örnek olarak verilen yazışma, tarihi itibarıyla sekiz yıllık zamanaşımı süresinin dışında kalmaktadır. 58 Danıştay ilgili şikâyetler üzerine verilen ilk Kurul kararı olan 27.6.2002 tarih ve 02-41/468-196 sayılı kararı iptal etmiş, sonrasında ilgili karar Danıştay İDDK’ya temyiz edilmiş ve Danıştayın kararı bozularak 27.6.2002 tarih ve 02-41/468-196 sayılı Kurul kararı esasına ilişkin incelenmek üzere yeniden Danıştay 13.Dairesine gönderilmiştir. Ancak Danıştay 13.Dairesi bu ilk karara ilişkin 12.06.2017 tarih ve 2012/3958 E., 2017/1925 K. sayılı kararında, en son Kurul kararı olan 21.05.2013 tarih ve 13-29/402-179 sayılı Karadeniz Ro-Ro ilişkin de değerlendirmede bulunmuş ve ilgili kararların hukuka uygun olduğunu değerlendirmiştir.

[59] GÖZÜBÜYÜK, A.Ş. ve T.,TAN, İdare Hukuku Cilt 2-İdari Yargılama Hukuku, 2010, Ankara, Güncelleştirilmiş 4.Bası, s.1047.

60 KARAGÖZ (2008), s.17.

Sayfa 38

Bu doğrultuda, zamanaşımının idari yargı mercilerince kendiliğinden gözetilmesi

gereken kamu düzenine ilişkin bir husus olduğu göz önüne alındığında, Mahkeme’nin

yargıda geçen sürelerde soruşturma zamanaşımı süresinin işlemeyeceğini kabul etmiş

olduğu söylenebilecektir.

(138) Bununla birlikte, işbu dosya kapsamında mevcut somut olaya benzer şekilde,

soruşturma zamanaşımı süresi geçirilmeden verilen ve içerisinde idari yaptırım

bulunmayan bir Kurul kararının idari yargıda iptal edilmesi üzerine, Danıştay’ın

soruşturma zamanaşımına ilişkin mevcut içtihadının uygulanıp uygulanamayacağına

ilişkin olarak Hukuk Müşavirliğinin görüşüne de başvurulmuştur. Hukuk Müşavirliği

tarafından gönderilen yazıda;

 Danıştay kararlarında [61] 5326 sayılı Kanun'da öngörülen sekiz yıllık soruşturma zamanaşımı süresi dolmadan Kurul tarafından bir yaptırım kararı verilmesi halinde, idari yargı mercii tarafından aynı konuda yeniden işlem tesisini gerektirecek biçimde iptal kararı verilmesi üzerine tesis edilecek idari işlemlerde zamanaşımı süresinin işlemeyeceğinin belirtildiği,

 Kurulun 11.01.2018 tarih ve 18-02/20-10 sayılı kararında, idari yargı yerince iptal edilen Kurul kararı soruşturma açılmasına gerek bulunmadığı yönünde, yani idari yaptırım içermeyen bir karar olmasına rağmen dosya kapsamında yargıda geçen sürelerin zamanaşımının işlemediği hallerden sayıldığı;

 Kurulun 23.01.2020 tarih ve 20-06/62-34 sayılı kararında, daha önce zamanaşımı süresi içerisinde verilmiş soruşturma açılmasına yönelik bir kararın bulunduğu, soruşturma açılması kararının bir idari yaptırım kararı olarak ele alındığı ve zamanaşımının işlemediği kabul edilip yargıda geçen sürelerin zamanaşımı süresinin hesabında dikkate alınmayacağının vurgulandığı, ilaveten söz konusu karara ilişkin yargı kararları incelendiğinde de ilk derece idare mahkemesince [62] kararın hukuka uygun bulunduğunun ve işbu karara ilişkin istinaf yolu ile kaldırılması talebinin de [63] reddedildiğinin görülebildiği,

 Bu doğrultuda, yaptırım içermeyen Kurul kararları bakımından idari yargıya başvurularak dava açılmasının zamanaşımına etkisi ile ilgili olarak Kurul uygulaması ve ilişkili idari yargı kararları çerçevesinde benimsenen yöntemin, Danıştay’ın idari yaptırım içeren bir kararın olduğu durumdaki anılan içtihadı ile uyumlu olduğu,

 Somut olayın çözümü bakımından esaslı bir diğer noktanın ise, İdari Yargılama Usulü Kanunu uyarınca idarenin mahkeme kararlarını yerine getirmesinin kapsam bakımından irdelenmesi olduğu, Anayasa Mahkemesi tarafından verilen kararlarda [64] idarenin yargı kararlarına uyma zorunluluğunun, hukuk devletinin mutlak koşulu olarak görüldüğü ve adil yargılanma hakkının bir gereği olarak nitelendirildiği, nitekim Danıştay'ın kararlarında [65] da bu hususun yinelendiği,

Danıştay 13. Dairesinin 01.11.2011 tarih ve 2008/13175 E., 2011/4830 K. sayılı ve 25.04.2018 tarih ve

2015/5824 E., 2018/1536 K. sayılı kararları görüşte örnek olarak sayılmıştır.

Ankara 12. İdare Mahkemesinin 30.12.2020 tarih ve 2020/1515 E., 2020/2291 K. sayılı kararı.

Ankara Bölge İdare Mahkemesi 8. İdari Dava Dairesinin 13.10.2021 tarih ve 2021/602 E., 2021/1427

K. sayılı kararı.

Anayasa Mahkemesinin 14.01.2010 tarihli ve 2009/27 E., 2010/9 K. sayılı ve 19.11.2020 tarihli ve

2018/9459 başvurulu numaralı "Hasan Gün" kararları.

Danıştay 11. Dairesinin 05.04.2018 tarihli ve 2016/5903 E., 2018/1899 K. sayılı kararı, Danıştay 5.

Dairesinin 11.02.1991 tarihli ve 1991/112 E., 1991/154 K. sayılı kararı ve Danıştay 2. Dairesinin

13.02.2008 tarihli ve 2007/1627 E., 2008/698 K. sayılı kararı.

Sayfa 39

benzer şekilde idarenin karara kendine özgü anlamlar yükleyerek ve yorumlar

yaparak veya içinde bulunduğu şartlara uyarlayarak değil; kararın genel

mantığına ve anlamına uygun şekilde işlem tesis etmek veya eylemde bulunmak

zorunda olduğunun doktrinde [66] vurgulandığı,

 Bu çerçevede, ADIDAS hakkında alınan ilk Kurul kararını iptal eden ilgili

mahkemenin atıf yaptığı Bulgu-4’te yer alan delilin söz konusu iptal kararının

alındığı 27.11.2023 tarihinde yalnızca Kabahatler Kanunu ilgili lafzı göz önüne

alındığında sekiz yılık zamanaşımı kapsamına girmiş olabileceği

varsayılabilecek iken mahkemenin bu delile ayrıntılı yer vermesinin nihai olarak

Kurulun alacağı yeniden kararda anılan delilin incelenmesi gerektiğini zımni

olarak vurguladığı sonucuna ulaşıldığı,

 Bu hususlar doğrultusunda, Kurumun yargı kararındaki gerekçeler

doğrultusunda işbu kararın gereğini eksiksiz biçimde yerine getirme zorunluluğu

olduğu göz önüne alındığında, ADIDAS hakkında verilen karar tarihi bakımından

2024 yılı itibarıyla Kabahatler Kanunu kapsamında sekiz yıl olan zamanaşımı

süresinin geçmiş olması sebebiyle hukuki imkânsızlık bulunması yönünde bir

sonuca ulaşarak incelemekten imtina edilmesinin üstün kamu yararı ilkesi de göz

önüne alındığında hukuka uygun olmayacağı kanaati oluştuğu,

 Ek olarak ADIDAS’ın bayilerinin yeniden satış fiyatlarına müdahale ettiğine ilişkin

ihlal bakımından 5326 sayılı Kanun’da belirtilen sekiz yıllık zamanaşımı

süresinin, en son tarihli bulgu olan Bulgu-4’teki yazışmanın tarihi olan

17.01.2015’ten itibaren başlatılabilmesinin hukuken mümkün olduğu

ifade edilmektedir.

(139) Aktarılan Hukuk Müşavirliği görüşünün de Kurul içtihadının incelenmesi sonucunda varılan kanaatle paralel olduğu; ayrıca hukuk devletinin mutlak bir koşulu olan idarenin yargı kararlarına uyma zorunluluğu gereğince, işbu dosya bakımından da idari yargıda geçen sürelerin zamanaşımının işlemediği hallerden sayılması gerektiği kanaatine ulaşılmaktadır.

(140) Diğer yandan, zamanaşımı müessesinin sağlıklı bir şekilde uygulanabilmesi için zamanaşımı süresinin ne zaman başladığı ve ne zaman biteceği hususları önem arz etmektedir. Bu doğrultuda işbu dosya bakımından belirlenmesi gereken bir diğer husus da zamanaşımı süresinin işlemeye başlayacağı andır. Kurulun 08.04.2021 tarih ve 21- 20/247-104 sayılı kararında, zamanaşımı süresinin rekabet hukuku ihlallerinde hangi tarihten itibaren işlemeye başlayacağı noktasında, amaç yönünden 4054 sayılı Kanun’un 4. maddesine aykırılık oluşturabilecek nitelikteki yazışmaların gerçekleşmesinin, rekabet hukuku anlamında ihlalin gerçekleşmesi için yeterli olacağı ifade edilmiştir. Bu doğrultuda ilgili karara dayanak teşkil eden çeşitli yazışmalar içerisinde ihlalin tespit edilebildiği son yazışma 25.04.2011 tarihinde yapıldığından, zamanaşımı süresinin bu tarihten itibaren başlatılmasının uygun olacağı değerlendirilmiştir. Dolayısıyla 4054 sayılı Kanun’un 4. maddesini ihlal edebilecek nitelikte bir ihlali oluşturan eylemlerin zamanaşımını başlatan tarihin ihlalin işlendiği veya tamamlandığı tarih olarak belirlenmesi gerektiği; bu çerçevede söz konusu ihlale dair tek delilin bulunduğu olaylarda o delilin tarihinin ihlalin işlenme tarihi olarak kabul edilebileceği; ihlali ortaya koyan birden çok delilin bulunduğu olaylarda ise fiilin işlenme tarihinin son delilin tarihi olarak tespit edilebileceği değerlendirilmektedir. İşbu kararın

[66] ULUSOY A. (2012), “TBMM İdari Yargı Kararlarının Hukuk Düzenindeki Etkileri ve Uygulamadaki Sorunlar Sempozyumu,”

Sayfa 40

“Teorik Çerçeve” başlıklı bölümünde de ifade edildiği üzere, hem AB hem de Kurul uygulamasında yeniden satış fiyatının tespiti, amacı bakımından rekabeti kısıtlayıcı bir ihlal olarak kabul edilmektedir. Bu doğrultuda dosya kapsamındaki somut olayda, zamanaşımı süresinin başlangıç anının tespit edilmesinde fiilin işlendiği, bir başka deyişle dosyaya dayanak teşkil eden ihlali ortaya koyan eylemlere ilişkin olarak elde edilen yazışmaların gerçekleştiği tarihin esas alınması yerinde olacaktır.

(141) Bununla birlikte yukarıda detaylarına yer verildiği üzere, dosya konusu somut olayda yeniden satış fiyatının tespitine ilişkin bulgular 2012, 2013 ve 2015 yıllarına ait olup söz konusu iletişim delillerinin tamamı; aynı ilgili pazarda aynı teşebbüs tarafından gerçekleştirilen, aynı kararın icrası kapsamında gerçekleşen ve hem stratejik hem de zamansal bütünlük arz eden, aynı nitelikteki davranışlar olarak değerlendirilebilecektir. Bu çerçevede, ADIDAS hakkında ihlali gösterir belgelere konu yazışmaların tek bir ihlale vücut verdiği değerlendirilmiştir. Nitekim somut olayda, birden çok davranışla tek bir yeniden satış fiyatının ihlali eylemi gerçekleştirilmektedir. Tüm bu hususlar doğrultusunda, dosya kapsamında tek bir ihlale vücut veren fiilin gerçekleştiği tarihin, son davranışın gerçekleştiği ve dolayısıyla fiilin tamamlandığı tarih olan 17.01.2015 olduğu, zamanaşımı süresinin de bu tarihten itibaren başlatılması gerektiği sonucuna ulaşılmaktadır. Hukuk Müşavirliğinin dosya kapsamında sunduğu görüş yazısında da, somut olayda ADIDAS’ın bayilerinin yeniden satış fiyatlarına müdahale ettiğine ilişkin ihlal bakımından 5326 sayılı Kanun’da belirtilen sekiz yıllık zamanaşımı süresinin Bulgu- 4’te yer alan yazışmanın tarihi olan 17.01.2015’ten itibaren başlatılması gerektiği belirtilmek suretiyle bu husus doğrulanmaktadır.

(142) Sonuç olarak yargıda geçen süre zarfında zamanaşımı süresinin işlemeyeceğine ilişkin yukarıda yer verilen Danıştay ve Kurul içtihadı ışığında; 5326 sayılı Kanun’da belirtilen sekiz yıllık zamanaşımı süresinin Bulgu-4’te yer alan yazışmanın tarihi olan 17.01.2015’ten itibaren başlatılabileceği, bu doğrultuda şikâyetin reddine yönelik 21.04.2022 tarih ve 22-18/300-133 sayılı Kurul kararının zamanaşımı süresi olan sekiz yıl geçirilmeden verilmiş bir karar olması, zamanaşımı süresi geçirilmeden idari yargıya başvurulmuş olması ve ilgili Kararın iptal gerekçesi doğrultusunda 18.01.2024 tarihinde yeniden ADIDAS hakkında önaraştırma başlatılmış olması hasebiyle, idari yargıda geçen sürede zamanaşımının işlemeyeceği kanaatine ulaşılmıştır.

(143) Bunun yanında, idari yargıya sekiz yıllık zamanaşımı süresi içerisinde başvurulan işbu dosya kapsamında, idari yargıda geçen sürenin tamamında zamanaşımı süresinin işlemeyeceğine ilişkin Danıştay içtihadı göz önüne alındığında, elde edilen bulgular bakımından zamanaşımı süresinin dolmadığı sonucuna varılmıştır.

I.4.3. ADIDAS Tarafından Yapılan Savunmalar ve Savunmaların Değerlendirilmesi

(144) 4054 sayılı Kanun’un 43. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan, “Kurul, başlattığı soruşturmaları soruşturmaya başlanması kararının verildiği tarihten itibaren 15 gün içinde ilgili taraflara bildirir.” hükmü uyarınca soruşturma açıldığına ilişkin bildirim yazısını tebellüğ eden ADIDAS’ın savunmalarını içeren cevabi yazısı 11.10.2024 tarih ve 57586 sayı ile Kurum kayıtlarına intikal etmiştir. Teşebbüsün savunmalarına ve söz konusu savunmalara ilişkin değerlendirmelere aşağıda yer verilmektedir.

I.4.3.1. Usule İlişkin Savunmalar

I.4.3.1.1. Anayasa Mahkemesi Kararının ADIDAS’tan Elde Edilen Belgeler İçin Uygulanması Gerektiği Savunması

(145) ADIDAS tarafından soruşturma heyetinin, Ankara 12. İdare Mahkemesinin iptal kararı üzerine daha önce gerçekleştirilen yerinde inceleme ile yetinmediği, 30.07.2024

Sayfa 41

tarihinde ADIDAS’ta tekrar bir yerinde inceleme gerçekleştirdiği, Anayasa Mahkemesinin 23.03.2023 tarihli bireysel başvuru kararında [67] Kurum tarafından yürütülen yerinde inceleme öncesinde hâkim kararı alınmamış olması nedeniyle başvurucunun konut dokunulmazlığı hakkının ihlal edildiğine karar verdiği, söz konusu Anayasa Mahkemesi kararının ADIDAS’ta gerçekleştirilen yerinde inceleme sırasında alınan bütün belgeler tarafından da dikkate alınması gerektiği belirtilmiştir.

Değerlendirme:

(146) 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun’un 15. maddesi;

“Kurul, bu Kanunun kendisine verdiği görevleri yerine getirirken gerekli gördüğü

hallerde, teşebbüs ve teşebbüs birliklerinde incelemelerde bulunabilir. Bu amaçla

teşebbüslerin veya teşebbüs birliklerinin:

a) Defterlerini, fiziki ve elektronik ortam ile bilişim sistemlerinde tutulan her türlü

verilerini ve belgelerini inceleyebilir, bunların kopyalarını ve fiziki örneklerini

alabilir,

b) Belirli konularda yazılı veya sözlü açıklama isteyebilir,

c) Teşebbüslerin her türlü mal varlığına ilişkin mahallinde incelemeler yapabilir.

İnceleme, Kurul emrinde çalışan uzmanlar tarafından yapılır. Uzmanlar incelemeye

giderken yanlarında incelemenin konusunu, amacını ve yanlış bilgi verilmesi halinde

idarî para cezası uygulanacağını gösteren bir yetki belgesi bulundururlar.

İlgililer istenen bilgi, belge, defter ve sair vasıtaların suretlerini vermekle yükümlüdür.

Yerinde incelemenin engellenmesi veya engellenme olasılığının bulunması

durumunda sulh ceza hâkimi kararı ile yerinde inceleme yapılır.”

hükmünü haizdir.

(147) Dosya kapsamında yapılan yerinde incelemelerde de ilgili Kanun hükmü çerçevesinde öncelikle görevli meslek personeli tarafından usulüne uygun olarak düzenlenmiş yetki belgeleri ile Rekabet Kurumu kimlik kartları teşebbüslere ibraz edilmiş, dosya konusu ve gerçekleştirilecek incelemeye ilişkin bilgilendirme sağlanmıştır. Akabinde dosya konusuyla sınırlı olacak şekilde, dosya çerçevesinde tespit edilen teşebbüs çalışanlarının fiziki ve elektronik ortam ile bilişim sistemlerinde tutulan verileri ve belgeleri üzerinde yine dosya kapsamında ilgili çalışanların refakatleri eşliğinde incelemeler gerçekleştirilmiştir. Nihayetinde dosya konusu ihlal iddialarıyla ilgili olabileceği değerlendirilen belgelerin Kurum merkezinde daha detaylı bir şekilde incelenmek üzere birer kopyaları alınmıştır. Alınan belgelerin birer örneği de teşebbüslerde bırakılmıştır. Yerinde inceleme sürecini özetleyen ve iki nüsha şeklinde düzenlenen yerinde inceleme tutanakları taraflarca okunup kabul edildikten sonra imzalanmış, kopyaları alınan belgelerin bir suretiyle birlikte tutanağın bir nüshası da teşebbüste bırakılmıştır. Dolayısıyla yerinde incelemeler 4054 sayılı Kanun’un 15. maddesi ile Kurula verilen yetki çerçevesinde ve Kanun’a uygun biçimde gerçekleştirilmiştir.

(148) Öte yandan, Anayasa Mahkemesi Genel Kurulunun, 20.06.2023 tarihinde Resmi Gazete’de yayımlanan 23.03.2023 tarihli Ford Otomotiv Sanayi AŞ’nin 2019/40991 sayılı bireysel başvurusuna yönelik verdiği kararda (Ford Kararı), yerinde inceleme ile konut dokunulmazlığının ihlal edildiğine ilişkin karar verilmekle birlikte inceleme sonunda elde edilen belgelere ilişkin herhangi bir değerlendirilmeye yer verilmediği görülmektedir. Öte yandan kararda, yerinde incelemelerde elde edilen delil ışığında 67 Anayasa Mahkemesinin 23.03.2023 tarih ve 2019/40991 numaralı bireysel başvuru kararı.

Sayfa 42

ulaşılan ihlal sonucunda verilen idari para cezasına ilişkin olarak mülkiyet hakkının ihlal edilmediği sonucuna da ulaşılmıştır. Nihayetinde yapısal sorunun çözümü için keyfiyetin Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne bildirilmesine karar verilmiştir.

(149) Bunun yanında 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un Bireysel Başvuru başlıklı 45. maddesinin üçüncü fıkrasında;

“Yasama işlemleri ile düzenleyici idari işlemler aleyhine doğrudan bireysel başvuru

yapılamayacağı gibi Anayasa Mahkemesi kararları ile Anayasanın yargı denetimi

dışında bıraktığı işlemler de bireysel başvurunun konusu olamaz.”

hükmü yer almaktadır. Bu itibarla Anayasa Mahkemesine anılan Kanun’un 45.

maddesi uyarınca yapılan bireysel bir başvuru neticesinde, Anayasaya aykırı olduğu iddiasıyla bir kanun hükmünün iptal edilmesi mümkün olmadığı gibi Ford Kararı’nın da var olan bir Kanun hükmünün yürürlüğünü ortadan kaldırması mümkün değildir.

Dolayısıyla Ford Kararı ile söz konusu Kanun hükmünün zımnen ilga edildiğinin iddia edilmesi, ilgili mevzuat ve Ford Kararının gerekçesinden de açıkça görüldüğü üzere, hukuki dayanaktan yoksundur.

(150) Bir diğer ifadeyle; Ford Kararı bireysel başvuru üzerine verilmiş bir karar olup 4054 sayılı Kanun’un 15. maddesinde düzenlenen yerinde inceleme yetkisinin iptali söz konusu değildir. Bu itibarla 4054 sayılı Kanun’un 15. maddesi halen yürürlükte olup ilgili kişiler ve idare, var olan yasal düzenlemelere uymakla yükümlüdür. Öte yandan Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında da vurgulandığı üzere; Kurumun var olan Kanun maddesini Anayasaya aykırı biçimde yorumlamasından kaynaklanan bir hukuka aykırılık bulunmamaktadır. Nitekim Ford Kararı’nda da kararın bilgi ve takdiri için Türkiye Büyük Millet Meclisine gönderilmesi ve ilgili Kanun hükmünün gözden geçirilmesi gerektiğinin belirtilmesinin ötesinde bir tespite yer verilmemiştir.

(151) Bununla birlikte 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 66. maddesinin dördüncü fıkrası;

“Mahkeme, bir kanun, Cumhurbaşkanlığı kararnamesi veya Türkiye Büyük Millet

Meclisi İçtüzüğünün tamamını veya bir hükmünü iptal ederken, kanun koyucu gibi

hareketle, yeni bir uygulamaya yol açacak biçimde hüküm tesis edemez.”

hükmünü haizdir. Bu itibarla Anayasa Mahkemesi bir kanun, Cumhurbaşkanlığı kararnamesi veya Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünün tamamını veya bir hükmünü iptal ederken dahi yerine yeni bir uygulama getirecek şekilde hüküm tesis edemezken İdarenin halen var olan ve uymakla yükümlü olduğu bir Kanun hükmünün aksine hareket etmesi ya da yorum yolu ile yasanın öngördüğünden farklı bir uygulama benimsemesi hukuken mümkün değildir.

(152) Sonuç olarak mevcut dosya kapsamında yürürlükteki Kanun hükümlerine uygun bir şekilde yerinde incelemeler gerçekleştirilmiş olup söz konusu yerinde incelemedeler esnasında elde edilen belgelerin hukuka aykırı olduğu savunmasına itibar edilemeyeceği kanaatine ulaşılmıştır.

I.4.3.1.2. Usul Ekonomisi İlkesinin Gözetilmesi Gerektiğine İlişkin Savunma

(153) ADIDAS tarafından Ankara 12. İdare Mahkemesinin iptal kararına karşı Kurum tarafından istinaf kanun yoluna müracaat edildiği, istinaf incelemesinin halen Ankara Bölge İdare Mahkemesi 8. İdari Dava Dairesinin 2024/71 E. sayılı dosyasında devam etmekte olduğu, Ankara 12. İdare Mahkemesinin iptal kararının kesinleşmemiş olduğu ve bu durumun usul ekonomisi bakımından dikkate alınması gerektiği ifade edilmiştir.

Sayfa 43

Değerlendirme:

(154) Anayasa’nın 138. maddesinde “Yasama ve yürütme organları ile idare, mahkeme kararlarına uymak zorundadır; bu organlar ve idare, mahkeme kararlarını hiçbir suretle değiştiremez ve bunların yerine getirilmesini geciktiremez.” hükmü yer almaktadır. Buna paralel olarak 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun (2577 sayılı Kanun) “Kararların sonuçları” başlıklı 28. maddesi “Danıştay, bölge idare mahkemeleri, idare ve vergi mahkemelerinin esasa ve yürütmenin durdurulmasına ilişkin kararlarının icaplarına göre idare, gecikmeksizin işlem tesis etmeye veya eylemde bulunmaya mecburdur. Bu süre hiçbir şekilde kararın idareye tebliğinden başlayarak otuz günü geçemez… ancak disiplin hükümleri saklıdır.” hükmünü amirdir. Bu doğrultuda, idari yargıda verilmiş bir iptal kararına karşı kanun yollarına başvurulmuş olması idarenin yargı kararlarını yerine getirme zorunluluğunu ortadan kaldırmamakta, idare ilk derece mahkemesinin kararlarını da, kesinleşmesini beklemeksizin yerine getirmek durumunda bulunmaktadır. Aynı zamanda Anayasa Mahkemesi ve Danıştay kararlarında da ifade bulduğu üzere [68], Anayasa’da ve 2577 sayılı Kanun’da düzenlenen idarenin yargı kararlarına uyma zorunluluğu, hukuk devletinin mutlak koşulu ve adil yargılanma hakkının bir gereği olup idare, karara kendine özgü anlamlar yüklemeden veya içinde bulunduğu şartlara uyarlamadan kararın genel mantığına ve anlamına uygun şekilde işlem tesis etmek veya eylemde bulunmak zorundadır.

(155) Tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde, idarenin kural olarak idari yargı kararlarını geciktirmeksizin yerine getirmekle yükümlü olduğu ve dolayısıyla ADIDAS tarafından yapılan, somut olayda usul ekonomisi ilkesinin gözetilmesi gerektiğine ilişkin savunmasının kabul edilebilir olmadığı kanaatine ulaşılmıştır.

I.4.3.2. Esasa İlişkin Savunmalar

I.4.3.2.1. ADIDAS’ın Yeniden Satış Fiyatının Belirlenmesine Müdahale Etmediğine İlişkin Savunması

(156) ADIDAS tarafından ilgili cevabi yazıda özetle;

- ADIDAS’ın ürünlerinin tüketicilere ulaştırıldığı birden fazla kanal olduğu, bu

kanalların bir kısmının ADIDAS tarafından işletilen mağazalar ve çevrim içi

kanallar, diğerlerinin ise üçüncü kişi teşebbüsler tarafından işletilen yetkili

satıcılar ve franchise mağazaları olduğu,

- ADIDAS’a ait kanallar/mağazalar arasında fiyatların birbirleriyle uyumlu

olmasının sağlandığı ancak yetkili satıcılar ve franchise mağazaların

uygulamasına müdahale edilmediği, bunlara yalnızca bilgi veya tavsiye amaçlı

kampanyalar duyurulduğu, bu kampanyaları hayata geçirmedikleri takdirde de

yetkili satılar ve franchiselara yaptırım uygulanmadığı, nitekim ADIDAS’ın

yaptırım uygulayacak donanıma veya insan kaynağına sahip olmadığı,

- Dağıtım kanallarında bayilerin yeniden satış fiyatının belirlenmesine müdahale

edildiği iddiasına ilişkin olarak Kurulun 21.04.2022 tarihli kararında yer alan

açıklamaların halen geçerliliğini koruduğu

ifade edilmiştir.

68 Anayasa Mahkemesinin 14.01.2010 tarihli ve 2009/27 E., 2010/9 K. sayılı ve 19.11.2020 tarihli ve 2018/9459 başvurulu numaralı "Hasan Gün" kararları; Danıştay 11. Dairesinin 05.04.2018 tarihli ve 2016/5903 E., 2018/1899 K. sayılı kararı; Danıştay 5. Dairesinin 11.02.1991 tarihli ve 1991/112 E., 1991/154 K. sayılı kararı ve Danıştay 2. Dairesinin 13.02.2008 tarihli ve 2007/1627 E., 2008/698 K. sayılı kararı.

Sayfa 44

Değerlendirme:

(157) 4054 sayılı Kanun’un 4. maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendinde “Mal veya hizmetlerin alım ya da satım fiyatının, fiyatı oluşturan maliyet, kâr gibi unsurlar ile her türlü alım yahut satım şartlarının tespit edilmesi” rekabeti engelleme, bozma ya da kısıtlama amacını taşıyan veya bu etkiyi doğuran hâller arasında sayılmıştır. Bu doğrultuda, işbu dosya kapsamında elde edilen Bulgu-1’de yer alan, “…yetkili satıcılarımızın, izin verilen indirim oranı dışında yapmış olduğu indirimler, öncelikle tarafımıza bildirmeniz gerekmektedir… İlgili Saha Satış Uzmanına bildirilmeden, keyfi indirim uygulamaları, belirtilen indirim oranı dışında indirim yapılması ve indirime girmemesi gereken ürünleri indirimli satmanız kesinlikle kabul edilemez.”, Bulgu-2’de yer alan “O şekilde olmayacağını sen de biliyorsun abi, gerekli aksiyonlar alındı, bugün tüm Özdilekler indirimi sonlandırıyor.”, Bulgu-3’te yer alan “… İlgili ürünün fiyatının güncellenmesi konusunda bilgilerinizi rica ederim. Aynı durumda olan ürünler olmaması için genel bir kontrol yaparsanız sevinirim.” ve Bulgu-4’te yer alan “Böle bir kampanya yok biliosun abi… Peki abi kapatırım telefonu (.....) arar artık seni” ifadelerinden anlaşılabileceği üzere ADIDAS, yetkili satıcılarının uyguladıkları kampanya ve indirimlere, indirim dönemlerine, indirimleri uygulayacakları ürünlere ve indirim oranları ile fiyatlara müdahale etmektedir. Nitekim yeniden satış fiyatının tespiti sözleşme dışındaki araçlarla da yapılabilmekte olup alıcının müşterilerine uygulaması gereken fiyatı doğrudan belirleyen sözleşme hükümlerinin yanında, tedarikçinin yeniden satış fiyatını belirlemesine imkân tanıyan ya da alıcının belirli bir fiyat seviyesinin altında satış yapmasını yasaklayan düzenleme ve uygulamaların tamamı, yeniden satış fiyatının belirlenmesi kapsamındadır. Aynı zamanda ADIDAS’ın yetkili satıcılarının uyguladıkları indirim, kampanya ve fiyatları sürekli olarak izlediği ve kontrol ettiği görülebilmektedir. ADIDAS’ın belirlediği indirim oranlarına, indirimli fiyatlara ve kampanyalara uymadığı tespit edilen yetkili satıcıların ise ADIDAS yetkilileri tarafından uyarıldığı ve indirimleri kaldırmalarının yahut fiyatları güncellemelerinin dayatıldığı anlaşılmaktadır. Söz konusu bulgular birlikte değerlendirildiğinde, ADIDAS’ın yetkili satıcılarına yönelik dosya konusu davranışlarının yeniden satış fiyatının tespiti niteliğinde olduğu kanaatine varılmıştır. Bu çerçevede, ADIDAS’ın yeniden satış fiyatının belirlenmesine müdahale etmediğine ilişkin savunmasının kabul edilebilir olmadığı sonucuna ulaşılmıştır.

(158) ADIDAS tarafından yeniden satış fiyatının tespit edilmesi iddiasına ilişkin olarak yapılan savunmalar kapsamında ifade edilmesi gereken diğer bir husus, yeniden satış fiyatının tespitinin süregelen rekabet içtihadındaki yerine ilişkindir. Öyle ki bir anlaşmanın rekabeti kısıtlama amacının olup olmadığının değerlendirilmesinde, anlaşmanın içeriği, ulaşmaya çalıştığı hedef ve anlaşmanın yer aldığı iktisadi ve hukuki çerçevenin dikkate alınması gerekmektedir [69]. Bu kapsamda dikey anlaşmalar bakımından yeniden satış fiyatının tespiti, yeniden satış fiyatına minimum sınır getirilmesi ve pasif satışları da kapsayacak şekilde münhasırlık anlaşmalarının yapılması gibi uygulamaların amacı bakımından rekabeti sınırlayıcı olduğu kabul edilmekte olup bu türden bir anlaşmanın 4054 sayılı Kanun’un 4. maddesine aykırılık teşkil ettiğinin ileri sürülebilmesi için anlaşmanın pazarda yarattığı ya da yaratacağı etkilerin ayrıca ortaya konmasına gerek bulunmamaktadır [70]. Bununla kastedilen, rekabet hukuku perspektifinden amacı bakımından rekabeti kısıtladığı açıkça görülen bir anlaşmanın, pazardaki etkisinin ortaya konulmasına ihtiyaç duyulmamasıdır.

69 Yatay İşbirliği Anlaşmaları Hakkında Kılavuz para.18

70 Muafiyetin Genel Esaslarına İlişkin Kılavuz para.9

Sayfa 45

(159) Kurulun son dönemdeki kararlarında [71] da yeniden satış fiyatının belirlenmesine ilişkin yaklaşımının, ürünlerin piyasadaki fiyatının takip edilmesinin ve alıcılara yeniden satış fiyatı iletilmesinin, alıcıların bağımsız ticari kararları neticesinde belirlemeleri gereken yeniden satış fiyatına doğrudan müdahale niteliği taşıdığı ve yeniden satış fiyatının serbest rekabet koşulları çerçevesinde belirlenmesini engellediği yönündedir. Bu doğrultuda, 2021/2 sayılı Rekabeti Sınırlayıcı Anlaşma, Uyumlu Eylem ve Kararlar İle Hâkim Durumun Kötüye Kullanılmasına Yönelik Önaraştırmalarda ve Soruşturmalarda Sunulacak Taahhütlere İlişkin Tebliğ ve 2021/3 sayılı Rekabeti Kayda Değer Ölçüde Kısıtlamayan Anlaşma, Uyumlu Eylem ve Teşebbüs Birliği Karar ve Eylemlerine İlişkin Tebliğ uyarınca “açık ve ağır ihlal” olarak nitelendirilen yeniden satış fiyatının tespiti ihlali, gerek Komisyon yaklaşımı, gerekse de Kurulun yakın tarihli Sony Eurasia [72], Turkcell [73], Baymak [74], Akaryakıt [75], , Groupe SEB [76], DYO [77], Duru Bulgur [78] Pierre Fabre [79], Nestle [80] Saçhane [81] gibi kararlarında da görüleceği üzere amaç bakımından rekabet ihlali niteliğinde olduğundan, ihlalin varlığını ortaya koyabilmek için ayrıca söz konusu davranışların piyasadaki etkilerinin incelenmesi ve rekabeti kısıtlayıcı etkisinin gösterilmesi zorunluluğu bulunmamaktadır. Tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde ADIDAS tarafından yapılan, yeniden satış fiyatının belirlenmesine müdahale etmediğine ilişkin savunmasının kabul edilebilir olmadığı sonucuna ulaşılmıştır.

I.4.3.2.2. Bulguların Zamanaşımına Uğradığına İlişkin Savunma

(160) Ankara 12. İdare Mahkemesinin iptal kararının gereklerinin soruşturma açılarak yerine getirilmiş olduğu, soruşturma bildiriminde yer alan iddiaların dayandırıldığı bütün bulguların zamanaşımına uğramış olması nedeniyle mevcut bulgularla dosya değerlendirilerek, soruşturmanın konusuna ilişkin olarak alıcıların yeniden satış fiyatlarını belirlemelerinde ADIDAS’ın yeniden satış fiyatına herhangi bir müdahalesi olmadığının tespiti ile soruşturmanın sonlandırılması gerektiği belirtilmiştir.

Değerlendirme:

(161) Kararın “Bulguların Soruşturma Zamanaşımı Yönüyle Değerlendirilmesi” başlıklı bölümünde de yer verildiği üzere, Kurulun ve Danıştay’ın yerleşik içtihadında, incelemeye konu belgelerin sekiz yıllık zamanaşımı süresi içerisinde bir Kurul kararına konu edilmiş olması halinde, idari yargıda geçen sürelerin soruşturma zamanaşımı süresinin hesaplanmasında dikkate alınmayacağı kabul edilmektedir. Danıştay ve Kurul kararları ışığında, somut olay bakımından 5326 sayılı Kanun’da belirtilen sekiz yıllık zamanaşımı süresi Bulgu-4’te yer alan yazışmanın tarihi olan 17.01.2015’ten itibaren başlatılmıştır. Bu doğrultuda işbu dosya bakımından, şikâyetin reddine yönelik iptal edilen 21.04.2022 tarih ve 22-18/300-133 sayılı Kurul kararının zamanaşımı süresi geçirilmeden verilmiş bir karar olduğu ve ilgili karara yönelik olarak idari yargıya sekiz yıllık zamanaşımı süresi içerisinde başvurulduğu göz önüne alındığında, dosya

[71] Kurulun 01.08.2024 tarihli ve 24-32/757-318 sayılı, 24.04.2024 tarihli ve 24-20/465-195 sayılı, 21.05.2024 tarihli ve 24-23/549-232 sayılı, 18.07.2024 tarihli ve 24-30/17-301 sayılı kararları

72 Kurulun 22.11.2018 tarihli ve 18-44/703-345 sayılı kararı.

73 Kurulun 10.01.2019 tarihli ve 19-03/23-10 sayılı; 12.11.2019 tarihli ve 19-39/610-263 sayılı kararları. 74 Kurulun 26.03.2020 tarihli ve 20-16/232-113 sayılı kararı.

75 Kurulun 12.03.2020 tarihli ve 20-14/192-98 sayılı kararı.

76 Kurulun 04.03.2021 tarihli ve 21-11/154-63 sayılı kararı.

77 Kurulun 15.04.2021 tarih ve 21-22/267-117 sayılı kararı.

78 Kurulun 17.02.2022 tarih ve 22-09/130-50 sayılı kararı

79 Kurulun 09.03.2023 tarih ve 23-13/214-70 sayılı kararı.

80 Kurulun 15.02.2024 tarihli ve 24-08/149-61 sayılı kararı

81 Kurulun 24.04.2024 tarihli ve 24-20/465-195 sayılı kararı.

Sayfa 46

kapsamında elde edilen bulgular bakımından zamanaşımı süresinin dolmadığı sonucuna varılmıştır. Benzer şekilde, daha önce işbu dosya konusunun incelenmesi sonucunda soruşturma açılmasına yer olmadığı yönünde verilen 21.04.2022 tarih ve 22-18/300-133 sayılı kararın iptaline ilişkin Ankara 12. İdare Mahkemesinin 27.11.2023 tarihli ve 2023/127 E., 2023/2120 K. sayılı kararında 17 Ocak 2015 tarihli Bulgu-4’e atıf yapıldığı görülmektedir. Ankara 12. İdare Mahkemesinin iptal kararı tarihi itibarıyla, ilgili kararda incelenmesi gereken hususlara bir örnek olarak verilen yazışma, sekiz yıllık zamanaşımı süresinin dışında kalmaktadır. Bu doğrultuda, zamanaşımının idari yargı mercilerince kendiliğinden gözetilmesi gereken kamu düzenine ilişkin bir husus olduğu göz önüne alındığında, esasında mahkemenin söz konusu bulgular bakımından zamanaşımı süresinin dolmadığını kabul etmiş olduğu söylenebilecektir.

(162) Tüm bu hususlar çerçevesinde, iddiaların dayandırıldığı bulguların zamanaşımına uğradığına ilişkin savunmanın kabul edilebilir olmadığı kanaatine varılmıştır.

I.4.3.2.3. Şikâyetçinin ADIDAS ile Arasındaki Ticari Uyuşmazlık Bakımından Avantaj Sağlamaya Çalıştığına İlişkin Savunma

(163) ADIDAS tarafından, Kuruma ADIDAS hakkında şikâyette bulunan Veli HÖKMEN’in ADIDAS ile arasındaki ticari uyuşmazlığını Rekabet Kurumu da dâhil olmak üzere çeşitli kurumlara mesnetsiz iddia ve dayanaklarla taşıyarak şahsi ticari uyuşmazlığı bakımından avantaj sağlamayı hedeflediği ifade edilmiştir.

Değerlendirme:

(164) 4054 sayılı Kanun “Kapsam” başlıklı ikinci maddesinde “Türkiye Cumhuriyeti sınırları içinde mal ve hizmet piyasalarında faaliyet gösteren ya da bu piyasaları etkileyen her türlü teşebbüsün aralarında yaptığı rekabeti engelleyici, bozucu ve kısıtlayıcı anlaşma, uygulama ve kararlar ile piyasaya hâkim olan teşebbüslerin bu hâkimiyetlerini kötüye kullanmaları ve rekabeti önemli ölçüde azaltacak birleşme ve devralma niteliğindeki her türlü hukukî işlem ve davranışlar, rekabetin korunmasına yönelik tedbir, tespit, düzenleme ve denetlemeye ilişkin işlemler bu Kanun kapsamına girer.” hükmüne yer verilmiştir. Nitekim Kuruma yapılan başvuru, ihbar, şikâyet ve Bakanlık talepleri; 4054 sayılı Kanunun 4 üncü ve/veya 6 ncı maddesi ile 7 nci maddesinin ihlal edildiği iddialarına ilişkin olarak Kuruma yapılacak başvurular ile bu başvuruların değerlendirilmesine ilişkin usul ve esasları tespit ve ilan etmek amacıyla çıkarılan 2012/2 sayılı Rekabet İhlallerine İlişkin Başvuru Usulüne Dair Tebliğ (2012/2 sayılı Tebliğ) uyarınca 4054 sayılı Kanun kapsamında incelenmektedir.

(165) Kısaca Kurul yapılan başvuru, ihbar, şikâyet ve Bakanlık taleplerini 2012/2 sayılı Tebliğ uyarınca ve 4054 sayılı Kanun kapsamında değerlendirmektedir. Dolayısıyla şikâyetçi ile ADIDAS arasındaki ticari uyuşmazlıklar ancak 4054 sayılı Kanun kapsamına girmekte ise dikkate alınmaktadır. Nitekim işbu soruşturmaya konu yeniden satış fiyatının tespitine ilişkin uygulamalar, 4054 sayılı Kanun’un 4. maddesini ihlal etmekte olup anılan Kanun kapsamında açık ve ağır bir rekabet ihlali teşkil etmektedir. Bu bakımdan ADIDAS’ın ilgili savunmasının kabul edilebilir olmadığı sonucuna ulaşılmıştır. I.4.4. Ceza Yönetmeliği Kapsamında Değerlendirme

(166) 4054 sayılı Kanun’un 16. maddesinin 3. fıkrasında; “Bu Kanunun 4, 6 ve 7 nci maddelerinde yasaklanmış davranışlarda bulunanlara, ceza verilecek teşebbüs ile teşebbüs birlikleri veya bu birliklerin üyelerinin nihai karardan bir önceki mali yıl sonunda oluşan veya bunun hesaplanması mümkün olmazsa nihai karar tarihine en yakın mali yıl sonunda oluşan ve Kurul tarafından saptanacak olan yıllık gayri safi gelirlerinin yüzde onuna kadar idarî para cezası verilir.” hükmüne yer verilmiştir.

Sayfa 47

(167) 15.02.2009 tarihli ve 27142 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan “Rekabeti Sınırlayıcı Anlaşma, Uyumlu Eylem ve Kararlar ile Hâkim Durumun Kötüye Kullanılması Halinde Verilecek Para Cezalarına İlişkin Yönetmelik” (Eski Ceza Yönetmeliği), 27.12.2024 tarih ve 32765 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan “Rekabeti Sınırlayıcı Anlaşma, Uyumlu Eylem ve Kararlar ile Hâkim Durumun Kötüye Kullanılması Halinde Verilecek İdari Para Cezalarına İlişkin Yönetmelik” (Yeni Ceza Yönetmeliği) ile yürürlükten kaldırılmıştır. Yeni Ceza Yönetmeliği’nin 10. maddesinde “Bu Yönetmelik yayımı tarihinde yürürlüğe girer” hükmü yer almaktadır. Bu kapsamda Yeni Ceza Yönetmeliği 27.12.2024 tarihinde Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe girmiş olup ilgili Yönetmelik’in uygulanması bakımından bir geçiş dönemi öngörülmemiştir.

(168) Bu kapsamda, Eski Ceza Yönetmeliği’nin yürürlükte olduğu d önemde gerçekleşmekle birlikte, Yeni Ceza Yönetmeliği’nin yürürlüğe girdiği 27.12.2024 tarihinde h â len Kurul tarafından soruşturulmaya devam edilen ihlaller bakımından hangi Yönetmelik hükümlerinin uygulanması gerektiği hususunun değerlendirilmesi yerinde olacaktır. Nitekim f iilin işlendiği yahut soruşturma raporunun teşebbüse tebliğ edilmiş olduğu tarihte yürürlükte olmayan Yeni Ceza Yönetmeliği hükümlerinin devam eden soruşturmalara uygulanması, ceza hukuku kapsamında kabul edilen temel bir ilke olan geri ye yürümezlik ilkesi göz önünde bulundurulduğunda birtakım soru işaretleri ne yol açabilecekti r.

(169) Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın (Anayasa) 38. maddesinde, kimseye suçu işlediği zaman kanunda o suç için konulmuş olan cezadan daha ağır bir ceza verilemeyeceği düzenlenmektedir. Bu doğrultuda geriye yürümezlik ilkesi, kimsenin fiilin işlendiği tarihte öngörülen cezadan daha ağır bir cezayla veya aleyhe sonuç doğuracak şekilde cezalandırılmamasını gerektirmektedir. Yeni yürürlüğe giren hukuk kuralları için kabul edilen geriye yürümezlik ilkesi, idare hukuku alanında “idari işlemlerin geriye yürümezliği” ilkesi olarak ortaya çıkmaktadır [82]. Diğer yandan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (TCK) 7. maddesinin ikinci fıkrası, “Suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunların hükümleri farklı ise, failin lehine olan kanun uygulanır ve infaz olunur.” hükmünü haizdir. Dolayısıyla Anayasa’da ve TCK’da öngörülen düzenlemelere göre yeni yürürlüğe giren kanun, suçu ortadan kaldıran yahut cezayı veya infazını hafifleten hükümler getiriyorsa, kesin olarak geçmişe yürüyecektir. Anayasa Mahkemesi ve Danıştay içtihatlarında, Anayasa’nın ilgili 38. maddesi hükmünün idari yaptırımlar için de geçerli olduğunun kabul edilmesi sebebiyle, lehe uygulama ilkesinin idari yaptırımlar hukuku alanında da geçerli olduğu söylenebilecektir [83].

(170) İşbu kararın önceki bölümlerinde yer verilen tüm tespit ve değerlendirmeler ışığında, ADIDAS’ın yeniden satıcılarının uyguladıkları yeniden satış fiyatını tespit etmek suretiyle 4054 sayılı Kanun’un 4. maddesini ihlal ettiği, dolayısıyla söz konusu teşebbüse anılan Kanun’un 16. maddesi uyarınca idari para cezası uygulanması gerektiği sonucuna ulaşılmıştır. Aynı zamanda ADIDAS’ın farklı tarihlerde gerçekleşen yeniden satış fiyatının tespitine ilişkin fiillerinin bir ya da birden fazla ihlale yol açıp açmadığı hususu da ele alınmış ve ilgili fiillerin tek bir ihlal teşkil ettiği kanaatine varılmıştır. Bununla birlikte, işbu dosya kapsamında yürütülen soruşturma Kurul tarafından 28.08.2024 tarih ve 24-35/856-M sayı ile başlatılmış olup Yeni Ceza

[82] ERGUVAN DEVİNER, D. (2016), İdari İşlemin Geriye Yürümezliği İlkesi ve Geri Alma İstisnası, Doktora Tezi, Dokuz Eylül Üniversitesi, https://tez.yok.gov.tr/UlusalTezMerkezi/tezDetay.jsp?id=h4LJ8S9Lt8n1AbgqYM-

_LA&no=3yuwGRmkq0KY2tvkGMaS7Q.

83 ERGUVAN DEVİNER 2016, s.58-59.

Sayfa 48

Yönetmeliği soruşturma devam ederken yürürlüğe girmiş bulunmaktadır. Dolayısıyla soruşturma konusu ihlalin gerçekleştirildiği tarih, ilgili Yönetmelik’in yürürlük tarihinden öncesidir. Bu doğrultuda, idari işlemlerin geriye yürümezliği ve lehe uygulama ilkeleri gereğince teşebbüs hakkında kabahatin işlendiği anda mevcut bulunan düzenlemeler kapsamında uygulanacak yaptırımlardan daha ağır yaptırımların uygulanmaması gereğinden hareketle, işbu dosya bakımından Yeni Ceza Yönetmeliği hükümlerinin teşebbüs lehine olduğu ölçüde ilgili teşebbüs bakımından uygulanmasına karar verilmiştir.

(171) İşbu karar özelinde hangi düzenlemenin daha lehe olduğunu tespit edebilmek adına soruşturma tarafı ADIDAS bakımından uygulanacak idari para cezasına yönelik değerlendirmeler hem Eski Ceza Yönetmeliği hem de Yeni Ceza Yönetmeliği ele alınarak yapılmış ve teşebbüsün lehine olan düzenleme esas alınmıştır. Bu kapsamda her iki yönetmelik bakımından yapılan değerlendirmelere aşağıda yer verilmektedir. I.4.4.1. Eski Ceza Yönetmeliği Kapsamında Değerlendirme

(172) Eski Ceza Yönetmeliği’nin 5. maddesinde temel para cezasının hesaplanması bakımından ihlal türleri arasında “karteller” ve “diğer ihlaller” şeklinde bir ayrım yapıldığı görülmektedir. Bu aşamada öncelikle, tespit edilen ihlallerin niteliğinin değerlendirilmesi gerekmektedir. Eski Ceza Yönetmeliği’nin 3. maddesinde kartel, “Fiyat tespiti, müşterilerin, sağlayıcıların, bölgelerin ya da ticaret kanallarının paylaşılması, arz miktarının kısıtlanması veya kotalar konması, ihalelerde danışıklı hareket konularında, rakipler arasında gerçekleşen, rekabeti sınırlayıcı anlaşma ve uyumlu eylemler” olarak tanımlanmış; diğer ihlaller ise “Kartel tanımı dışında kalan, 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanunun 4 üncü ve 6 ncı maddelerinde yasaklanmış davranışlar” olarak tanımlanmıştır. Bu doğrultuda ADIDAS’ın 4054 sayılı Kanun’un 4. maddesini ihlal ettiği tespit edilen yeniden satış fiyatının belirlenmesi niteliğindeki eylemleri, “diğer ihlaller” kategorisinde yer almaktadır.

(173) Eski Ceza Yönetmeliği’nin 5. maddesine göre diğer ihlaller için; “Temel para cezası hesaplanırken, Kanunun 4 üncü ve 6 ncı maddelerinde yasaklanmış davranışlarda bulunan teşebbüs ile teşebbüs birlikleri veya bu birliklerin üyelerinin, nihai karardan bir önceki mali yıl sonunda oluşan veya bunun hesaplanması mümkün olmazsa nihai karar tarihine en yakın mali yıl sonunda oluşan ve Kurul tarafından saptanacak olan yıllık gayri safi gelirlerinin” binde beşi ile yüzde üçü arasında bir oranın esas alınacağı belirtilmektedir.

(174) ADIDAS hakkında uygulanacak idari para cezası oranı belirlenirken yukarıda yer verilen mevzuat hükümleri dikkate alınarak, ADIDAS tarafından gerçekleştirilen ihlale yönelik temel para cezası başlangıç oranı %(.....) olarak belirlenmiştir.

(175) Bunun yanı sıra Eski Ceza Yönetmeliği’nin 5. maddesine göre temel para cezasının belirlenmesinde ikinci adım ise ihlalin süresidir. Nitekim ilgili maddede cezanın, bir yıldan uzun beş yıldan kısa süren ihlallerde yarısı oranında, beş yıldan uzun süren ihlallerde ise bir katı oranında artırılacağı belirtilmiştir. Soruşturma kapsamında ADIDAS’ın yeniden satış fiyatının tespitine ilişkin eylemleri 04.01.2012-17.01.2015 tarihleri arasında gerçekleştirilmiş olup ihlal süresi üç yıl 14 gündür. Dolayısıyla dosya konusu rekabet ihlalinin süresinin bir yıldan uzun beş yıldan kısa olduğu anlaşılmaktadır. Bu doğrultuda, Eski Ceza Yönetmeliği uyarınca ADIDAS hakkında uygulanacak ceza oranı, belirlenen temel para cezasının yarısı oranında artırılarak %(.....) olarak belirlenmiştir.

Sayfa 49

(176) Öte yandan, Eski Ceza Yönetmeliği’nin 6. ve 7. maddeleri kapsamında temel para cezasının artırılmasını veya hafifletilmesini gerektiren unsurlar düzenlenmektedir. Ancak işbu karar bakımından Eski Ceza Yönetmeliği uyarınca uygulanabilecek herhangi bir ağırlaştırıcı veya hafifletici unsur bulunmadığı kanaatine varılmıştır.

I.4.4.2. Yeni Ceza Yönetmeliği Kapsamında Değerlendirme

(177) Yeni Ceza Yönetmeliği’nin 4. maddesi uyarınca teşebbüs ile teşebbüs birliklerine veya bu birliklerin üyelerine verilecek temel ceza oranı, her bir ihlal için ayrı ayrı olmak üzere, Kurul tarafından belirlenecektir. Yeni Ceza Yönetmeliği’nde temel para cezasının ihlal türlerine bağlı olarak belirlendiği yaklaşımdan vazgeçildiği ve ihlalin niteliğinin ve rekabet üzerindeki olumsuz etkisinin dikkate alındığı yeni bir yaklaşım benimsenerek ihlal türleri ayrımına dayanan alt ve üst sınırların kaldırıldığı görülmektedir. Nitekim Yeni Ceza Yönetmeliği kapsamında ihlaller bakımından “karteller” ve “diğer ihlaller” ayrımı ortadan kaldırılmış olup anılan Yönetmelik’in 5. maddesinde, temel para cezasının hesaplanmasındaki başlangıç ceza oranının, özellikle ihlal dolayısıyla gerçekleşen veya gerçekleşmesi muhtemel zararın ağırlığı ile ihlalin niteliğinin açık ve/veya ağır olup olmadığı gözetilmek suretiyle belirleneceği düzenlenmektedir. Ancak Yeni Ceza Yönetmeliği hükümleri gereğince belirlenecek idari para cezası miktarı, teşebbüsün Kurul tarafından saptanacak olan yıllık gayri safi gelirinin yüzde onunu aşamayacaktır.

(178) Yeni Ceza Yönetmeliği ile temel para cezasının belirlenmesi aşamasında ihlalin süresine bağlı artırımda dikkate alınacak zaman aralıkları da kısaltılmıştır. Bu doğrultuda ihlal süreleri bakımından kademeli bir sistem benimsenmiş olup başlangıç ceza oranı;

a) Bir yıldan uzun, iki yıldan kısa süren ihlallerde beşte biri oranında,

b) İki yıldan uzun, üç yıldan kısa süren ihlallerde beşte ikisi oranında,

c) Üç yıldan uzun, dört yıldan kısa süren ihlallerde beşte üçü oranında,

ç) Dört yıldan uzun, beş yıldan kısa süren ihlallerde beşte dördü oranında,

d) Beş yıldan uzun süren ihlallerde bir katı oranında

artırılmaktadır. Bu bakımından işbu dosya kapsamında ADIDAS tarafından gerçekleştirilen yeniden satış fiyatının tespiti ihlalinin üç yıldan uzun dört yıldan kısa sürmesi nedeniyle, Yeni Ceza Yönetmeliği uyarınca belirlenecek başlangıç ceza oranının beşte üçü oranında artırılması gerekmektedir.

(179) Bu çerçevede, ADIDAS hakkında uygulanacak idari para cezası oranı belirlenirken yukarıda yer verilen mevzuat hükümleri dikkate alınarak, ADIDAS tarafından gerçekleştirilen ihlale yönelik temel para cezası başlangıç oranı %(.....) olarak belirlenmiş ve ihlal süresi göz önünde bulundurularak ceza oranı beşte üçü oranında artırılarak %(.....) oranına ulaşılmıştır.

(180) Diğer yandan, Yeni Ceza Yönetmeliği’nin 6. maddesi çerçevesinde ağırlaştırıcı bir unsurun bulunmadığı değerlendirilmiş, ancak ilgili Yönetmelik’in 7. maddesinin birinci fıkrasının (d) bendi ve Rekabeti Sınırlayıcı Anlaşma, Uyumlu Eylem ve Kararlar ile Hâkim Durumun Kötüye Kullanılması Halinde Verilecek İdari Para Cezalarına İlişkin Kılavuzun (Ceza Kılavuzu) 52, 53 ve 54. paragrafları dikkate alınarak teşebbüsün yıllık gayri safi gelirleri içinde bulunan yurt dışı satış gelirleri (%(.....)) de indirim kapsamında değerlendirilmiş ve uygulanacak idari para cezası oranı %(.....) oranında olarak tespit edilmiştir.

(181) Yukarıda yapılan tespit ve değerlendirmeler ışığında, uygulanacak idari para cezasının tespitinde teşebbüsün lehine olması nedeniyle Eski Ceza Yönetmeliğinin esas alınmasına karar verilmiştir.

Sayfa 50

J. SONUÇ

(182) Rekabet Kurulunun 28.08.2024 tarihli ve 24-35/856-M sayılı kararı uyarınca yürütülen

soruşturma ile ilgili olarak düzenlenen Rapor’a, toplanan delillere, yazılı ve sözlü

savunmaya ve incelenen dosya kapsamına göre,

 Adidas Spor Malzemeleri Satış ve Pazarlama Anonim Şirketi’nin yetkili satıcılarının yeniden satış fiyatını tespit etmek suretiyle 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun’un 4. maddesini ihlal ettiğine,

 Bu kapsamda, 4054 sayılı Rekabetin Korunması hakkında Kanun’un 16. maddesinin üçüncü fıkrası ile 15.09.2009 tarih ve 27142 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Rekabeti Sınırlayıcı Anlaşma Uyumlu Eylem ve Kararlar ile Hakim Durumun Kötüye Kullanılması Halinde Verilecek Para Cezalarına İlişkin Yönetmelik’in 5. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi, ikinci fıkrası ve üçüncü fıkrasının (a) bendi uyarınca uyarınca 2024 yılı gayrisafi geliri üzerinden takdiren % (.....) olmak üzere Adidas Spor Malzemeleri Satış ve Pazarlama Anonim Şirketi’ne (.....) TL idari para cezası verilmesine

gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 60 gün içinde Ankara İdare Mahkemelerinde

yargı yolu açık olmak üzere OYBİRLİĞİ ile karar verilmiştir.

,

Tablolardaki bazı değerler Rekabet Kurumu tarafından ticari sır gerekçesiyle (.....) şeklinde gizlenmiştir.

Atıf zinciri

Aynı toplantıda alınan kararlar

Bu toplantının tüm kararları

Bu kararın işiniz için ne anlama geldiğini konuşalım

Rekabet hukuku uyumu, soruşturmalar ve birleşme-devralma süreçlerinde uçtan uca destek veriyoruz.